Yerleştirme, genellikle dönemin başında müdür tarafından teoride yaş esasına göre yapılır.Η τοποθέτηση γενικά αποφασίζεται στην αρχή της σχολικής περιόδου από τον Διευθυντή, θεωρητικά βάσει ηλικίας.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Ο σύλλογος βασίζεται αποκλειστικά στην εθελοντική δράση.
Bu yöntem kümedeki yıldızların uzayda ortak bir hareket paylaştığı esasına dayanır.Σε αυτή χρησιμοποιείται το γεγονός ότι οι αστέρες ενός σμήνους έχουν ταυτόσημη κίνηση στον χώρο.
Bugün (6 mil esasına göre) Ege Denizi'nin %40'ı Yunan karasularıdır.Δηλαδή, το 0,41% των Αμερικανών έχουν ρίζες ελληνικές.
Eğitimin esası, tayin edilen programın hazmedilmesidir.Sådan vælger du det rigtige træningsprogram.
Kuvvetler ayrımı esasını ortaya atmıştır.Forterne havde adskille svagheder.
Kanûn-ı Esâsî'de Osmanlı Devleti'nin monarşi (md.Fangen på Munkholmen (Han d'Islande).
Onlar sermayeci kültürün iktisadi erdemlerini insanlığın esasiyel niteliklerinden saymışlardır.Han ser religionerne som personlige livsstadier i menneskehedens levnedsløb.
Kanun-i Esasi uyarınca iki kanatlı bir parlamento oluşturuldu.En lovstiftende forsamling ble dannet med to kamre.
Esasında Harran şehri Haçlılar için hiç çekici değildi.Men plyndringen av byen var ikke nok for korsridderne.
Bu oyun, ebe olan oyuncunun öbür oyuncuların gölgelerine basma esasına dayanır.Utespiller: Dette er det resten av utelagets spillere gjør.
Esasında Io yumrusu Jovian manyetosferinin dinamiklerini değiştirmektedir.Hennes undersøkelser av juvelen vekker tilfeldigvis djinnen.
Android KitKat esasında yaratıltı.Krøniken er moralsk oppbygget.
Aralarındaki ilişki özgürlük ve bağlılık arasındaki bir denge esasına dayanmaktaydı.Hva er sammenhengen mellom moralsk ansvar og fri vilje?
Kanun-i Esasi, üye sayısı 30'a varan bir özel kurul (Meclis-i Mahsus) tarafından yapılmıştır.Jumlah anggota panitia khusus ditetapkan oleh rapat paripurna paling banyak 30 (tiga puluh) orang.
Bir hitap çeşidi olan konferans, bilgi verme esasına dayanmaktadır.Namun Dewan bertemu dalam berbagai bentuk tergantung pada topik.
Nitekim bu esasın ismi de buradan doğmuştur.Cái tên Sinh Từ cũng ra đời vào thời điểm đó.
"Kânûn-ı Esâsî".Vương hãy kính theo."
İmparatorluğun eyaletlerine (yönetim alanında) daha geniş yetkiler verilmesi esasını konu alır.領土では(帝国ではなく)権力は益々束ねられた。
Esasında son derece lüks bir yaşantı içerisindedirler.長居 優樹(ながい ゆうき) 主人公。
Mahkemelerde şahitlik hususunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında eşitlik esası kabul ediliyordu.ムスリムになるためには、証人となるムスリムの前で信仰告白の手続きを取ることが必要である。
Senato üyeleri gizli oyla dolaylı oy kullanma esasına göre seçilirler.下院議員は、直接の秘密投票を通して選ばれる。
Böyle bir tartışmalarda genelde son oy sahibi İşverendir. Yarışma esasında.芸能人・プロスポーツマン大会ともに、この競技が最後の種目として行われることが多い。
"Kânûn-ı Esâsî".「ニャーゴ」と鳴く。
Esası, bir müzik parçasının tekrarlanan nakaratıdır.その代わりにあるのは連続した音楽の流れである。
Her tur verilen konu İngiliz Parlamenter Sistemi esasına dayanarak tartışılır.分割案はイギリス議会で精力的に議論された。
Dörtlük esasına dayanır.は4連覇をはたす。
Buna karşılık Kanûn-ı Esâsî resmen yürürlükte kaldı.」於是,決定背著相王,立即行動。
"Kânûn-ı Esâsî".金堂知縣』。
Buna karşılık Kanûn-ı Esâsî resmen yürürlükte kaldı.박천(博川)의 지천사(遲川祠)에 제향(祭享)되었다.
İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır.왜냐하면 사생활에 대한 관심은 동시에 소비와 레저에 대하는 관심이기 때문이다.
Bu ise holografinin esasını teşkil etmektedir.좀더 구체적으로는 홀로그램 등의 기술을 의미.
Zaten boru tipi hoparlörlerin çalışma şekillerinin esası da budur.이곳은 뾰족한 형태의 성층화산들로 관광 명소이다.
Ne var ki, folklor esasında halk kültürünün tamamını kapsar.그렇지만, 보스니아인이 대부분 문화의 중심을 잡고 있다.
Tüm bilgisayarların merkezi bir sunucuya doğrudan bağlanması esasına dayanır.ניהול מידע האימות של כל הלקוחות מרוכז במקום אחד.
Daha önce, yeni dergi veya haber bültenleri, yayın esasına göre satıldı.בעבר, מגזינים או חדשות ששוחררו למכשירים נמכרו על בסיס כל שחרור.
Cooper esasında yalnızca metal içinde yalıtılmış iletken çift formunu göz önünde bulundurmuştu.קופר התייחס במקור רק למקרה של זוג מבודד במתכת.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.רבות מהופעותיהם נעשו בהתנדבות.
Genellikle içinde toz bulunan havanın bazen de spreylerin çekilmesi esasına dayanan preparat.בתקופה זאת יש לזכר גם שקי אויר בלסת שלפעמים בולטים קצת החוצה.
Tek eşle evlilik esası getirildi.סי., הוכרו נישואים חד-מיניים באמצעות חקיקה.
1878 — İngiliz mühendisi Dugal Clerk iki zaman esasına göre çalışan ilk motoru yaptı.ב-1881 רשם המהנדס דוגלד קלארק (Dugald Clerk) פטנט על מנוע שתי פעימות.
Daha önce, yeni dergi veya haber bültenleri, yayın esasına göre satıldı.По-рано, всеки нов вестник или списание се продават поотделно на брой.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.Мнозина доброволно напуснаха работа.
Bu ise holografinin esasını teşkil etmektedir.Това довежда до хипотезата за холографския принцип.
Esası Rose-Croixlardan alınmıştır.Използван е за круизи.
Bu, elektrik jeneratörlerinin esası oldu.Това става със система от електрически импулси.
Reanimation, Linkin Park'ın 2002 yılında Hybrid Theory albümünün şarkıları esasında çıkardığı remix albümdür.През 2002 Linkin Park издават албума-ремикс Reanimation, съдържащ и ремикси от Hybrid Theory.
Birinci İnönü Muharebesinden sonra Teşkilat-ı Esasiye (İlk Anayasa) ilan edilmiştir.Obred koji slijedi nakon prvog stupnja skidanja ihrama, jeste tavaf al-ifada (poznat i kao tavaf al-zijare).
Karşılıklı yarar esasını benimseyen şirket bireysel ve kurumsal tüm sınıfları içinde barındırıyordu.Samoubojstvo je zastupljeno proporcionalno, unutar svih razina i skupina zajednice.
Kanun-i Esasi uyarınca iki kanatlı bir parlamento oluşturuldu.Nakon pruskog prvog ustava, oblikovan je dvodomni parlamenta.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Udruga funkcionira na principu volonterskog rada.
Terdid sanatının esası, sözü tahmin edilmeyen ters bir sonuca bağlamaya dayanır.Cilj umjetnosti je prodrijeti u nepoznato.
Bloke edici azınlık ise, nüfus esası dikkate alınmak suretiyle en az 4 üye devlet olarak belirlendi.Blokujúcu menšinu by mysela tvoriť najmenej štyria členovia Rady.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Štruktúra hnutia je plne dobrovoľnícka.
Tek dereceli çoğunluk esasına dayanan seçim kanunu kabul edildi.Keďže návrh zákona bol prijatý iba potrebnou väčšinou, má odporcov.
Bu, elektrik jeneratörlerinin esası oldu.Ide o jednosmerný generátor elektrickej energie.
1930-1969 Looney Tunes karakterleri esasına göre yapılmıştır.V rokoch 1966-1969 boli reštaurované fresky.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.Tento model kvalifikovanej väčšiny sa má uplatňovať od 1. novembra 2014.
Onlar sermayeci kültürün iktisadi erdemlerini insanlığın esasiyel niteliklerinden saymışlardır.Strinjala sta se, da so temelj vladavine elit izredne osebnostne lastnosti tistih, ki tvorijo elito.
Musa, Sina dağında Yahudiliğin esâsı olan 10 Emir'i alır.Siejama su 10 Dievo įsakymų davimu ant Sinajaus kalno.