Tom hala eskiden sürdüğü kırmızı spor arabaya sahip mi?Does Tom still have that red sports car he used to drive?
Tom Mary'nin eski gitarını kime vereceğine karar verdiğini biliyordu.Tom knew who Mary had decided to give her old guitar to.
Eski günlerde daha iyiydi.It was better in the old days.
Tom'un eski arabası sonunda bozuldu.Tom's old car has finally given up the ghost.
Eski el yazmaları elle kopyalanmıştır.Ancient manuscripts were copied by hand.
Bu bilim adamı eski el yazmalarını inceler.This scholar studies ancient manuscripts.
Biz eskiden aynı takımdaydık.We used to be on the same team.
Biz eskileri değil, yeni düşünceleri istiyoruz.We want new ideas, not old ones.
Bu eski ev perili.This old house is haunted.
O çok eski bir şarkı.That's a very old song.
Eskiden bu gölde yüzerdim.We used to swim in this lake.
Tom eski bir asker.Tom is an ex-soldier.
Eskiden çok yüzerdim.I used to swim a lot.
Tom benim eski bir tanıdık.Tom is an old acquaintance of mine.
Tom eski paraları toplar.Tom collects old coins.
Tom bizim en eski üyemiz.Tom is our oldest member.
Bu eski evin iyi bir kahyaya ihtiyacı var.This old house needs a good housekeeper.
Eskiden yüzebildiğim kadar iyi yüzemiyorum.I can't swim now as well as I used to be able to.
Eskiden birlikte çok şey yapardık.We used to do a lot of things together.
Tom eski lambaların tozunu aldı.Tom dusted off the old lamp.
Tom bana bu eski paraları verdi.Tom gave me these old coins.
Ben oldukça eski kafalıyım.I'm fairly old-fashioned.
Onlarınki bizimki kadar eski değil.Theirs is not as old as ours.
Eski bir arkadaş iki yeni arkadaştan daha iyidir.An old friend is better than two new ones.
Tom Mary'nin eski gitarını kime vermeye karar verdiğini bilmiyor.Tom doesn't know who Mary has decided to give her old guitar to.
Tom, Mary'nin eski gitarını kime vermeye karar verdiğini bilmiyordu.Tom didn't know who Mary had decided to give her old guitar to.
Tom'un bodrumunda eski bir radyosu var.Tom has an old radio in his basement.
Eski kiracılarımla sorunlar yaşadım.I had problems with my former tenants.
Noel eskisi gibi değil.Christmas isn't like it used to be.
Eski moda Noel yemeği yemeyi planlıyoruz.We plan to have an old-fashioned Christmas dinner.
Tom, Mary'nin eski bir erkek arkadaşıdır.Tom is an old boyfriend of Mary's.
Tom Mary'nin eski bir öğrencisi.Tom is a former student of Mary's.
Birkaç iyi eski arkadaşa rastladım.I met up with a couple of good old friends.
İyi eski dostlar yanınızda duracaktır.The good old friends will stand by your side.
İyi eski bir tanıdığa bir mektup gönderdim.I sent a letter to a good old acquaintance.
İyi eski dostları ihmal etmemelisiniz.You shouldn't neglect good old friends.
En eski çocukluk anınız nedir?What is your earliest childhood memory?
Yeni bilgisayar eski bilgisayardan on kat daha hızlı.The new computer is ten times faster than the old.
Tom arka bahçesinde bir eskimo kulübesi inşa etti.Tom built an igloo in his backyard.
Tom eski karısını tanımadı.Tom didn't recognize his ex-wife.
O eski moda bir şapka satıyor.She's selling an old-fashioned hat.
Eskiden ölüm ilanlarının iç karartıcı olduğunu düşünürdum.I used to think obituaries were depressing.
Çocuklar eskiden bana ne derdi biliyor musun?Do you know what the kids used to call me?
Eskiden birlikte basketbol oynardık.We used to play basketball together.
Eskiden kendi hizmetkarlarımız vardı.We used to have our own servants.
Tom hala eski çevirmeli bir telefon kullanıyor.Tom still uses an old dial telephone.
Tom eskiden bir Fransızca öğretmeniydi.Tom was formerly a French teacher.
Eskiden burada partiler verirdik.We used to throw parties here.
Tom eskiden bir banka katibiydi.Tom was formerly a bank clerk.
Eskiden eroin bağımlısıydım.I used to be a heroin addict.
Bir Eskimo evi inşa edeceğim.I'm going to build an igloo.
Eskiden sahilde otururdum.I used to live on the coast.
Bu gerçekten eskiyor.This is getting really old.
Kocam eski askerdir.My husband is a veteran.
Tom daha sonra eski görevine getirildi.Tom was later reinstated.
Sistem eskidir.The system is outdated.
Eski günler gibidir.It's like the old days.
Eskiden daha genç görünürdüm.I used to look younger.
Eski ofis daha az aydınlatılmıştı.The old office was less illuminated.
Bu eski paraları Tom'dan aldım.I got these old coins from Tom.