Yeni Zelanda'da esasen Martinborough, Marlborough, Waipara ve Central Otago'da yetiştirilir.In New Zealand, it is principally grown in Martinborough, Marlborough, Waipara and Central Otago.
Masazır çevresi esasen açık bir çalılık peyzajıdır.The surroundings around Masazır are essentially an open bush landscape.
Verimlilik esasen fan direnci nedeniyle yüksek hızlarda önemli ölçüde azalır.Efficiency reduces dramatically at high speeds mainly due to fan resistance.
Bunun yerine esasen veya yalnızca çeşidin adına veya eşanlamlılarına dayandıkları görülmektedir.Instead, they seem to have been based primarily or solely on the name or synonyms of the variety.
Esasen ekonomik nedenlerden dolayı Spratlys'deki adalara sahip çıkmıştı.[3]It was principally for economic reasons, therefore, that he claimed islands in the Spratlys.[6]
Esasen Güney Slav, diğer Balkan mutfakları ile ortak özellikler taşımaktadır.Essentially South Slavic, it shares characteristics with other Balkans cuisines.
Esasen, tüm standart buz hokeyi kuralları, kızak hokeyi için de geçerlidir.Essentially all of the standard rules of ice hockey apply to sledge hockey.
Geonları yapısal temeller olarak kullanmak esasen iki önemli avantaj sağlar.Using geons as structural primitives results in two key advantages.
Alpaka esasen yünü için yetiştirilir.The alpaca is mainly raised for its wool.
1965'te Landin, esasen bir devamlılık biçimi olan J operatörünü tanıttı.In 1965, Landin introduces the J operator, essentially a form of continuation.
Esasen Çin WS-1 roketinin bir klonudur. [1]It is essentially a clone of the Chinese WS-1 rocket.[1]
"Pulpotomi" adı verilen bu prosedür, esasen tüm ağrıyı ortadan kaldırma eğilimindedir.This procedure, called a "pulpotomy", tends to essentially eliminate all the pain.
Uçuş, esasen John Glenn'in Merkür-Atlas 6 görevinin bir tekrarı olarak üç Dünya yörüngesi içindi.The flight was for three Earth orbits, essentially a repeat of John Glenn's Mercury-Atlas 6.
Devlete ait Xinhua Haber Ajansı, "Hikayelerin esasen yalan haberler olduğunu" söyledi.The state-owned Xinhua News Agency claimed that "the stories were essentially fake news".
1878'de imzalanan Berlin Antlaşması, esasen Ayastefanos Antlaşması'nı geçersiz kıldı.The Treaty of Berlin, signed in 1878, essentially nullified the Treaty of San Stefano.
Esasen, kayaçlaşma, çimentolanma ve kompaksiyon yoluyla porozitenin yok olma sürecidir.Essentially, lithification is a process of porosity destruction through compaction and cementation.
Dil felsefesi uzun süre boyunca esasen sadece semantik olarak algılanmıştır.Die Sprachphilosophie wurde lange Zeit nur als Semantik verstanden.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.In den Vereinigten Staaten ist es das meistimportierte Bier.
SPDY esasen gecikme süresini azaltmaya odaklanır.Pérez verkürzte den Rückstand auf Verstappen.
Yeni gemi yapımı esasen durmuştur.Das letzte Schiff ist dummerweise gerade ausgelaufen.
Esasen Amerikan filmlerinde bu konuya daha çok rastlanmaktadır.Im Film werden wesentlich mehr Amerikaner befragt als im Buch.
Searle tarafından önerilen, Austin’in teorisinin değişimi, esasen sözsel eylemi ilgilendirmektedir.Es ist umstritten, ob Searles Sprechakttheorie einen Fortschritt gegenüber Austins darstellt.
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.Die Patienten haben eine normale Lebenserwartung.
Esasen Donanma fırtına sırasında fazlasıyla yayılmıştı.Die Flotte hatte schwer unter dem Sturm zu leiden.
Göl esasen kamışlıklarla çevrelenmiştir.Der See ist nahezu vollständig von Gehölzen umgeben.
Daha sonra 1945 yılında Berlin Muharebesi'nde esasen tahrip edildi.Dort wurde sie in den Wirren des Kriegsendes 1945 größtenteils vernichtet.
Esasen Berlin'e yönelen ana taarruz kolu buydu.Von hier aus sollte der Hauptstoß auf Berlin erfolgen.
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.À l'origine, ce personnage s'inspire de Ronald Reagan, un concept abandonné par la suite.
Esasen Diodorus'a göre Hydarnes emrindeki bu birlik 20 bin kişilik bir kuvvettir.Selon Diodore de Sicile, Hydarnès dirigeait une armée de 20 000 hommes.
1914-1945 Yılları Arasında Batı Dünyası, esasen iki dünya savaşı ve bunlar arasındaki dönem üzerinde duruyor.L’histoire de la Belgique de 1914 à 1945 est principalement marquée par les deux guerres mondiales.
Antik Mısır dilinde şenu adı verilen kartuş, esasen genişletilmiş bir şen halkasıdır.Le nom même de l'encens dans l'ancienne langue égyptienne est évocateur.
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?Ces deux affaires ont-elles un lien entre elles?
Esasen çok geniş bir risk yelpazesine rağmen işlevlerine devam ettikleri görülmektedir.Malgré une conduite très risquée, il finit généralement ses courses.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.La grande majorité des vins américains vendus aux États-Unis sont des mono-cépages.
Her ikisi isim haricinde esasen birbiriyle aynı.Les deux familles diffèrent malgré la similitude du nom.
Esasen buğday ve üzüm ekilir.Viennent ensuite le blé et le maïs grain.
Esasen hüküm sürdüğü dönemde tüm iktidar Naib-ül Mülk Melik Nizameddin'in elindeydi.De son côté, elle tomba tout aussitôt sous le charme irrésistible de la petite cour mantouane.
Esasen bu tehditlerin ciddiyeti ve kararlığı pek fark edilmemiş gibi görünmemektedir.De prime abord, ces événements et leurs conséquences ne semblent guère présenter un grave danger.
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.L'espérance de vie du patient est normale.
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Dans les deux cas il est remplacé par Victor Fleming.
Esasen Finler tarafından göğe, Gök Tanrısına ve baş tanrıya verilen isimdir.Originalmente era el nombre dado por los fineses al cielo, el dios del cielo, y el dios supremo.
Yeni gemi yapımı esasen durmuştur.La construcción del nuevo submarino es urgente.
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Originalmente, el personaje fue influenciado por Ronald Reagan, un concepto posteriormente abortado.
Esasen yönetime katılmada sorun, sermaye ile çalışanlar arasında bir denge kurabilmektedir.Esta administración tan minuciosa puede causar disputas entre administradores y empleados.
Esasen bu bölgeden bir taarruza girişmek her iki taraf için de oldukça güçtür.Muy poco para rescatar de esa etapa de ambos lados.
Esasen söz konusu kalker tepenin adı Görüklük Tepe'dir.Al es una vieja flaca que, como su nombre indica, es ciega (Blind).
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Estaba dirigida por Victor Campbell.
Esasen aynı gün içinde yer alan iki çatışmadır.Lo curioso es que se realizaron dos funciones ese mismo día.
Yıldızlar birbirleri üzerinde büyük bir etkiye sahip değildirler ve esasen ayrı ayrı gelişirler.Las estrellas no tienen efecto entre ellas, lo que hace que estas evolucionen separadamente.
Esasen oklar bundan daha fazla etkili olabilirdi.Es probable que la incidencia real fuera mucho mayor.
Esasen bu durum da onun üstlendiği tarihsel rolle denk düşer.Este es probablemente el único hecho que ha quedado reflejado históricamente de su mandato.
Esasen şimşek tanrısıdır ancak Hristiyanlığın gelişiyle şeytanlaştırılmıştır.Originalmente dios del trueno, fue demonizado con la introducción del cristianismo.
Ağrı daha az yaygın olarak, esasen başın arka ya da üst kısmında meyana gelebilir.Meno comunemente il dolore può verificarsi soprattutto nella parte posteriore o superiore della testa.
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?C'è forse un legame tra le due vicende?
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.La maggior parte dei pazienti ha un'aspettativa di vita normale. ^ JK.
Bu işlem esasen glukagon hormonu tarafından kontrol edilir.L'attività dell'enzima è finemente regolata dall'ormone glucagone.
Bu hizmet 1940 Ağustos'unda esasen askeri amaçla kullanılan ek mavnalarla genişletilmiştir.Il servizio di trasporto fu ampliato nell'agosto del 1940 con ulteriori mezzi soprattutto per scopi militari.
Esasen savaşı tetikleyen, Sicilya üzerindeki hakimiyet çatışması olmuştur.Un fattore che alla lunga avrebbe portato allo scontro con la città siciliana.
Bu cephedeki harekatları esasen doğu cephesindeki gidişat üzerinde çok hayati rol oynamamıştır.Nei primi giorni ci fu un combattimento abbastanza indeciso nella periferia della città.
Florası esasen savan, tropik ve mangrov ormanlarından oluşmaktadır.Allo stesso modo possono riposare su alberi delle savane e delle mangrovie.