esas ile cümle
esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Cinsel olgunluğa erişmede vücut gelişiminin tamamlanması esastır.Telesná dospelosť je určená ukončením telesného rastu.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.Tento model kvalifikovanej väčšiny sa má uplatňovať od 1. novembra 2014.
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.Hlavným cieľom inkvizičného procesu bolo priznanie.
Beş esas damardan üçü sırt tarafındadır.Na predných končatinách majú päť pazúrov, na zadných štyri.
Depremden sonra esaslı bir tamir gördü.Po potresu je bil skrbno obnovljen.
Esasen, belli bir uzunlukta tepen Yukawa etkileşiminin olduğu isaretleri ararlar.Dejansko iščejo znake povečanj Jukavove interakcije pri določeni dolžini.
Hem Amerikan hem Avrupa ana esasları, tedavi için kısmi önerileri FEV1 üzerinden yapar.Tako ameriške kot tudi evropske smernice priporočajo, da se zdravljenje delno opira na FEV1.
Xirbaqub ismi bir anlatima göre esasen xirbêyaqub'tır.Po Beekesovem mnenju je ime zagotovo pragrško.
Modelleri esas olarak kadınlardır.Ciljna skupina so predvsem ženske.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Avari so imeli težave drugod.
Kadınları esas giysisi üç etek zıbındır.Ženske obleke so se razlikovale po treh ravneh.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.Najboljši primer suverenosti je državna suverenost.
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.3. člen Načelo vse suverenosti izvira predvsem iz naroda.
Vivienne Westwood ve Marie Antoinette'i tarzına etki eden esas kişiler olarak zikreder.Sama pravi, da sta na njen stil najbolj vplivali Vivienne Westwood in Marija Antoaneta.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.Delitev je bila bolj kot ne nominalna, ker je realna oblast ostala v Gracijanovih rokah.
Mekaniğin matematik esaslara dayandırılmasına da öncülük etti.Matematično je tudi obdelal mehanske napetosti.
Düzenlenmesinde en az yedi (7) günün esas alınması gerekmektedir.Zahtevati jih je treba najmanj sedem dni vnaprej.
Esas olan özgürlüktür.Ta pojav je svoboda.
Tüm türlerin beyinleri esasen iki geniş hücre sınıfından oluşur: nöronlar veglial hücreler.Možgane vseh živali sestavljata dva glavna tipa celic – nevroni in glialne celice.
Esas genel bir taarruz, bir sonraki gün başladı.Predvajati so ga začeli naslednji dan.
Bitiş tarihi için de Şarlman'ın Papa tarafından İmparator ilan edildiği 800 yılını esas alanlar da mevcuttur.Zaradi doseženega verskega soglasja proslavlja papeža Agapita še Danteskoraj 800 let pozneje.
Yeni gemi yapımı esasen durmuştur.Obnovo ladje so dokončno opustili.
Yöneticiler hiyerarşisine alınacak kişiler liyakatleri esas alınarak yöneticilerce belirlenmelidir.Najboljše je, če nam zaposlene, s katerimi se pogovarjamo, priporoči njihov vodja.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!V kuhinji je odprto ognjišče.
İmami Şiilerde imamete inanmak; inanç esaslarından biridir.Pri usmerjenosti k biti vera ni verovanje v neke določene zamisli.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Na meji pomeni toliko kot niti sprejemati niti zavračati.
Beş esas damardan üçü sırt tarafındadır.Približno pol novih kamnin nastane na vsaki strani hrbta.
Yukarıdaki sıcaklık ve basınç değerleri 20 °C ve 1 atmosfer basıncına göre (101.325 kPa) esas alınmıştır.Pogoja (temperatura in pritisk) za zgornjo tabelo sta 20 °C in 1 atmosfera (101 kPa).
Bunun sebebi askorbik asit ihtiyacımızın ampirik esaslara dayandığıdır.Po naravi so aktivni psi, potrebujejo dovolj gibanja.
Hatta 3 faz taşımak esastır.Skupaj merijo dobre 3 ha.
Onlar sermayeci kültürün iktisadi erdemlerini insanlığın esasiyel niteliklerinden saymışlardır.Strinjala sta se, da so temelj vladavine elit izredne osebnostne lastnosti tistih, ki tvorijo elito.
Esas olarak kürk için yetiştirilir.Predvsem jih gojijo zaradi usnja.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Predvsem bele krvničke, v glavnem enojedrne celice povzročajo vnetje.
Pérez Esquivel, 1960'larda halkı esas alan Latin Amerika Hristiyan pasifist gruplar ile çalışmaya başladı.Opazno se je uveljavil s krščanskimi pacifističnimi skupinami latinske Amerike v 1960tih letih.
Esasen mezarlığın Göndürle I Höyüğü'ne ait olduğu kabul edilmektedir.Po potrebi je bil v grob dodan kip služabnika.
Demokrat Parti programını iki esas etrafında şekillendirmişti: Liberalizm ve demokrasi.Liberali demokratija turi du pradus – liberalizmą ir demokratiją.
Esas olarak çiçek üzerinde pusuya yatarlar.Ypatingomis progomis jos puošiamos gėlėmis.
Ludum Dare esasen bir internet forumudur.Usenet – internetinių forumų prosenelis.
Kadınları esas giysisi üç etek zıbındır.Moterų drabužių kraštai išsiuvinėti trimis juodais apvadais.
Bunun yerine Merkezi Planlama esastır.Vietoj jų sukurti departamentai.
Musa, Sina dağında Yahudiliğin esâsı olan 10 Emir'i alır.Siejama su 10 Dievo įsakymų davimu ant Sinajaus kalno.
TEOG sınav sonuçları açıklanması ile YEP (Yerleştirmeye Esas Puan) %0,5 oranında BİY sınav notuna eklenir.Tarp sąvokos paminėjimo ir jos vizualizavimo laiko tarpas turi trukti iki 0,5 sekundės.
Melaninin esas görevi, deriyi UV’nin zararlı etkilerinden, UV’yi absorbe ederek korumaktır.Melaninas odai, plaukams suteikia įgimtą spalvą, saugo nuo žalingo UV poveikio.
Vasiyetinde mirasının esas bölümünü Melzi’ye bıraktı.Pagal testamentą visą savo turtą perleido jėzuitams.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.Daug darbų nuveikta savanorystės pagrindais.
Esas olan özgürlüktür.Teisės esmė – valios laisvė.
Ancak savaşın akışı içerisinde esas güç Josip Broz Tito'nun Komünist Partizanlar'ının eline geçti.Karo metu dalis makedonų parėmė Josipo Broz Tito komunistų partizanus.
Oynak baz çiftleri genetik kodun doğru çevirisi için esastır.Jie naudoja atvirkštinę transkriptazę savo genų kopijoms gaminti.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Mokymai, preštaraujantys dogmai, buvo atmetami kaip eretiški.
Üre nitrat gübre esaslı bir yüksek patlayıcıdır.Azoto tricloridas yra pavojinga sprogstamoji medžiaga.
Türkiye'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda kabul edilmiştir.Žvalgybos veiklą Lietuvoje reglamentuoja Žvalgybos įstatymas.
Yeni gemi yapımı esasen durmuştur.Prasidėjo didelio masto laivų gamyba.
1876'da Kanunı Esasi ilan edildi.1874 m. suteikta įstatymų leidybos teisė.
Doğu Ordusu (İspanyolca: Ejército Oriental) Señor Ejército (Esas Ordu) olarak da bilinir.Japonijos kariuomenėje armijų grupės buvo vadinamos generalinėmis armijomis (angl. general army).
Sıklıkla fedai olarak bilinen suikastçılar ise tarikat tarafından esasiyun olarak adlandırılmıştır.Laikomas autosporto ekspertu, pasisakymai dažnai cituojami.
Düzenlenmesinde en az yedi (7) günün esas alınması gerekmektedir.Tam, kad sistema būtų valdoma, turi būti valdoma bent viena jos dalis.
Bir kişiye “Bu cüzdan mavinin hangi tonundadır?” sorusu sorulduğunda esas söylenen “Bu cüzdan mavidir.Kui inimeselt küsitakse "Mis tooni sinist värvi oli rahakott?", ütleb küsija sellega "Rahakott oli sinine.
Ludum Dare esasen bir internet forumudur.Ludum Dare oli algselt ainult internetifoorum.
İki farklı tip splisozom bilinmektedir, esas (majör) ve ikincil (minör) splisozomlar farklı snRNP'lar içerir.Eristatakse kahte erinevat splaissosoomi varianti (üldine ja minoorne), mis sisaldavad erinevaid snRNPsid.
Esas kararı onlar verecektir.Neil palutakse kohe teha oma otsus.