esas ile cümle
esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1970’lerden beri ABD, İsrail’in esas müttefiki oldu.Sebelum 1967, pemerintah "Amerika Serikat sangat keras terhadap Israel."
Kanun-i Esasi, üye sayısı 30'a varan bir özel kurul (Meclis-i Mahsus) tarafından yapılmıştır.Jumlah anggota panitia khusus ditetapkan oleh rapat paripurna paling banyak 30 (tiga puluh) orang.
Oyunun iki esas konusu vardır.Seri ini memiliki 2 tema utama.
Yagılamalarda esas kural koyucu ise Allah'tır.Menerapkan hukum-hukum yang berasal dari Allah dalam segala aspeknya adalah wajib.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Saat ia ingin memasak di dapur.
Mirotarih esasen İtalya'da 1970'lerde gelişti.Sejarah mikro pada mulanya dikembangkan di Italia pada 1970-an.
Bu dedüktif metot, ilk zamanlarda ezberi esas almıştır.Ketegasan ini pada awalnya banyak yang menentang.
Bir hitap çeşidi olan konferans, bilgi verme esasına dayanmaktadır.Namun Dewan bertemu dalam berbagai bentuk tergantung pada topik.
Dış müşteri ise işletmenin ürettiği ürünleri satın alan esas müşteridir..Konsumen adalah orang yang membeli barang.
Bunun ardından islam'daki iman ve ibadet esaslarına sadakat tekrarlanır.Dengan Kesucian menunaikan Rukun Islam dan Rukun Iman.
Çünkü, esas olarak, bu düşünceler matematiksel olarak formülleştirilmemişti.Namun, definisi ini tidak mengutamakan rumus matematis pembentukannya.
1914-1945 Yılları Arasında Batı Dünyası, esasen iki dünya savaşı ve bunlar arasındaki dönem üzerinde duruyor.Pertama, periode antara tahun 1949–1950 ketika ada dua konstitusi yang berlaku secara bersamaan.
Khao niao - Yapışkan pirinç Kuzey ve Kuzeydoğu Tayland'ın esas yiyeceğidir.Ketan (khao niao, Thai: ข้าวเหนียว) adalah makanan pokok di Thailand Utara dan Thailand Timur Laut.
Yani lehçe olduğu gibi yazı dilinde de esas alınsa gene de bazı harflerin okunuşları farklıdır.Karena suku dapat ditulis pada gantungan aksara, maka cara penulisannya juga berbeda-beda.
Tanto esas olarak delici maksatla kullanılan bir silahtır ancak keskin yanı kesmek için de kullanılabilir.Tantō ini dirancang sebagai senjata, tetapi bagian tepi dapat digunakan untuk memotong juga.
Elçiliğin esas görevi Avrupa'ya gitmekti.Nhiệm vụ cuối cùng của sứ bộ là khởi hành tới châu Âu.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.Việc phân chia, tuy nhiên, chỉ là danh nghĩa, và quyền lực thực sự vẫn nằm trong tay của Gratianus.
Esas olarak kürk için yetiştirilir.Loài này chủ yếu được nuôi để lấy lông.
1960'lı yılların sonuna doğru gelindiğinde uyuşturucu Meksikalı kaçakçıların esas işi halini aldı.Vào cuối những năm 1960, những kẻ buôn lậu ma túy ở Mexico bắt đầu buôn lậu ma túy trên quy mô lớn.
Sonunda esas gücünle savaşabileceksin.Cuối cùng Trương Giản Chi được phong tướng vị.
Nitekim bu esasın ismi de buradan doğmuştur.Cái tên Sinh Từ cũng ra đời vào thời điểm đó.
Esasen oklar bundan daha fazla etkili olabilirdi.Kết quả thực tế có thể còn lớn hơn.
Esas adı Yumiko Shiina (椎名裕美子, Shiina Yumiko)'dir.Truỳ Danh Lâm Cầm), hay còn được viết là Sheena Ringo, tên thật là Shiina Yumiko (椎名 裕美子, Shiina Yumiko?
Esas olarak 1995 yılında kaydedilmiş fakat stüdyo albüm olarak 1998'de basılmıştır.Nó được tìm thấy ở miền trung châu Âu, but was also recorded từ Đảo Anh năm 2005.
Önceki antlaşmalar ve konferanslar, 19. ve 20. yüzyıllarda boğazların açıklığını esas almıştı.Các hiệp ước và hội nghị trước đây đã được thực hiện trong các giai đoạn của thế kỷ 19 và 20.
İçindeki maddenin aşırı sıkışması yüksek yoğunluğa neden olur, çünkü muhtemelen esasen hidrojendir.Sự nén vật chất cực độ bên trong nó gây ra mật độ lớn, bởi vì nó có khả năng được cấu tạo chủ yếu từ hiđro.
Onun esas idolü Elvis Presley'dir.Cái chết của Elvis Presley.
Esas olarak yılda bir kere toplanırlar.Thông thường tụ tập mỗi năm một lần.
Ön galaksi terimi esas olarak Büyük Patlama Teorisi'nde kullanılmıştır.Thành phần của chúng phù hợp với thành phần theo tiên đoán của lý thuyết Vụ Nổ Lớn.
Ancak esas yetki Attila'nın elindeydi.Quyền lực trong triều đình thực sự nằm trong tay Sofia.
Esas genel bir taarruz, bir sonraki gün başladı.Công việc phá dỡ sân vận động bắt đầu vào ngày hôm sau.
Ancak, akışkanlarla ilgili esas gelişmeler Rönesans’tan sonra olmuştur.Tuy nhiên, một giai đoạn biến động nội bộ ngắn lại xảy ra sau khi Ashur-Dan qua đơi.
"Biz milleti değil, ümmeti esas alırız.Ưu tiên của chúng tôi không phải là đất đai; con người là quan trọng với chúng tôi."
Orta bağırsak emilmenin esas merkezidir.Ngay giữa trung tâm là điện thờ chính.
Anlaşma esasen seçime dayalıdır.Chức viện sĩ là do bầu chọn.
Bu görev kuvvetinin esas görevi bir deniz muharebesi değildi.Nhiệm vụ chính của tàu là chống ngầm.
Esas soyadım yasak olduğu için Uzun oldum.Ngoài ra dòng tên bị cấm.
Luftwaffe esas unsurlarının harekâttaki görevi, Sovyet Hava Kuvvetleri'nin etkisiz hale getirilmesiydi.Nhiệm vụ đầu tiên của Luftwaffe là loại bỏ lực lượng không quân Bỉ.
"Kânûn-ı Esâsî".Vương hãy kính theo."
Esas olarak İngilizlerden devralınan Anglo-Sakson kanunları vardır.主に英国から継承されたアングロサクソン法がある。
Kamu idarelerine ait taşınmazların yönetim esaslarını belirlemek.その他主審の指示に従わない場合。
Esas dersler sabah işlenirdi.講座 朝から学ぶ!
Hatta 3 faz taşımak esastır.3行程度で送って欲しいとの事。
İslam'da iman, İslam dininin esaslarına inanmaktır.イスラム教を信仰する。
Kırıklar, bunların esas heykellerden koptuğunu düşündürmektedir.将軍、これが貴方の割ってきた岩であることを恐れる。
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).最も大きな問題は難聴 (14%に発現)および認知障害 (10%に発現)である。
Modelleri esas olarak kadınlardır.読者は主に女性。
Esas panzer birlikleri bir haftadır hareketsizdiler.戦車隊はめぼしい戦果なしに、一週間ばかりで戦場を去った。
“Sigara içme arzusu esasen alışılmış davranışa olan arzuyu yansıtır” sonucuna varılmıştır.」と言われたので、喫煙の習慣があるらしい。
Esasen söz konusu kalker tepenin adı Görüklük Tepe'dir.戒名は厳浄院釈尼鏡照。
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.第三条 清国皇族資産は一体に保護す。
Medreselerin gelir kaynakları esas olarak vakıflardan sağlanırdı.これらの部隊の兵士らに支払われる給料は、基本的に現金によるものであった。
Bunun ardından islam'daki iman ve ibadet esaslarına sadakat tekrarlanır.イテンやカプソワル等の一部の地域ではイスラム教も信仰される。
Pérez Esquivel, 1960'larda halkı esas alan Latin Amerika Hristiyan pasifist gruplar ile çalışmaya başladı.1960年、ペレス・エスキベルはラテンアメリカのキリスト教徒平和主義者のグループで働くようになった。
Esas adı Lin Li-hui (林立慧)'dir.漢名は林秀玲(リン・シウリン)。
Arabidopsis ’teki esas DNA metiltransferaz enzimleri DRM2, MET1 ve CMT3'dür.DNAにメチル基を転移させ共有結合させる主要な Arabidopsis DNAメチルトランスフェラーゼ酵素は、DRM2、MET1、CMT3である。
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.異変は別の場所でも起きていた。
İmparatorluğun eyaletlerine (yönetim alanında) daha geniş yetkiler verilmesi esasını konu alır.領土では(帝国ではなく)権力は益々束ねられた。
Birey esas alınarak, kişisel özgürlükler üzerinde durulur.ハ 個人制裁を重くする。
Esas beceri isteyen, onu seyredilebilir kılmaktır.もちろん、それを見た者は幸福を得られる。