Esas Angels and Snake olarak bilinen grup, 1975'in sonunda kendilerini Blondie olarak yeniden adlandırdılar.Pôvodne vystupovala skupina pod názvom Angel and the Snake, neskôr v auguste 1974 sa premenovala na Blondie.
Esas başarı, 3 BF-109 avcı grubu tarafından elde edilmiştir.Najväčším bolo skonštruovanie stíhačky Bf 109.
Bloke edici azınlık ise, nüfus esası dikkate alınmak suretiyle en az 4 üye devlet olarak belirlendi.Blokujúcu menšinu by mysela tvoriť najmenej štyria členovia Rady.
Sözleşme'nin 6. maddesine göre her çocuk esas olarak yaşama hakkına sahiptir.Podľa Charty práv dieťaťa má každé dieťa právo na čistý vzduch.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Štruktúra hnutia je plne dobrovoľnícka.
Esas olarak DOS 3'ün bir kopyasıydı, ama onun aksine başarılı oldu.V podstate to bola kópia stanice Saľut 3 (DOS-3), ale na rozdiel od jej nešťastného súrodenca bola úspešná.
Tek dereceli çoğunluk esasına dayanan seçim kanunu kabul edildi.Keďže návrh zákona bol prijatý iba potrebnou väčšinou, má odporcov.
Bu, elektrik jeneratörlerinin esası oldu.Ide o jednosmerný generátor elektrickej energie.
Son yedi yıl içinde, esas olarak mali yetersizlik yüzünden yeni bir donanma inşa etmeye girişmemişti.Už ako sedemnásťročný pravdepodobne z dôvodov finančného nedostatku nastúpil ku kráľovskému loďstvu.
LSD maddesinin esas riskleri çoğunlukla psikolojiktir.Fyzické účinky LSD sú oproti psychickým v podstate zanedbateľné.
Liberal demokrasi, liberalizmin temel ilkelerini esas alan, temsili demokrasiye dayalı hükümet şeklidir.Ostro útočí na model liberálneho demokratického štátu.
Esas olan özgürlüktür.Prvoradá bude bezpečnosť.
Esas besinlerini böcek ve örümcekler teşkil eder.Loví drobný hmyz a pavúky.
Bu ilke dönemsellik kavramı esas alınarak yaratılmıştır.Táto principiálna nemožnosť je vyjadrená princípom neurčitosti.
Araştırması esas olarak analiz ve sayılar teorisi üzerineydi.Venoval sa hlavne teórii čísel a reálnej analýze.
Batılılaşma hareketi esas bu noktada başladı.Na tomto úseku spočiatku Sovieti postupovali najrýchlejším tempom.
1930-1969 Looney Tunes karakterleri esasına göre yapılmıştır.V rokoch 1966-1969 boli reštaurované fresky.
Kültürün yayılma alanı esas olarak Güney Mezopotamya'dır.Centrum vývoja sa definitívne presúva do Babylonie, t. j. južnej Mezopotámie.
Ona göre devletin iktisadi yaşama müdahalesinde, özgürlük esas alınmalıdır.Výmenou za jej slobodu má byť mužov život.
Esasen, Rusya Seferi’ne çıkan Fransız ordusu, tarihin o güne kadar gördüğü en kalabalık ordudur.Macedónska armáda sa tak v 4. storočí pred Kr. stala najmocnejším vojskom, aké svet do tých čias videl.
Cinsel olgunluğa erişmede vücut gelişiminin tamamlanması esastır.Telesná dospelosť je určená ukončením telesného rastu.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.Tento model kvalifikovanej väčšiny sa má uplatňovať od 1. novembra 2014.
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.Hlavným cieľom inkvizičného procesu bolo priznanie.
Beş esas damardan üçü sırt tarafındadır.Na predných končatinách majú päť pazúrov, na zadných štyri.
Depremden sonra esaslı bir tamir gördü.Po potresu je bil skrbno obnovljen.
Esasen, belli bir uzunlukta tepen Yukawa etkileşiminin olduğu isaretleri ararlar.Dejansko iščejo znake povečanj Jukavove interakcije pri določeni dolžini.
Hem Amerikan hem Avrupa ana esasları, tedavi için kısmi önerileri FEV1 üzerinden yapar.Tako ameriške kot tudi evropske smernice priporočajo, da se zdravljenje delno opira na FEV1.
Xirbaqub ismi bir anlatima göre esasen xirbêyaqub'tır.Po Beekesovem mnenju je ime zagotovo pragrško.
Modelleri esas olarak kadınlardır.Ciljna skupina so predvsem ženske.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Avari so imeli težave drugod.
Kadınları esas giysisi üç etek zıbındır.Ženske obleke so se razlikovale po treh ravneh.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.Najboljši primer suverenosti je državna suverenost.
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.3. člen Načelo vse suverenosti izvira predvsem iz naroda.
Vivienne Westwood ve Marie Antoinette'i tarzına etki eden esas kişiler olarak zikreder.Sama pravi, da sta na njen stil najbolj vplivali Vivienne Westwood in Marija Antoaneta.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.Delitev je bila bolj kot ne nominalna, ker je realna oblast ostala v Gracijanovih rokah.
Mekaniğin matematik esaslara dayandırılmasına da öncülük etti.Matematično je tudi obdelal mehanske napetosti.
Düzenlenmesinde en az yedi (7) günün esas alınması gerekmektedir.Zahtevati jih je treba najmanj sedem dni vnaprej.
Esas olan özgürlüktür.Ta pojav je svoboda.
Tüm türlerin beyinleri esasen iki geniş hücre sınıfından oluşur: nöronlar veglial hücreler.Možgane vseh živali sestavljata dva glavna tipa celic – nevroni in glialne celice.
Esas genel bir taarruz, bir sonraki gün başladı.Predvajati so ga začeli naslednji dan.
Bitiş tarihi için de Şarlman'ın Papa tarafından İmparator ilan edildiği 800 yılını esas alanlar da mevcuttur.Zaradi doseženega verskega soglasja proslavlja papeža Agapita še Danteskoraj 800 let pozneje.
Yeni gemi yapımı esasen durmuştur.Obnovo ladje so dokončno opustili.
Yöneticiler hiyerarşisine alınacak kişiler liyakatleri esas alınarak yöneticilerce belirlenmelidir.Najboljše je, če nam zaposlene, s katerimi se pogovarjamo, priporoči njihov vodja.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!V kuhinji je odprto ognjišče.
İmami Şiilerde imamete inanmak; inanç esaslarından biridir.Pri usmerjenosti k biti vera ni verovanje v neke določene zamisli.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Na meji pomeni toliko kot niti sprejemati niti zavračati.
Beş esas damardan üçü sırt tarafındadır.Približno pol novih kamnin nastane na vsaki strani hrbta.
Yukarıdaki sıcaklık ve basınç değerleri 20 °C ve 1 atmosfer basıncına göre (101.325 kPa) esas alınmıştır.Pogoja (temperatura in pritisk) za zgornjo tabelo sta 20 °C in 1 atmosfera (101 kPa).
Bunun sebebi askorbik asit ihtiyacımızın ampirik esaslara dayandığıdır.Po naravi so aktivni psi, potrebujejo dovolj gibanja.
Hatta 3 faz taşımak esastır.Skupaj merijo dobre 3 ha.
Onlar sermayeci kültürün iktisadi erdemlerini insanlığın esasiyel niteliklerinden saymışlardır.Strinjala sta se, da so temelj vladavine elit izredne osebnostne lastnosti tistih, ki tvorijo elito.
Esas olarak kürk için yetiştirilir.Predvsem jih gojijo zaradi usnja.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Predvsem bele krvničke, v glavnem enojedrne celice povzročajo vnetje.
Pérez Esquivel, 1960'larda halkı esas alan Latin Amerika Hristiyan pasifist gruplar ile çalışmaya başladı.Opazno se je uveljavil s krščanskimi pacifističnimi skupinami latinske Amerike v 1960tih letih.
Esasen mezarlığın Göndürle I Höyüğü'ne ait olduğu kabul edilmektedir.Po potrebi je bil v grob dodan kip služabnika.
Demokrat Parti programını iki esas etrafında şekillendirmişti: Liberalizm ve demokrasi.Liberali demokratija turi du pradus – liberalizmą ir demokratiją.
Esas olarak çiçek üzerinde pusuya yatarlar.Ypatingomis progomis jos puošiamos gėlėmis.
Ludum Dare esasen bir internet forumudur.Usenet – internetinių forumų prosenelis.
Kadınları esas giysisi üç etek zıbındır.Moterų drabužių kraštai išsiuvinėti trimis juodais apvadais.
Bunun yerine Merkezi Planlama esastır.Vietoj jų sukurti departamentai.