Ana içeriğe geç
Sözlük

esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Vatanın dünyanın merkezi sayılması düşüncesini esas aldı.Човекът започва да се смята за центъра на света.
Hukuk sistemi Şeriat esaslıdır.Съдебната система е петинстанционна.
Şaşırtmalı düzenleme esastır.Заповедта ме изненада.
Esas genel bir taarruz, bir sonraki gün başladı.Обстоятелствено пояснение: Видях го на следващия ден.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Белите кръвни клетки, предимно едноядрените клетки, предизвикват възпалението.
Araştırması esas olarak analiz ve sayılar teorisi üzerineydi.Изследванията му са в областта на анализа и теорията на числата.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Епохата е твърде трезвомислеща, за да се подчинява на догми.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.В САЩ био бирата е известна като органична бира.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.Мнозина доброволно напуснаха работа.
Bu eğitimde notayla talim esastır.В зрялостта си тренирах невинност.
Bunun yerine Merkezi Planlama esastır.Вместо това те трябвало да бъдат програмирани.
Sibirya esas olarak üç bölgeye ayrılır; Batı Sibirya, Doğu Sibirya ve Rusya'nın Uzak Doğusu.Основното географско деление е на Западен Сибир, Източен Сибир и Далечен Изток на Русия.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Основен принцип на комитета е Никакво насилие, никаква принуда!
Bu ise holografinin esasını teşkil etmektedir.Това довежда до хипотезата за холографския принцип.
Avrupa dillerinde ise Grek sözcüğünün esas alındığı görülür.В гръцкия Надежда произлиза от думите Ελπίς.
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.Най-висока стойност има самопризнанието на обвиняемия.
Söz konusu emir, Doğu Cephesi'nde 1942 yılı yaz seferinin esas hedeflerini belirlemektedir.Официалния край на ВДРО е възвестен на Великия добруджански събор през 1942 година.
Esası Rose-Croixlardan alınmıştır.Използван е за круизи.
Esasen bölge Sami dillerinin en kuzeybatı yayılma bölgesidir.Евенският език е най-разпространеният от северната група на тунгуските езици.
Dinlenme ya da esas kütlesi vardır.Обитава гористи или гъсто обрасли храсти.
Esasen Donanma, kısa bir süre sonra Byzantion'a yelken açmıştır.Скоро след това корабът е ескортиран до Сурабая.
Esasen Grek unsurların ülke tarihinde kökleri yoktu.Интересен факт е, че в страната няма жп линии.
Bu, elektrik jeneratörlerinin esası oldu.Това става със система от електрически импулси.
Afrika içlerinin Avrupalılarca keşif süreci 18. yüzyılın sonlarında esas olarak başlamıştır.Европейското изследване на африканската вътрешност започва задълбочено към края на 17 век.
Marks için de din esasen bir işleve sahiptir.Мерикипе също има отговорна задача.
Görüldü ki bu taneciklerin çok büyük bir sayısı esas tanecikler olmayabilir.Изглежда, че такъв голям брой частици не могат да бъдат фундаментални.
Reanimation, Linkin Park'ın 2002 yılında Hybrid Theory albümünün şarkıları esasında çıkardığı remix albümdür.През 2002 Linkin Park издават албума-ремикс Reanimation, съдържащ и ремикси от Hybrid Theory.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.Третото измерение на легитимността е публичната легитимация на управлението.
Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu.Същата година през декември е осъден задочно от Плевенския военнополеви съд на смърт.
Esas kullanım askeri ve bilimsel alanlardadır.Интересите му са основно в обоастта на науките и военното.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Zereshk se dosta koristi u kuhinji.
Birinci İnönü Muharebesinden sonra Teşkilat-ı Esasiye (İlk Anayasa) ilan edilmiştir.Obred koji slijedi nakon prvog stupnja skidanja ihrama, jeste tavaf al-ifada (poznat i kao tavaf al-zijare).
İslam, iman esaslarını Kur'an'dan alır.Bitan je odgovor vjernika prihvaćanjem Njegovih riječi.
Ekim sonlarına doğru Alman ordusunun esas bölümü batıya kaydırılmıştı.Do jeseni njemačka vojska je bila iscrpljena.
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.Trajanje života većine bolesnika je normalno.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).U njih su najčešće posljedice gluhoća (u 14 %) i kognitivno oštećenje (u 10 %).
Bu beş esasa usûlü'l-hamse denir.Pet epagomenalnih dana se nazivaju Aveleac̣ "suvišni".
Esas olarak çiçek üzerinde pusuya yatarlar.Osobito se ističu nasade cvijeća.
İnsanlığın esas ihtiyacı olan para değil, hayatın ihtiyaçlarına ulaşabilmektir.Mi ne dobijamo novac za rad, već za poteškoće s kojima ga dobijamo.
Bu yüzden, diğer bütün esaslı tekillikler gibi korunmalı tekilliktir.Kao svaki drugi otpad, mora ga se uređeno zbrinuti.
Ahrar Fırkası İngiliz siyasi parti geleneğini esas almıştır.Tory party) su bili povijesna britanska stranka.
Esas çekimler başlamadan önce İstanbul'da bir test çekimi yapıldı.U Černobilu je prije nesreće provođena testna procedura .
Temalar, esas olarak simge görünümüyle SpringBoard'ın görünümünde değişiklikler yapabilir.Međutim samo očit promjene su vjerojatno da će biti otkriven kod kompajler.
Karşılıklı yarar esasını benimseyen şirket bireysel ve kurumsal tüm sınıfları içinde barındırıyordu.Samoubojstvo je zastupljeno proporcionalno, unutar svih razina i skupina zajednice.
Akışkan tipleri ise sıvı veya gaz esaslı olabilirler.Rashladno sredstvo može biti tekućina ili plin.
Uygulamaya verilen tepki esas olarak olumluydu.Rješenje reparacija bilo je presudno.
Kanun-i Esasi uyarınca iki kanatlı bir parlamento oluşturuldu.Nakon pruskog prvog ustava, oblikovan je dvodomni parlamenta.
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Osobito ju je zastupao Viktor Gutić.
Filmin esas şarkısı "Love Comes Without Warning"`dır.Riječi ove pjesme govore o životu bez upozorenja (kao što idu riječi u refrenu "live without warning").
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Udruga funkcionira na principu volonterskog rada.
Sagartian süvarisi ise hançe taşımakla birlikte esas silahları kementtir.Papundek s drugovima skriva oružje.
Terdid sanatının esası, sözü tahmin edilmeyen ters bir sonuca bağlamaya dayanır.Cilj umjetnosti je prodrijeti u nepoznato.
Bu dedüktif metot, ilk zamanlarda ezberi esas almıştır.Stoga su vlasti gledale ovo nemilosrdno zatrijeti u početku.
Esas beceri isteyen, onu seyredilebilir kılmaktır.Tko od srca bude htio dobro činiti, njemu će i dobro biti.
Esas itibarıyla kadın oyunudur.Igra na položaju vezne igračice.
İki imparatorluk arasındaki askeri çatışmaların esas nedenleri ise çeşitlidir.Druga značajna razlika između dva Carstva su bili njihovi generali.
I. Pön Savaşı MÖ 264 ile MÖ 241 arasında geçen esas olarak bir deniz savaşıdır.Prvi punski rat primarno je bio pomorski rat koji je trajao sve do 241. pr.
Atanma süresi ve yemin şeklinin esasları belirtilmiştir.Podobný (a nie jasne vymedzený) je termín prevzatie či pohltenie (angl. takeover).
24 saat esaslı saatler en az 15. yüzyıldan bu yana kullanıla gelmiştir.Moderné 24-hodinové hodiny sa používajú od 14. storočia.
Oyunun iki esas konusu vardır.Román má dve hlavné témy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod