Ruhun birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin.стараючись держати единеннє духа в мирному союзї.
Ruhun birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin.стараясь сохранять единство духа в союзе мира.
Ruhun birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin.ושקדו לשמר את אחדות הרוח באגדת השלום׃
Ruhun birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin.مجتهدين ان تحفظوا وحدانية الروح برباط السلام.
Ruhun birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin.用 和 平 彼 此 聯 絡 、 竭 力 保 守 聖 靈 所 賜 合 而 為 一 的 心
Ruhun birliğini esenlik bağıyla korumaya gayret edin.用 和平 彼此 聯絡 、 竭力 保守 聖靈 所 賜合 而 為一 的 心
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.A vstavše velmi ráno, přisáhli jeden druhému. I propustil je Izák, a oni odešli od něho v pokoji.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Bittida följande morgon svuro de varandra eden; sedan lät Isak dem gå, och de foro ifrån honom i frid.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.아침에 일찌기 일어나 서로 맹세한 후에 이삭이 그들을 보내매 그들이 평안히 갔더라
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Morgenen efter stod de tidlig op og svor hverandre sin ed; siden lot Isak dem fare, og de drog fra ham fred.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Næste Morgen svor de hinanden Eder, og derefter tog Isak Afsked med dem, og de drog bort i Fred.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Potem wstawszy bardzo rano przysięgli jeden drugiemu; i wyprowadził je Izaak, i odeszli od niego w pokoju.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Potom vstali skoro ráno a prisahali druh druhovi, a Izák ich prepustil, a odišli od neho v pokoji.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Qua ngày sau, chúng đậy sớm, lập lời thề với nhau. Rồi, Y-sác đưa các người đó đi về bình yên.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Qua_ngày sau , chúng đậy sớm , lập lời thề với nhau . Rồi , Y-sác đưa các người đó đi_về bình_yên .
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Reggel pedig felkelvén, egymásnak megesküvének, és elbocsátá õket Izsák, és elmenének õ tõle békességgel.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.Zjutraj pa vstanejo s svitom ter prisežejo drug drugemu; in Izak jih spremi ter odidejo od njega v miru.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.И встав рано утром, поклялись друг другу; и отпустил их Исаак, и они пошли от него с миром.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.На сутринта станаха рано и се заклеха един за друг; после Исаак ги изпрати и те си отидоха от него с мир.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.וישכימו בבקר וישבעו איש לאחיו וישלחם יצחק וילכו מאתו בשלום׃
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.ثم بكروا في الغد وحلفوا بعضهم لبعض وصرفهم اسحق. فمضوا من عنده بسلام.
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.他 們 清 早 起 來 彼 此 起 誓 . 以 撒 打 發 他 們 走 、 他 們 就 平 平 安 安 的 離 開 他 走 了
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.他 們 清早 起 來 彼此 起誓 . 以撒 打發 他 們走 、 他 們 就 平平安安 的 離開 他 走了
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.A celui qui est ferme dans ses sentiments Tu assures la paix, la paix, Parce qu`il se confie en toi.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Celui cu inima tare, Tu -i chezăşluieşti pacea; da, pacea, căci se încrede în Tine.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Človeka, ktorého myseľ je opretá na teba, Bože, zachováš v pokoji, áno, v pokoji, lebo sa nadeje na teba.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Člověka spoléhajícího na tě ostříháš v pokoji; v pokoji, nebo v tebe doufá.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Człowieka spolegającego na tobie zachowywasz w pokoju, w pokoju mówię: bo w tobie ufa.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Den som är fast i sitt sinne bevarar du i frid, i frid; ty på dig förtröstar han.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Den som har et grunnfestet sinn, ham lar du alltid ha fred, for til dig setter han sin lit.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Du erhältst stets Frieden nach gewisser Zusage; denn man verläßt sich auf dich.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.hvis Sind er fast, som vogter på Fred, thi det stoler på dig.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Il suo animo è saldo; tu gli assicurerai la pace, pace perché in te ha fiducia
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.inek] szíve [reád] támaszkodik, megõrzöd [azt] teljes békében, mivel Te benned bízik;
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.주께서 심지가 견고한 자를 평강에 평강으로 지키시리니 이는 그가 주를 의뢰함이니이다
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Njemu, ki je stanoviten v misli, hraniš večni mir, ker upa vate.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Tu conservarás em paz aquele cuja mente está firme em ti; porque ele confia em ti.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Tú guardarás en completa paz a aquel cuyo pensamiento en ti persevera, porque en ti ha confiado
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.TUHAN, Engkau memberi damai dan sejahtera kepada orang yang teguh hatinya, sebab ia percaya kepada-Mu
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Vakaamieliselle sinä talletat rauhan, rauhan, sillä hän turvaa sinuun.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Θελεις φυλαξει εν τελεια ειρηνη το πνευμα το επι σε επιστηριζομενον, διοτι επι σε θαρρει.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Твердого духом Ты хранишь в совершенном мире, ибо на Тебя уповает он.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Ще опазиш в съвършен мир Непоколебими ум, Защото на Тебе уповава.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.יצר סמוך תצר שלום שלום כי בך בטוח׃
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.ذو الراي الممكن تحفظه سالما سالما لانه عليك متوكل.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.堅 心 倚 賴 你 的 、 你 必 保 守 他 十 分 平 安 、 因 為 他 倚 靠 你
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.堅心 倚賴 你 的 、 你 必 保守 他 十分 平安 、 因為 他 倚靠你
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Akkor monda Saul: Hozzátok ide az égõáldozatot és a hálaáldozatokat. És égõáldozatot tõn.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Allora Saul diede ordine: «Preparatemi l'olocausto e i sacrifici di comunione». Quindi offrì l'olocausto
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Alors Saül dit: Amenez-moi l`holocauste et les sacrifices d`actions de grâces. Et il offrit l`holocauste.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Atunci Saul a zis: ,,Aduceţi-mi arderea de tot şi jertfele de mulţămire.`` Şi a jertfit arderea de tot.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Bấy giờ, Sau-lơ nói: Hãy đem đến cho ta của lễ thiêu và của lễ thù ân; rồi người dâng của lễ thiêu.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Bấy_giờ , Sau-lơ nói : Hãy đem đến cho ta của lễ thiêu và của lễ thù ân ; rồi người dâng của lễ thiêu .
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.besloot deze het brandoffer en de vrede-offers zelf te brengen.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Då sade Saul: »Fören fram till mig brännoffers- och tackoffersdjuren.» Därpå frambar han brännoffret.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Da sa Saul: Kom hit til mig med brennofferet og takkofferne! Og så ofret han brennofferet.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Da sprach Saul: Bringt mir her Brandopfer und Dankopfer. Und er opferte Brandopfer.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Então disse Saul: Trazei-me aqui um holocausto, e ofertas pacíficas. E ofereceu o holocausto.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.사울이 가로되 번제와 화목제물을 이리로 가져오라 하여 번제를 드렸더니
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.sagde han: "Bring Brændofferet og Takofrene hen til mig!" Så ofrede han Brændofferet.