esas ile cümle
esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak, sicim esaslı güçlü kuvvetin tanımı deneysel bulgulara ters düşen çok fazla öngörüde bulunmuştur.当然,更精确的实验发现了重要的偏差。
Olasılıksal Risk Değerlendirmesi’nin esas amacı da zaten budur.由此对概率高的风险进行重点防範。
Her ikisi isim haricinde esasen birbiriyle aynı.可是她們是兩個人來的,巧合的相同名字。
Oksijen yakma sürecini tamamlamış olan bir yıldızın çekirdeği, esas olarak silikon ve sülfürden oluşur.一顆恆星完成氧燃燒過程後,它核心的主要成分是矽和硫。
Vatanın dünyanın merkezi sayılması düşüncesini esas aldı.認為世界以自己為中心轉動。
Modern standart Arapçadaki ses değerleri esas alınmıştır.在現代標準阿拉伯語表示 音 或 音。
Dispersiyon esaslı yapıştırıcı ve kaplama lakları c.1 C版新增音轨。
Bakü füniküleri 2001'de ve 2007'de iki kez esaslı tekrar tamir edilmiştir.徐汇新村曾经在1994年以及2007年经过两次较大规模的整修。
Yıldırım savaşı taktikleri de esas olarak dolaylı tutum stratejisine dayanmaktadır.換言之,運動戰主要適合于地形複雜的戰場。
Özellikle, |r| = 1 iken logr 'nin esas değeri geometrik veya trigonometrik inşaya başvurmadan hesaplanabilir.特别地,logr 的主值,这里 |r|=1,可不引用任何几何或三角构造算出来。
“Bizim esas soyumuz Yörüktür.「我們的榮譽取決於我們的誠信。
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.基本人權在第3章具體地列舉出來。
Bu ilke tam açıklama kavramını esas alınarak yaratılmıştır.可以看出正交的概念正是在此基础上推广而来的。
Antrenmanlarda esas olan, vücudun her bölümünü ayrı ayrı çalıştırmaktır.做完全套动作,身体各个部位都得到锻炼。
Büyük Britanya'da esas olarak güneyde görülür.计划首先考虑在柏林的东南面。
Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum.其後官永義反起訴許智明。
Pedoloji esas olarak toprak oluşumu, toprak morfolojisi ve toprak sınıflandırılmasıyla ilgilenir.土壤学主要是针对成土、土壤形态和土壤分类。
Hakim, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verir.他希望法院判决时不会避免直接面对这一问题。
Öğrenirken hatasız ve yavaş çalışmak esastır(değişmez kuraldır).至于礼仪乐律、星筭卜卦,靡不究穷奥妙。
GPS ise uydu sinyallerini esas alarak ölçüm yaptığı için herhangi bir yardımcı araca gereksinim yoktur.因为沃森并不需要估算就绪信号何时到达。
1950'lerden 1980'lere kadar, merkezî hükûmetin gelirleri esasen devlete verilen kârlardan kaynaklanıyordu.直至1950年代,TTC的收入主要來自乘客車資。
Ateşbaz-ı Veli, Mevlana' nın muasırı olup, esas ismi Şemseddin Yusuf, babasının adı ise İzzeddin ' dir.曾祖父袁敬;祖父袁鼐,曾任封刑部主事;父親袁褒,曾任監生。
450 yılında, esasen askeri ve mali zorunluluklar sonucu kurulan meclis.450年,从军南征,任宣威将軍。
Modelleri esas olarak kadınlardır.尤以婦女爲最。
Bu işlemde esas olan kavramların belirlenmesidir.” 这一定义包含了过程之所以为过程的基本特征。
Dört büyük Sünni mezhebinin imâmlarını esas alırlar.操控強大的四大神獸精靈。
Eğitimsizlik kaynaklı nedenlerle esas kimliklerini bilmemektedirler.还有一些谁都不确定的确切来源的气味。
Hem Amerikan hem Avrupa ana esasları, tedavi için kısmi önerileri FEV1 üzerinden yapar.미국과 영국 양국의 지침은 FEV1에 바탕하여 치료법을 제안하도록 권장한다.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.아리스토텔레스 이후로 이러한 과정들은 본질적으로 생물학적 과정으로 간주되어 왔다.
İkinci ve esas savunma hattı kenttin 6 – 8 km dışında ve yaklaşık 30 km uzunluğundaydı.두 번째이자 주요 방어선은 도시 6-8km 내에 위치했으며 약 30km였다.
Bunun ardından islam'daki iman ve ibadet esaslarına sadakat tekrarlanır.이슬람은 믿음(إيمان, īmān)과 실천 (دين, dīn)으로 이루어진다.
Daha sonra Sun ile beraber esas adaya giderler.너와 함께 밤 강가로 갈거야.
Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir.그러나 이 독립이 실현될 지는 의문이다.
Esas olarak İngilizlerden devralınan Anglo-Sakson kanunları vardır.주로 영국인으로부터 계승 된 앵글로 색슨 법칙을 가지고 있다.
Askeri Yargıtay’ın kararı esastan bozmasından sonra beraat etti.법관이 불복사건의 이전심급의 재판에 관여하였을 때.
Peygamberlere “Nâtık/Konuşan” ve yardımcılarına da “Sâmet/Susan (Vâsi/Esas) İmâm” unvanı verilmiştir.즈가리야(즈카르야/스가랴)서 하깨 선지자를 도와 성전의 재건을 독려(예언)한다.
Buna karşılık Kanûn-ı Esâsî resmen yürürlükte kaldı.박천(博川)의 지천사(遲川祠)에 제향(祭享)되었다.
İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayanır.왜냐하면 사생활에 대한 관심은 동시에 소비와 레저에 대하는 관심이기 때문이다.
Esas olarak Asya'da yayılım gösterir.아시아에 제한적으로 분포한다.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.그런데 문제는 또 엉뚱한 데서 발생했다.
Ceza hukukunda "beraatı zimmet esastır."간통죄 폐지에 '징벌적 손해배상제' 도입 의견.
Esasen Diodorus'a göre Hydarnes emrindeki bu birlik 20 bin kişilik bir kuvvettir.디오도로스에 따르면, 히다르네스는 2만명의 병력을 이 임무에 투입했다고 한다.
Bu ise holografinin esasını teşkil etmektedir.좀더 구체적으로는 홀로그램 등의 기술을 의미.
Chollima hareketi Sovyet beş yıllık planlarından esinlenerek merkezi devlet planlamasını esas alır.소련이 했던 것처럼 동유럽 정부 계획자들은 중공업에 중점을 두는 5개년 계획을 지도했다.
Esas kararı onlar verecektir.그러므로 그들은 올바른 결정을 내릴 것이다.
Moi esas kadın benliğinin olmadığını iddia etti.하지만 그녀는 전족을 하지 않은 자신의 발을 자랑스럽게 여겼다고 한다.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.코로나 맥주는 미국에서 가장 많이 팔리는 수입 맥주이다.
Önceki TLS 1.1 ve TLS 1.2 spesifikasyonları esas alınmıştır.이러한 약한 스위트는 TLS 1.1 및 그 이후에서는 금지됨.
Esas olarak çiçek üzerinde pusuya yatarlar.한반도에서는 초봄에 꽃을 피운다.
Esas görevi besin maddelerinin depolanmasıdır.그들의 임무는 동물원의 질서를 유지하는 것이다.
Filo esas İyon kuvvetleriyle Efes yakınlarında birleşti.그들은 에베소 근처에서 이오니아 주력군과 합류했다.
Zaten boru tipi hoparlörlerin çalışma şekillerinin esası da budur.이곳은 뾰족한 형태의 성층화산들로 관광 명소이다.
Batılılaşma hareketi esas bu noktada başladı.삼국지연의는 바로 이 시점부터 시작된다.
Ne var ki, folklor esasında halk kültürünün tamamını kapsar.그렇지만, 보스니아인이 대부분 문화의 중심을 잡고 있다.
Esasen aynı gün içinde yer alan iki çatışmadır.그 날 밤 바에 있는 두 사람.
Eski Roma ordusu taktik bakımından sınırlıydı ve bu dönemdeki varlığı esas olarak savunmaya yönelikti.הצבא הרומי הקדום היה מוגבל מבחינה טקטית ועמידתו בתקופה זו הייתה בעיקר הגנתית.
Ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kim şeklindeki bu temel ilkeler habercilikte esastır.מי, מתי, היכן, מה וכיצד הם פרטים שנמסרים בפיסקה הראשונה.
Esasen bu durum da onun üstlendiği tarihsel rolle denk düşer.ויותר מכל, הוא מבין את טיבו האמיתי של הסיפור שהוא מספר.
1819'da şehirde bir Harp Okulu kuruldu ve bu sonra İsviçre ülkesi için esas Harp Okulu oldu.ב-1819 נוסד בעיר בית ספר צבאי שהפך במרוץ השנים למוביל בשווייץ.
Seçmelere esasen Artie Abrams rolü için katıldı ve Chicago müzikalinden "Mr. Cellophane" şarkısını icra etti.במקור, קולפר נבחן לדמותו של ארטי אברמס, וביצע באודישן את השיר "mr. cellophane" מתוך המחזמר "שיקגו".