esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Esasen Grek unsurların ülke tarihinde kökleri yoktu.Интересен факт е, че в страната няма жп линии.
Bu, elektrik jeneratörlerinin esası oldu.Това става със система от електрически импулси.
Afrika içlerinin Avrupalılarca keşif süreci 18. yüzyılın sonlarında esas olarak başlamıştır.Европейското изследване на африканската вътрешност започва задълбочено към края на 17 век.
Marks için de din esasen bir işleve sahiptir.Мерикипе също има отговорна задача.
Görüldü ki bu taneciklerin çok büyük bir sayısı esas tanecikler olmayabilir.Изглежда, че такъв голям брой частици не могат да бъдат фундаментални.
Reanimation, Linkin Park'ın 2002 yılında Hybrid Theory albümünün şarkıları esasında çıkardığı remix albümdür.През 2002 Linkin Park издават албума-ремикс Reanimation, съдържащ и ремикси от Hybrid Theory.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.Третото измерение на легитимността е публичната легитимация на управлението.
Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu.Същата година през декември е осъден задочно от Плевенския военнополеви съд на смърт.
Esas kullanım askeri ve bilimsel alanlardadır.Интересите му са основно в обоастта на науките и военното.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Zereshk se dosta koristi u kuhinji.
Birinci İnönü Muharebesinden sonra Teşkilat-ı Esasiye (İlk Anayasa) ilan edilmiştir.Obred koji slijedi nakon prvog stupnja skidanja ihrama, jeste tavaf al-ifada (poznat i kao tavaf al-zijare).
İslam, iman esaslarını Kur'an'dan alır.Bitan je odgovor vjernika prihvaćanjem Njegovih riječi.
Ekim sonlarına doğru Alman ordusunun esas bölümü batıya kaydırılmıştı.Do jeseni njemačka vojska je bila iscrpljena.
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.Trajanje života većine bolesnika je normalno.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).U njih su najčešće posljedice gluhoća (u 14 %) i kognitivno oštećenje (u 10 %).
Bu beş esasa usûlü'l-hamse denir.Pet epagomenalnih dana se nazivaju Aveleac̣ "suvišni".
Esas olarak çiçek üzerinde pusuya yatarlar.Osobito se ističu nasade cvijeća.
İnsanlığın esas ihtiyacı olan para değil, hayatın ihtiyaçlarına ulaşabilmektir.Mi ne dobijamo novac za rad, već za poteškoće s kojima ga dobijamo.
Bu yüzden, diğer bütün esaslı tekillikler gibi korunmalı tekilliktir.Kao svaki drugi otpad, mora ga se uređeno zbrinuti.
Ahrar Fırkası İngiliz siyasi parti geleneğini esas almıştır.Tory party) su bili povijesna britanska stranka.
Esas çekimler başlamadan önce İstanbul'da bir test çekimi yapıldı.U Černobilu je prije nesreće provođena testna procedura .
Temalar, esas olarak simge görünümüyle SpringBoard'ın görünümünde değişiklikler yapabilir.Međutim samo očit promjene su vjerojatno da će biti otkriven kod kompajler.
Karşılıklı yarar esasını benimseyen şirket bireysel ve kurumsal tüm sınıfları içinde barındırıyordu.Samoubojstvo je zastupljeno proporcionalno, unutar svih razina i skupina zajednice.
Akışkan tipleri ise sıvı veya gaz esaslı olabilirler.Rashladno sredstvo može biti tekućina ili plin.
Uygulamaya verilen tepki esas olarak olumluydu.Rješenje reparacija bilo je presudno.
Kanun-i Esasi uyarınca iki kanatlı bir parlamento oluşturuldu.Nakon pruskog prvog ustava, oblikovan je dvodomni parlamenta.
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Osobito ju je zastupao Viktor Gutić.
Filmin esas şarkısı "Love Comes Without Warning"`dır.Riječi ove pjesme govore o životu bez upozorenja (kao što idu riječi u refrenu "live without warning").
Doğu Ordusu (İspanyolca: Ejército Oriental) Señor Ejército (Esas Ordu) olarak da bilinir.U Španjolskoj vojsci odgovara mu čin General de Ejercito (general vojske).
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Udruga funkcionira na principu volonterskog rada.
Sagartian süvarisi ise hançe taşımakla birlikte esas silahları kementtir.Papundek s drugovima skriva oružje.
Terdid sanatının esası, sözü tahmin edilmeyen ters bir sonuca bağlamaya dayanır.Cilj umjetnosti je prodrijeti u nepoznato.
Bu dedüktif metot, ilk zamanlarda ezberi esas almıştır.Stoga su vlasti gledale ovo nemilosrdno zatrijeti u početku.
Esas beceri isteyen, onu seyredilebilir kılmaktır.Tko od srca bude htio dobro činiti, njemu će i dobro biti.
Esas itibarıyla kadın oyunudur.Igra na položaju vezne igračice.
İki imparatorluk arasındaki askeri çatışmaların esas nedenleri ise çeşitlidir.Druga značajna razlika između dva Carstva su bili njihovi generali.
I. Pön Savaşı MÖ 264 ile MÖ 241 arasında geçen esas olarak bir deniz savaşıdır.Prvi punski rat primarno je bio pomorski rat koji je trajao sve do 241. pr.
Atanma süresi ve yemin şeklinin esasları belirtilmiştir.Podobný (a nie jasne vymedzený) je termín prevzatie či pohltenie (angl. takeover).
24 saat esaslı saatler en az 15. yüzyıldan bu yana kullanıla gelmiştir.Moderné 24-hodinové hodiny sa používajú od 14. storočia.
Oyunun iki esas konusu vardır.Román má dve hlavné témy.
Esas Angels and Snake olarak bilinen grup, 1975'in sonunda kendilerini Blondie olarak yeniden adlandırdılar.Pôvodne vystupovala skupina pod názvom Angel and the Snake, neskôr v auguste 1974 sa premenovala na Blondie.
Esas başarı, 3 BF-109 avcı grubu tarafından elde edilmiştir.Najväčším bolo skonštruovanie stíhačky Bf 109.
Bloke edici azınlık ise, nüfus esası dikkate alınmak suretiyle en az 4 üye devlet olarak belirlendi.Blokujúcu menšinu by mysela tvoriť najmenej štyria členovia Rady.
Sözleşme'nin 6. maddesine göre her çocuk esas olarak yaşama hakkına sahiptir.Podľa Charty práv dieťaťa má každé dieťa právo na čistý vzduch.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Štruktúra hnutia je plne dobrovoľnícka.
Esas olarak DOS 3'ün bir kopyasıydı, ama onun aksine başarılı oldu.V podstate to bola kópia stanice Saľut 3 (DOS-3), ale na rozdiel od jej nešťastného súrodenca bola úspešná.
Tek dereceli çoğunluk esasına dayanan seçim kanunu kabul edildi.Keďže návrh zákona bol prijatý iba potrebnou väčšinou, má odporcov.
Bu, elektrik jeneratörlerinin esası oldu.Ide o jednosmerný generátor elektrickej energie.
Son yedi yıl içinde, esas olarak mali yetersizlik yüzünden yeni bir donanma inşa etmeye girişmemişti.Už ako sedemnásťročný pravdepodobne z dôvodov finančného nedostatku nastúpil ku kráľovskému loďstvu.
LSD maddesinin esas riskleri çoğunlukla psikolojiktir.Fyzické účinky LSD sú oproti psychickým v podstate zanedbateľné.
Liberal demokrasi, liberalizmin temel ilkelerini esas alan, temsili demokrasiye dayalı hükümet şeklidir.Ostro útočí na model liberálneho demokratického štátu.
Esas olan özgürlüktür.Prvoradá bude bezpečnosť.
Esas besinlerini böcek ve örümcekler teşkil eder.Loví drobný hmyz a pavúky.
Bu ilke dönemsellik kavramı esas alınarak yaratılmıştır.Táto principiálna nemožnosť je vyjadrená princípom neurčitosti.
Araştırması esas olarak analiz ve sayılar teorisi üzerineydi.Venoval sa hlavne teórii čísel a reálnej analýze.
Batılılaşma hareketi esas bu noktada başladı.Na tomto úseku spočiatku Sovieti postupovali najrýchlejším tempom.
1930-1969 Looney Tunes karakterleri esasına göre yapılmıştır.V rokoch 1966-1969 boli reštaurované fresky.
Kültürün yayılma alanı esas olarak Güney Mezopotamya'dır.Centrum vývoja sa definitívne presúva do Babylonie, t. j. južnej Mezopotámie.
Ona göre devletin iktisadi yaşama müdahalesinde, özgürlük esas alınmalıdır.Výmenou za jej slobodu má byť mužov život.
Esasen, Rusya Seferi’ne çıkan Fransız ordusu, tarihin o güne kadar gördüğü en kalabalık ordudur.Macedónska armáda sa tak v 4. storočí pred Kr. stala najmocnejším vojskom, aké svet do tých čias videl.

İlgili Sayfalar