esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bakü füniküleri 2001'de ve 2007'de iki kez esaslı tekrar tamir edilmiştir.当ケーブルカーは、2001年および2007年に見事に修理された。
Öz annesi Halkın Tapınağı mensubu olan Tim Jones’un esas adı, Timothy Glen Tupper idi.ティム・ジョーンズの実の母親は人民寺院の信者であり、元々の名前はティモシー・グレン・タッパーであった。
Esasında son derece lüks bir yaşantı içerisindedirler.長居 優樹(ながい ゆうき) 主人公。
1955 yılında "Milliyet Duygusunun Sosyolojik Esasları" adlı eserini yayımlandı .1955年、論文「心理機能の系的性質について」を発表。
Esasen kendi kendine yeterli olan Finlandiya, çok sınırlı tarım ticareti yapmaktadır.本質的にはフィンランド農業は自給自足であり、農業貿易には限定的に関わるのみであった。
Mahkemelerde şahitlik hususunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında eşitlik esası kabul ediliyordu.ムスリムになるためには、証人となるムスリムの前で信仰告白の手続きを取ることが必要である。
Muharebeye sürülen hava gücü esasen zayıflamıştı.飛翔力は退化していた。
Senato üyeleri gizli oyla dolaylı oy kullanma esasına göre seçilirler.下院議員は、直接の秘密投票を通して選ばれる。
Esas olarak Asya'da yayılım gösterir.主にアジアに分布していたとされる。
Esasen buğday ve üzüm ekilir.小麦、大麦を含んでもよい。
Bu dönüşlere devinim, nütasyon ve esas dönüş denir.それぞれ俗に戻り復活、その場復活と呼ばれる。
İkincil yapı hidrojen bağlanması ile tanımlanır, dolayısıyla bir hidrojen bağının kesin tanımı esastır.二次構造は水素結合によって定義されるため、水素結合の厳密な定義が決定的に重要な意味を持つ。
Esas olarak bin yıllık bir dönemi incelemiştir.千年祭の真意にいち早く気付いた。
Önceki TLS 1.1 ve TLS 1.2 spesifikasyonları esas alınmıştır.IE 11においてTLS 1.1および1.2が既定で有効。
Esas olarak bir tümülüs olduğu düşünülerek kazıya girişilmiş olduğu anlaşılmaktadır.どうやら叩きつけられた事に特別な感情があるらしい。
Yazı dilinde Merkez lehçesi esas alınır.言語学課程は首席で修了している。
(Irak Savaşı) 1 Mayıs: Bush, "esas çatışmaların sona erdiğini" açıkladı.5月1日、ブッシュは「任務は達成された」と書かれた看板の下で、地上での主要作戦は終わったことを宣言した。
Esas olarak kürk için yetiştirilir.主に表皮に分布する。
Böyle bir tartışmalarda genelde son oy sahibi İşverendir. Yarışma esasında.芸能人・プロスポーツマン大会ともに、この競技が最後の種目として行われることが多い。
Parlamenter sistemlerde çoğunluk ilkesi genel olarak esastır.一般には議事の決定には多数決の原則が採用される。
"Kânûn-ı Esâsî".「ニャーゴ」と鳴く。
Esası, bir müzik parçasının tekrarlanan nakaratıdır.その代わりにあるのは連続した音楽の流れである。
Avcılık ve balıkçılık esas geçim yollarıdır.漁業と狩猟が主な生業であった。
Esas yüz denen şey de budur.これは一面正しい。
Bu hizmet 1940 Ağustos'unda esasen askeri amaçla kullanılan ek mavnalarla genişletilmiştir.1940年8月にはこれに加え、軍用のはしけの便も設けられた。
Şu an dünyanın 50-den fazla ülkesinde esas Avrupada satılmaktadır.現在世界50か国以上で販売されており、特に欧米で高い人気を得ている。
Her tur verilen konu İngiliz Parlamenter Sistemi esasına dayanarak tartışılır.分割案はイギリス議会で精力的に議論された。
Esasen Boğaz'a mayın döşenmesi ile ilgili elde hazır bir plan vardır.又天馬から降りて剣を振るシーンも僅かにある。
Dörtlük esasına dayanır.は4連覇をはたす。
Ateşbaz-ı Veli, Mevlana' nın muasırı olup, esas ismi Şemseddin Yusuf, babasının adı ise İzzeddin ' dir.それに対して朱彧の父の朱服は家族に「孟在は富貴を長く続けられるまい」と言った。
Mevcut olan riskler, esas olarak olaylar (event) ile ifade edilir.※印が付いているものは、実際に起きた出来事(史実)が元となっている。
Esas başarı, 3 BF-109 avcı grubu tarafından elde edilmiştir.特攻機にはBf109戦闘機が最適とされた。
Örfi hukuk ise İslam dininin esasları üzerine kuruluydu.博士論文は教会法についてであった。
Kırım Cephesi kuvvetleri, esas olarak 44. Ordu, 47. Ordu ve 51. Ordu'dur.第44・第47・第51軍を含む。
Yapımda esas sorun güvenilirliği ve maliyeti arasındaki dengeydi.開発する上での重要な問題は信頼性と経済性であった。
Dolayısıyla, bu antlaşma esas itibarıyla bugün de geçerli olması gereken bir belgedir."そうして、この条約の義務的であるとしている事前の通告は、実際には与えられない事になるという可能性が大きい」。
Ağrı daha az yaygın olarak, esasen başın arka ya da üst kısmında meyana gelebilir.頭痛に左右差がなく、頭全体あるいは後頭部よりの痛みである。
Öğrenirken hatasız ve yavaş çalışmak esastır(değişmez kuraldır).酒は弱く、時折身に覚えの無い(武者頑駄無真悪参時代のものと推測される)記憶に悩まされている。
Ama bu kanunlar yaratıldıktan sonra esaslarına uygun olarak kendi kendine işler.彼らは自分に都合のいい場合に限り法律に従う。
Biçim değiştirme esasen bir nesnenin özelliklerini değiştirme sanatıdır.好みを変えるとは、物事を感じるやり方を変えることである。
Esas yapım yeri olan karaciğerin dışında, böbrek, kemik iliği ve dalakta da yapılır.腰の骨は頑丈な腸骨と癒合した恥骨と坐骨で構成される。
Belirleyen esas unsurun olmaması ilginç bir durum.これは主要な決定要素が存在していない興味深い例である。
Tam olarak, Allah'ın adlarını anmayı esas tutan bir yoldur.「引導者」是真主的其中一個名字。
Kamu idarelerine ait taşınmazların yönetim esaslarını belirlemek.王與直指者論勿協時。
Libya'daki İtalyan zırhlıları, esas itibarıyla L3 hafif tankıdır.意大利驻利比亚的装甲部队由数以百计的L3轻型坦克组成。
Buna karşılık Kanûn-ı Esâsî resmen yürürlükte kaldı.」於是,決定背著相王,立即行動。
Bununla beraber İslam'da inanç esaslarının neler olduğu konusunda görüş birliği yoktur.非伊斯蘭教的其他宗教沒有實踐自己信仰的權利。
Dizi şifrelemede aynı anahtarın iki defa kullanılmaması esastır.)不需要同時按下二鍵。
İçindeki maddenin aşırı sıkışması yüksek yoğunluğa neden olur, çünkü muhtemelen esasen hidrojendir.行星內部物質被極度壓縮使其密度極高,這是因為它可能主要由氫組成。
Esas barış anlaşması 21 Kasım 1902 yılında Amerikan savaş gemisi Wisconsin üzerinde imzalandı.1902年11月21日,雙方在美國海軍的戰艦威斯康辛號上再次簽署和約。
Esas olan özgürlüktür.最想得到的是自由。
Afrika içlerinin Avrupalılarca keşif süreci 18. yüzyılın sonlarında esas olarak başlamıştır.歐洲對非洲內陸的探索在十八世紀末開始全面展開。
"Kânûn-ı Esâsî".金堂知縣』。
Esas olan mal asıl değer olarak da tanımlanır.錢是最正確最值得的東西。
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.经过治疗,患者会拥有正常的预期寿命。
Sonunda esas gücünle savaşabileceksin.最後與直力行同歸於盡。
Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek.收受他人的犯罪所得之贈與。
Medreselerin gelir kaynakları esas olarak vakıflardan sağlanırdı.皇室的收入来源主要是股票投资。
Bu ilke ihtiyatlılık kavramını esas alır.这就是警示中枢发挥的作用。
Depremden sonra esaslı bir tamir gördü.地震后安巴托经过了彻底的重建。

İlgili Sayfalar