Pedoloji esas olarak toprak oluşumu, toprak morfolojisi ve toprak sınıflandırılmasıyla ilgilenir.Pedology mainly deals with pedogenesis, soil morphology, soil classification.
Oyun bir çiftliğin işletilmesini esas alır.The core of the game stands on the management of a farm.
Esas pozisyonu Kısa forvet'tir ama şutör gard pozisyonunda da oynayabilmektedir.He is a small forward, but he can also play at the shooting guard position.
Vasiyetinde mirasının esas bölümünü Melzi’ye bıraktı.In his will, Wells bequeathed a sizable proportion of his estate to Junior Legacy, Melbourne.
Esasen bu durum da onun üstlendiği tarihsel rolle denk düşer.Probably he was never conscious of this role he was playing.
Yük taşınması esas olarak demiryolu taşımacılığı ile sağlanmaktadır.Freight haulage is mainly provided by rail transport.
“Demokrasinin ilmî ve ruhî esasları”, Tasvir, 10 Aralık, sahife 2. Maksudi, S. (1945).“Demokrasinin ilmî ve ruhî esasları”, Tasvir, 10 Aralık, sahife 2.
“Demokrasi ve Müsavat esası”, Tasvir, 30 Aralık, sahife 3. Maksudi, S. (1946).“Demokrasi ve Müsavat esası”, Tasvir, 30 Aralık, sahife 3.
Bölgede esas itibarıyla Kelt toplulukları yaşamaktaydı.They lived together in orderly communities.
"U.S. Route 63" ve "Minnesota State Highway 30" şehrin esas anayollarındandır.U.S. Route 63 and Minnesota State Highway 30 are two of the main routes in the city.
Allah'a iman, İslamiyet'teki iman esaslarının birincisidir.Thus the first step is faith in God.
Bu program, esasında kütüphanelerden oluşmuş bir yapıdır.The information here comes from those libraries.
Esas yüz denen şey de budur.And that is the fearful part of this.
Fakat, onun bükülme için hesapladığı esas değer çok küçüktü.His grade point average, however, was too low for him to serve.
Kara esaslı balinacılar bu hayvanları Endonezya'da, Japonya'da, ve Küçük Antiller'de avlamışlardır.Land-based whalers have hunted them from Indonesia, Japan, and the Lesser Antilles.
Esasen Amerikan filmlerinde bu konuya daha çok rastlanmaktadır.This was especially true in American films.
Fakat tüm bunlar esas olarak, firavunun gücünü pekiştirmekteydi.At the same time, he strengthened the role of the Pharaoh.
Seçimlerde ilk kez aday esaslı blok oy sistemi uygulanmıştır.In the provinces, a majoritarian partial block voting system is used.
Yöneticiler hiyerarşisine alınacak kişiler liyakatleri esas alınarak yöneticilerce belirlenmelidir.The Weyrlingmaster must be appointed by the Weyrleaders.
Esas gergi bileşenleri Vzz, Vyy ve Vxx azalan modüllere göre sıralanır.The principal tensor components are usually denoted Vzz, Vyy and Vxx in order of decreasing modulus.
II.Meşrutiyet sonrasında esas olarak batı kaynaklarını aktarmak temelinde sürmüştür.Academy of Management, primarily by bridging the East-West divide.
Kobalt mavisi (demir siyanür esaslı) pigmentten Prusya mavisinden daha hafif ve daha yoğundur.Cobalt blue is lighter and less intense than the (iron-cyanide based) pigment Prussian blue.
Moi esas kadın benliğinin olmadığını iddia etti.His old-fashioned wife does not suspect anything.
Esas beceri isteyen, onu seyredilebilir kılmaktır.Her true face can kill whoever sees it.
Ceza hukukunda "beraatı zimmet esastır."A primer on war-crime immunity".
Cep, esas olarak 8 Şubat tarihinde oluşmuş ve 21 Nisan 1942 tarihine kadar sürmüştür.The pocket existed mainly from 8 February to 21 April 1942.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.Democracy essentially means rule of the people.
Bu hizmet 1940 Ağustos'unda esasen askeri amaçla kullanılan ek mavnalarla genişletilmiştir.This service was expanded in August 1940, with additional barges mainly serving the military.
Esas düğün Pazar günü yapılmaktadır.Weddings are performed on Sundays.
Parlamenter sistemlerde çoğunluk ilkesi genel olarak esastır.Most groups have house rules to some extent.
Esasen saldırıya geçmek gibi bir zorunluluğu yoktu.He was not close enough to attack anyway.
Medreselerin gelir kaynakları esas olarak vakıflardan sağlanırdı.The funds came predominantly from donations.
Senato üyeleri gizli oyla dolaylı oy kullanma esasına göre seçilirler.Members of the Senate are elected on the basis of indirect suffrage by secret ballot.
1960'lı yılların sonuna doğru gelindiğinde uyuşturucu Meksikalı kaçakçıların esas işi halini aldı.Towards the end of the 1960s, Mexican narcotic smugglers started to smuggle drugs on a major scale.
Bu albüm esasen Kolombiyalı besteciler Julio Reyes ve Estéfano tarafından yapılmıştır.The album is produced by himself and Julio Reyes.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.Since Aristotle these had been considered essentially biological (vital) processes.
Aynı şey, lineer cebir esaslı klasik algoritmalar için de geçerlidir.The same applies for any classical optimisation algorithm.
Esas adı Mustafa Çavuş’tur.A variant name was "Cortners Station".
Eğitimsizlik kaynaklı nedenlerle esas kimliklerini bilmemektedirler.He did not complete his basic training for unknown reasons.
Paket esasen düşük fiyatlı bir derleme paketi olmasına odaklanılmıştır.The service was noted for a low entry price point.
Değerler, 13 Nisan 2013'teki döviz kuru esas alınarak dönüştürülmüştür.Values are converted using the exchange rate on 13 April 2013.
İletken polimerlerin en büyük avantajı, esas olarak dağılma özelliği ile işlenebilir olmalarıdır.The biggest advantage of conductive polymers is their processability, mainly by dispersion.
Esas olarak Yeni Dünya cinsidir ve daha çok Güney Amerika'da yoğunlaşmıştır.The other genera are more restricted, and mostly found in South and Central America.
Türkiye'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda kabul edilmiştir.The law was welcomed by the Indian community in Athens.
Modelleri esas olarak kadınlardır.Her subject is primarily the female form.
Doğu Anadolu'dan yayılma esas olarak iki ana güzergah üzerinden olmuştur.Access to Ironstone Mountain is mainly from two walking tracks.
Bu anlamda kullanım alanı için en uygun noktayı bulmak esastır.One way of doing this is knowing the proper location to set up camp.
Esasen bu durum daha sonraki sezonlarda da birkaç kez tekrarlandı.This repeated hourly for most of that day.
Özel isimlerin yazılışında soyadı esası ve eski söyleyiş tarzı uygulandı.Despite the spelling difference, the new name and the old are pronounced identically.
Yapımda esas sorun güvenilirliği ve maliyeti arasındaki dengeydi.The main problem was trying to balance expenses and revenues.
Şarkının orijinali olan Françoise Hardy tarafından yazılan "Voilà" esas alındı.It is based on an original song "Voilà" written by French artist Françoise Hardy.
Bu çalışma ile Friedman esasen monetarizmin temel ilkelerini ortaya koymuş oldu.Friedman formalized his argument in the context of monetary policy as follows.
Yerel kanunla uluslararası kanun çelişirse, uluslararası kanun esas alınır.Only when all local remedies have been exhausted does international law take effect.
Esasen planlanan harekât bu kadardı.That was as far as the plan went.
Tam olarak, Allah'ın adlarını anmayı esas tutan bir yoldur.He spend hours in prayer as he sought guidance from God.
Hukuk sistemi Şeriat esaslıdır.Law enforcement is poor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından İnsani Gelişim Raporu'na esas alınır.His work has been cited by the United Nations Human Development Report.
Dış müşteri ise işletmenin ürettiği ürünleri satın alan esas müşteridir..Ultimately it's the customer who's buying the product.
LFTR, yakıt için florür esaslı, erimiş, sıvı tuzlu toryum yakıt çevrimini kullanır.LFTRs use the thorium fuel cycle with a fluoride-based, molten, liquid salt for fuel.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!"Mutfakta Sagopa Kajmer..."