esas ile cümle
esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tüm bilgisayarların merkezi bir sunucuya doğrudan bağlanması esasına dayanır.ניהול מידע האימות של כל הלקוחות מרוכז במקום אחד.
Daha önce, yeni dergi veya haber bültenleri, yayın esasına göre satıldı.בעבר, מגזינים או חדשות ששוחררו למכשירים נמכרו על בסיס כל שחרור.
Esasen bu Sisam koloni yerleşmesinin yeri olarak Tekirdağ merkezi olarak düşünülmekteydi.לאחר תקיפה זו נחשב שדה זה למושבת.
Oyunun iki esas konusu vardır.הספר מדבר על שני נושאים עיקריים.
Cooper esasında yalnızca metal içinde yalıtılmış iletken çift formunu göz önünde bulundurmuştu.קופר התייחס במקור רק למקרה של זוג מבודד במתכת.
Özel sektör esastır.נחשבת למחלקה סגורה.
Esas pozisyonu Şutör gard'tır ama Point guard pozisyonunda da oynayabilmektedir.עמדתו העיקרית היא עמדת הסמול פורוורד, אך הוא יכול לשחק גם כפאוור פורוורד.
Esas işi Ford otomobil şirketini Irak'ta kurup yönetmekti.העסק גדל ושפיק קיבל לידיו את הקמתה וניהולה של סוכנות חברת המכוניות "פורד" בעיראק.
Dört büyük Sünni mezhebinin imâmlarını esas alırlar.הם מיזגו אותם לארבע סניוריות קתוליות גדולות.
Büyük Britanya'da esas olarak güneyde görülür.התנועה פעילה בעיקר בבריטניה.
Türkiye'deki Şiiler de bu fıkhı esas alır.עופות אחרים באיים מפחדים מעקב זה.
Esasen protestan okurlar kendisinin yazılarını otorite olarak almazlar.חלקן אף היו מנוגדות לכתב הזכויות שלו.
Merkez lehçesinin en önemli özelliği Rus dilindeki tüm yazıların bu lehçe esas alınarak oluşturulmasıdır.כדבריו ההישג הגדול ביותר של ארגון בתי הספר הנוכחי הוא שכל ההוראה תיעשה בשפה הרומנית.
Avcılık ve balıkçılık esas geçim yollarıdır.ציד ודיג היו פעילויות עיקריות.
Ekankar kişinin kendisini tanımasını esas almaktadır.אדם חכם יחתור לעבר ידע-עצמי.
Katananın sapının iki elle tutulması esastır.לשריר פושט שורש היד הגומדי שני ראשים.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.רבות מהופעותיהם נעשו בהתנדבות.
Seçimlerde ilk kez aday esaslı blok oy sistemi uygulanmıştır.בפעם הראשונה, נערכה שם הצבעה חשאית.
Bu eğitimde notayla talim esastır.בתלמוד שיבחו מעשה זה.
Önceki TLS 1.1 ve TLS 1.2 spesifikasyonları esas alınmıştır.DTLS 1.1 מבוסס על TLS 1.1 ו-DTLS 1.2 מבוסס על TLS 1.2.
Bu durumda, özün biçime önceliği esastır.במצבים כאלו, זכות הקדימה נתונה להולכי הרגל.
Tersine, maddesiz-enerji yok olarak meydana madde (esas kütlesi olan bir madde) meydana getirir.בנוסף קיימים למשוואה פתרונות לא פיזיקליים בעלי אנרגיה שלילית.
Kodlar finans kuruluşunun ismi, bulunduğu şehire göre verilmesi esastır.דיווח למזכ"ל האו"ם ביישום המנדט שניתן להם.
Genellikle içinde toz bulunan havanın bazen de spreylerin çekilmesi esasına dayanan preparat.בתקופה זאת יש לזכר גם שקי אויר בלסת שלפעמים בולטים קצת החוצה.
Bilimsel kalite esastır, yeni yayınlar hemen eklenmez.כאשר המילון מלא לא ניתן להוסיף כניסות חדשות.
Bu filo esas İyon kuvvetleriyle Efes yakınlarında birleşti.דבר שיאפשר לתקשר עם שאר חילות היבשה של צה"ל באופן אופטימלי.
Sonunda esas gücünle savaşabileceksin.כך תהיה מסוגל להילחם כשיש לך יתרון.
Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar.ככלל, תאי הדלק השונים פועלים באופן דומה.
Tek eşle evlilik esası getirildi.סי., הוכרו נישואים חד-מיניים באמצעות חקיקה.
Hanbelîler üç esastan sonrasını kabul etmezler.חבר מועצה לא יכול לכהן יותר משלוש קדנציות.
1878 — İngiliz mühendisi Dugal Clerk iki zaman esasına göre çalışan ilk motoru yaptı.ב-1881 רשם המהנדס דוגלד קלארק (Dugald Clerk) פטנט על מנוע שתי פעימות.
Ancak aynı yılın Ekim ayında Askerî Yargıtay mahkûmiyet kararlarını esastan bozdu.בדצמבר באותה שנה אישר אלוף פיקוד המרכז את ההחלטה.
Müşteri: Esas nesne, nesneleri kendinden uzak tutabilme yetisine sahip.כורסאות קשישים - בעלי תכונות ייחודיות להקלה על ההתיישבות והקימה מהם.
Bu etki sonradan manyetizma olarak isimlendirildi ve esaslı olarak ilk kez 17. yüzyılda incelendi.Този ефект по-късно е наречен магнетизъм и бива сериозно изучен за първи път през 17 век.
Ağrı daha az yaygın olarak, esasen başın arka ya da üst kısmında meyana gelebilir.По-рядко може да се появи болка основно в задната или горната част на главата.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Голямо е разнообразието в кухнята.
Karl, Diğerleri'nin esas adada yaşadıklarını; Hydra'ya çalışmak için gittiklerini söyler.Карл им казва, че Другите живеят точно на този остров.
Daha önce, yeni dergi veya haber bültenleri, yayın esasına göre satıldı.По-рано, всеки нов вестник или списание се продават поотделно на брой.
Eski Roma ordusu taktik bakımından sınırlıydı ve bu dönemdeki varlığı esas olarak savunmaya yönelikti.Ранната Римска армия е била тактически лимитирана и нейната позиция през този период е основно дефанзивна.
Vatanın dünyanın merkezi sayılması düşüncesini esas aldı.Човекът започва да се смята за центъра на света.
Hukuk sistemi Şeriat esaslıdır.Съдебната система е петинстанционна.
Şaşırtmalı düzenleme esastır.Заповедта ме изненада.
Esas genel bir taarruz, bir sonraki gün başladı.Обстоятелствено пояснение: Видях го на следващия ден.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Белите кръвни клетки, предимно едноядрените клетки, предизвикват възпалението.
Araştırması esas olarak analiz ve sayılar teorisi üzerineydi.Изследванията му са в областта на анализа и теорията на числата.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Епохата е твърде трезвомислеща, за да се подчинява на догми.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.В САЩ био бирата е известна като органична бира.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.Мнозина доброволно напуснаха работа.
Bu eğitimde notayla talim esastır.В зрялостта си тренирах невинност.
Bunun yerine Merkezi Planlama esastır.Вместо това те трябвало да бъдат програмирани.
Sibirya esas olarak üç bölgeye ayrılır; Batı Sibirya, Doğu Sibirya ve Rusya'nın Uzak Doğusu.Основното географско деление е на Западен Сибир, Източен Сибир и Далечен Изток на Русия.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Основен принцип на комитета е Никакво насилие, никаква принуда!
Bu ise holografinin esasını teşkil etmektedir.Това довежда до хипотезата за холографския принцип.
Avrupa dillerinde ise Grek sözcüğünün esas alındığı görülür.В гръцкия Надежда произлиза от думите Ελπίς.
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.Най-висока стойност има самопризнанието на обвиняемия.
Söz konusu emir, Doğu Cephesi'nde 1942 yılı yaz seferinin esas hedeflerini belirlemektedir.Официалния край на ВДРО е възвестен на Великия добруджански събор през 1942 година.
Esası Rose-Croixlardan alınmıştır.Използван е за круизи.
Esasen bölge Sami dillerinin en kuzeybatı yayılma bölgesidir.Евенският език е най-разпространеният от северната група на тунгуските езици.
Dinlenme ya da esas kütlesi vardır.Обитава гористи или гъсто обрасли храсти.
Esasen Donanma, kısa bir süre sonra Byzantion'a yelken açmıştır.Скоро след това корабът е ескортиран до Сурабая.