Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar.Și unele medicamente folosite în psihiatrie funcționează pe același principiu.
Seçimlerde ilk kez aday esaslı blok oy sistemi uygulanmıştır.Au fost adoptate cu această ocazie reguli de votare foarte complicate.
Ancak, sicim esaslı güçlü kuvvetin tanımı deneysel bulgulara ters düşen çok fazla öngörüde bulunmuştur.A központi hatalom gyengülése szinte azonnal elszakadási kísérletekhez vezetett.
Planet Math'da Esaslı TekillikCsillagászatportál Matematikaportál
Tofu ve soya sütü gibi fasulye esaslı ürünler günümüzde yine popüler protein kaynaklarıdır.Sojaprodukter som tofu og tempeh er normale proteinkilder.
Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar.Gassdrevne gjennomstrømningsvarmere fungerer prinsipielt på samme måte som elektriske.
Kola ve dekstrin esaslı yapıştırıcılar b.D- og E-dekket rommet lugarer.
İş hacminin üçte ikisi, giysi esaslı konfeksiyondan oluşur.Forvingenes ytre to tredjedeler er ganske tynt skjellkledte og gjennomsiktige.
Akışkan tipleri ise sıvı veya gaz esaslı olabilirler.Senyawa molekuler dapat juga berupa cairan atau gas.
Bakü füniküleri 2001'de ve 2007'de iki kez esaslı tekrar tamir edilmiştir.当ケーブルカーは、2001年および2007年に見事に修理された。
Depremden sonra esaslı bir tamir gördü.地震后安巴托经过了彻底的重建。
Ancak, sicim esaslı güçlü kuvvetin tanımı deneysel bulgulara ters düşen çok fazla öngörüde bulunmuştur.当然,更精确的实验发现了重要的偏差。
Dispersiyon esaslı yapıştırıcı ve kaplama lakları c.1 C版新增音轨。
Bakü füniküleri 2001'de ve 2007'de iki kez esaslı tekrar tamir edilmiştir.徐汇新村曾经在1994年以及2007年经过两次较大规模的整修。
Seçimlerde ilk kez aday esaslı blok oy sistemi uygulanmıştır.בפעם הראשונה, נערכה שם הצבעה חשאית.
Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar.ככלל, תאי הדלק השונים פועלים באופן דומה.
Bu etki sonradan manyetizma olarak isimlendirildi ve esaslı olarak ilk kez 17. yüzyılda incelendi.Този ефект по-късно е наречен магнетизъм и бива сериозно изучен за първи път през 17 век.
Hukuk sistemi Şeriat esaslıdır.Съдебната система е петинстанционна.
Bu yüzden, diğer bütün esaslı tekillikler gibi korunmalı tekilliktir.Kao svaki drugi otpad, mora ga se uređeno zbrinuti.
Akışkan tipleri ise sıvı veya gaz esaslı olabilirler.Rashladno sredstvo može biti tekućina ili plin.
24 saat esaslı saatler en az 15. yüzyıldan bu yana kullanıla gelmiştir.Moderné 24-hodinové hodiny sa používajú od 14. storočia.
Depremden sonra esaslı bir tamir gördü.Po potresu je bil skrbno obnovljen.
Üre nitrat gübre esaslı bir yüksek patlayıcıdır.Azoto tricloridas yra pavojinga sprogstamoji medžiaga.
1943-1946 yılları arasında esaslı bir restorasyon geçirdi.Aastatel 1949–1956 toimus põhjalik restaureerimine.
Esaslı bir risk değerlendirmesi nesnel, tarafsız ve şeffaf olur.Me ei tea, kas ta esitab tuletusliku või erapooletu väite.
AB’de aile esaslı önleme daha hedefe odaklı ve ihtiyaç esaslı hale gelmektedir.Chez les préadolescents, l’influence de la famille l’emporte sur celle des pairs.
AB’de aile esaslı önleme daha hedefe odaklı ve ihtiyaç esaslı hale gelmektedir.I EU håller familjebaserad prevention på att bli mer målinriktad och tydligare behovsstyrd.
AB’de aile esaslı önleme daha hedefe odaklı ve ihtiyaç esaslı hale gelmektedir.În UE, prevenirea prin familie devine mai orientat≤ ªi mai ferm axat≤ pe nevoi.
AB’de aile esaslı önleme daha hedefe odaklı ve ihtiyaç esaslı hale gelmektedir.Prevence zaměřená na rodinu začíná být v EU cílenější a výrazněji vychází z potřeb.
AB’de aile esaslı önleme daha hedefe odaklı ve ihtiyaç esaslı hale gelmektedir.V EU postaja preprečevanje v družinah vse bolj ciljno naravnano in vse bolj temelji na potrebah.
AB’de aile esaslı önleme daha hedefe odaklı ve ihtiyaç esaslı hale gelmektedir.Στα piαιδιά piροεφηβικής ηλικίας, η εpiιρροή της οικογένειας υpiερισχύει έναντι της εpiιρροής των συνοµηλίκων.
AB’de aile esaslı önleme daha hedefe odaklı ve ihtiyaç esaslı hale gelmektedir.Семейно-базираната превенция в ЕС все по-често е обект на целеви мерки и все по-здраво основана на нуждите.
Aile esaslı önlemeCsaládi megelőzés
Aile esaslı önlemeFamiliebaseret forebyggelse
Aile esaslı önlemeFamilienbasierte Prävention
Aile esaslı önlemePreprečevanje v družini
Aile esaslı önlemePrevenção baseada na família
Aile esaslı önlemePrevencia založená na rodine
Aile esaslı önlemePrevenirea prin familie
Aile esaslı önlemePrévention au niveau de la famille
Aile esaslı önlemePrevenzione in ambito familiare
Aile esaslı önlemeSelectieve preventie
Aile esaslı önlemeСемейно-базирана превенция
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.Dar acestea sunt, în cel mai bun caz, doar schițe ceea ce mă enervează.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.É isso que me irrita.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.하지만 그건 대략적인 스케치만 던져줍니다. 바로 그런 사실이 저를 약오르게 했죠.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.lenže prinajlepšom vo forme skíc a náčrtov, a to je to, čo ma rozčuľuje.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.Sie sind aber im besten Falle Skizzen, was mich gestört hat.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.Som bäst blir det ändå bara skisser, vilket är retfullt.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.Однак виходять щонайбільше нариси того,що можна зробити, що власне мене і дратувало.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.אבל הם סקיצות במקרה הטוב, וזה מה שמעצבן אותי.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.ولكن هذه الأفكار هي مقطوعات موسيقية غير موزونة وهذا بحد ذاته ما يزعجي.
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.それに満足できなかったのです もしもひょっとして
Ama asıl canımı sıkan konu onların esaslı taslaklar olmaları.但係佢哋最多只係簡單嘅音樂 所以令我好困擾
Ama dünyanın düzenini esaslı bir değişliğe uğratmak için dişi enerjiye ihtiyacımız var.Aber für echte Veränderungen brauchen wir weibliche Energie in der Führung der Welt.
Ama dünyanın düzenini esaslı bir değişliğe uğratmak için dişi enerjiye ihtiyacımız var.Ale pre skutočnú zmenu potrebujeme ženskú energiu v riadení sveta.
Ama dünyanın düzenini esaslı bir değişliğe uğratmak için dişi enerjiye ihtiyacımız var.Dar pentru schimbari adevarate e nevoie de energie feminina in gestionarea lumii.
Ama dünyanın düzenini esaslı bir değişliğe uğratmak için dişi enerjiye ihtiyacımız var.De a valódi változáshoz a világ vezetésében női energiákra van szükségünk.
Ama dünyanın düzenini esaslı bir değişliğe uğratmak için dişi enerjiye ihtiyacımız var.Ke skutečné změně však ve vedení světa potřebujeme ženskou energii.
Ama dünyanın düzenini esaslı bir değişliğe uğratmak için dişi enerjiye ihtiyacımız var.하지만 진심으로 변화를 원한다면, 이 세상을 경영하기 위해 우리는 여성의 힘이 필요합니다.