Ana içeriğe geç
Sözlük

eski ile cümle

eski kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Siz eski arkadaşsınız, değil mi?You're old friends, aren't you?
Sence benim eski gitarım değerli midir?What do you think my old guitar is worth?
Eski yolun sorunu neydi?What was wrong with the old way?
O eskisi gibi değildi.That wasn't the way it was.
O eski bir İrlanda geleneği.It's an old Irish tradition.
Eskiden Tom'la okula giderdim.I used to go to school with Tom.
Bu aynı eski hikaye.It's the same old story.
Eskinin neyi vardı?What was wrong with the old one?
Tom'un arabası benimkinden çok daha eskidir.Tom's car is a lot older than mine.
Tom'un arabası benimkinden daha eskidir.Tom's car is older than mine.
En eski anın nedir?What's your earliest memory?
Eski gitarınla ne yaptın?What did you do with your old guitar?
Tom eski bilgisayarını bir gitarla takas etti.Tom traded his old computer for a guitar.
Bana eski bir dırdırcı mı dedin?Did you just call me an old grouch?
Tom'un eski bir mahkum olduğunu bilmiyor muydun?Didn't you know that Tom was an ex-con?
Bu eski bir gelenek.It's an old custom.
Tom Mary'ye tüm eski elbiselerinden kurtulması gerektiğini söyledi.Tom told Mary that she should get rid of all her old clothes.
Tom, Mary'nin eski arabasını kullanmak istemiyordu.Tom didn't want to drive Mary's old car.
Görme yeteneğim eskisi kadar iyi değil.My eyesight isn't as good as it used to be.
Fransızcam eskisi kadar iyi değil.My French isn't as good as it used to be.
İşitmem eskisi kadar iyi değil.My hearing isn't as good as it used to be.
Eskiden sevgi ile cinselliği ilişkilendirirdim.I used to correlate love with sex.
Mary eskiden bir kuafördü.Mary used to be a hairdresser.
Benim eski olanları alsın. Onlar hâlâ oldukça yeni.Let him take my old ones. They are still quite new.
Burada eski bir gerçeğin teyidini görüyoruz: savaş asla faydalı değildir.Here we see confirmation of an old truth: war is never useful.
Böylece eski bir gerçeğin doğrulandığını görüyoruz: savaş her zaman faydasızdır.Thus we see an old truth confirmed: war is always useless.
Ben hâlâ eskisi gibi aynı kişiyim.I'm still the same person I used to be.
Eski ahır çöktü.The old barn fell down.
Eski ahır yandı.The old barn burned down.
O, eski gazetelerin hâlâ yararlı olduğunu düşünüyor.He thinks old newspapers are still useful.
Mary ağacın altında oturdu, on dokuzuncu yüzyıldan kalan eski bir kitap okudu.Mary sat under the tree, reading an old book from the nineteenth century.
Eski kitap küflüydü.The old book was moldy.
Eski ceketimi yıprattığım için yeni bir tane almam gerekiyor.Because I've worn out my old coat I need to buy a new one.
Eskiden cadıların gerçek olduğunu düşünürdüm. Bugün onların gerçek olduğunu biliyorum.I used to think that witches were real. Today I know they are real.
Ayakkabılarım çok eski. Yenilerine ihtiyacım var.My shoes are too old. I need some new ones.
Bu fıkra çok eski!This joke is ancient!
Tom garajında eski bir kasa buldu.Tom found an old safe in his garage.
Caddeler eski mağazalarla kaplı.The streets are lined with old shops.
Bu sayfiye artık eskisi kadar popüler değil.This summer resort is no longer as popular as it used to be.
O, daha yakın bir için tıraş kremiyle eski moda jilet kullanır.He uses an old-fashioned razor, with shaving cream, for a closer shave.
Kent, bu eski tarihi binayı restore etti.The town restored this old historic building.
Mary kocası hakkında yine yakındı - aynı eski hikaye.Mary complained about her husband again - the same old story.
Kyoto'da şans eseri eski bir arkadaşa rastladım.By chance, I ran into an old friend in Tokyo.
Tepedeki ev çok eski.The house that stands on the hill is very old.
Bu eski bir Alman geleneği.That's an old German custom.
Bu eski bir Amerikan âdeti.That's an old American custom.
O eski bir Rus geleneği.That's an old Russian custom.
O, eski bir Japon geleneği.That's an old Japanese custom.
O eski bir Kanada geleneğidir.That's an old Canadian custom.
Bu eski bir Çin geleneği.This is an ancient Chinese custom.
O eskisi kadar aktif değil.He's not as active as he used to be.
İspanyolca eskiden Filipinler'in resmi diliydi.Spanish used to be the Philippines' official language.
Güneş eski yelkenlinin önündeki suda parlıyordu.The sun glittered on the water in front of the old sailboat.
Tom'un eskisi kadar aptal olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is as stupid as he used to be.
Eskiden bu köprü paralıydı.This bridge used to be a toll bridge.
Tom'un eski aşkına geri döndüğünü duydum.I heard Tom is back with his ex.
Birkaç tane eski bilgisayarım var.I have several old computers.
Eskisi kadar çok ertelemem.I don't procrastinate as much as I used to.
Ben eskisi gibi geceleri dışarı çıkmıyorum.I don't go out at night like I used to.
Ben eski trombonumu Tom'a vermeliydim.I should've given Tom my old trombone.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod