Ana içeriğe geç
Sözlük

esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Senato üyeleri gizli oyla dolaylı oy kullanma esasına göre seçilirler.A választók közvetlen, titkos szavazással fejezik ki akaratukat.
Bu program, esasında kütüphanelerden oluşmuş bir yapıdır.Ez az információ ezekből a könyvtárakból jön.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Álmát megzavarni főbenjáró vétek.
Kuruluş esasları kanunla belirtilen devlet tüzel kişiliği içinde yer alan birimdir.Az egyezségokmányban felsorolt jogok alanya az állam területén jogszerűen tartózkodó személy.
Yedinci olarak halk oylaması esas alınacaktır.A 0. fázis a tömeg kezelése.
Mevcut olan riskler, esas olarak olaylar (event) ile ifade edilir.Lényegében a – fentiekben említett – kockázatot jelentő körülmények kerüléséből áll.
Ancak savaşın akışı içerisinde esas güç Josip Broz Tito'nun Komünist Partizanlar'ının eline geçti.De e lépés már túl későn jött, és a szövetségesek inkább Josip Broz Tito marsall partizánjait támogatták.
Sonuç olarak, zayıf ve elektromanyetik kuvvetlerin gücünün, esas olarak eşit düzeyde olduğu sonucuna varıldı.Így felteszi, hogy a tehetetlen és a gravitációs tömeg alapvetően ugyanaz a dolog.
Esasen Birleşik Krallık'ın hesabı Rus petrol ve buğdayıdır.Energiatermelése az orosz földgázon és kőolajon alapszik.
9 kray (bölgeler): esasında oblastlara benzemektedir.Yhdeksän aluepiiriä (krai): nämä ovat hyvin samantyyppisiä kuin alueet.
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Sen ohjasi Victor Fleming.
1970’lerden beri ABD, İsrail’in esas müttefiki oldu.Suunnilleen vuodesta 1970 lähtien Yhdysvalloista on tullut Israelin tärkein liittolainen.
Ancak esas yetki yine de Gratianus'un ayağındaydı.Todellisuudessa valta kuitenkin pysyi Gratianuksen käsissä.
Elçiliğin esas görevi Avrupa'ya gitmekti.Lähetystön varsinainen matkakohde oli Eurooppa.
Oyunun esas amacı 10000 Euroya kadar ulaşabilen büyük ikramiyeyi kazanmaktır.Pelin päätarkoitus on voittaa jackpot, joka parhaimmassa tapauksessa voi olla jopa 10000 euroa.
Esas dersler sabah işlenirdi.Aamulla tuntu hyvältä!
Bu ise holografinin esasını teşkil etmektedir.Pystyy luomaan hologrammeja.
Bu, elektrik jeneratörlerinin esası oldu.Tämä artikkeli käsittelee sähkögeneraattoria.
Esasen aynı gün içinde yer alan iki çatışmadır.Kaksi muuta armeijakuntaa saapuivatkin paikalle samana päivänä.
Esasen mahkemelerin bağımsızlığı ile yargıçların bağımsızlığı eş anlamlıdır.Tuomioistuimen riippumattomuuteen liittyy läheisesti myös tuomarin riippumattomuus.
Bu özellikleri esasen termoplastiklerin molekül yapısından ileri gelmektedir.Se vastaa hyvin pitkälti termodynamiikan tilanyhtälöä.
Yük taşınması esas olarak demiryolu taşımacılığı ile sağlanmaktadır.Rautatien odotetaan lisäävän erityisesti rahtiliikenteen tehokkuutta.
Ancak esas yetki Attila'nın elindeydi.Todellinen valta oli kuitenkin Antipaterin käsissä.
Gençlik çalışma ve projelerine ilişkin usul ve esasları belirlemek.Nuorisotilojen suunnittelu ja käyttö.
Muharebeye sürülen hava gücü esasen zayıflamıştı.Nostavan ilmavirtauksen on täytynyt olla hyvin voimakas.
Kırım Cephesi kuvvetleri, esas olarak 44. Ordu, 47. Ordu ve 51. Ordu'dur.Perustamishetkellä rintamaan kuuluivat 44., 47. ja 51 armeija.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Todelliset ratkaisut tehtiin kuitenkin muualla.
12 adım kalıbını esas alabilmektedir.Kaksitoista askelta myötätuntoiseen elämään.
Kanunların uygulanmasına ilişkin esasları gösterir.EU ilmaisi huolestumisensa lakien johdosta..
Esas olarak Abhazya ve Türkiye’de konuşulur.Abadzehin murretta puhutaan lähinnä Turkissa ja Lähi-idässä.
Kadınları esas giysisi üç etek zıbındır.Pukukoppeja on käytössä kolme.
Abonelik esasına göre dağıtılır.Erossa heidän omaisuutensa jaetaan.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.Vaalea lager on Suomen ylivoimaisesti myydyin olut.
Avrupa Birliği'nin esaslarını belirleyen Maastricht Anlaşması reddedildi.Puolue vastustaa Euroopan unionin määrittelemiä pelastuspakettien ehtoja.
Aslında bu savaşın esas nedeni sınıf faklılıklarıydı.Varsinaiset sodan syyt olivat monimutkaisemmat.
Diğer bir deyişle, bileşenler esas değişikliği ile aynı dönüşüme göre farklılık gerekir.Lisäksi voidaan kysyä, miten alkuaineet säilyvät muuttumattomina yhdisteissä.
Örfi hukuk ise İslam dininin esasları üzerine kuruluydu.Riitatapaukset kuitenkin ratkaistiin islamin lakien mukaan.
Bugün (6 mil esasına göre) Ege Denizi'nin %40'ı Yunan karasularıdır.Nykyisin sitä tavataan 40 %:ssa Yhdysvaltojen sisävesireiteistä.
Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir.Itsehallintolain ulkopuolelle jäävät käytännössä vain asiat, jotka voidaan liittää täyteen itsenäisyyteen.
Tek dereceli çoğunluk esasına dayanan seçim kanunu kabul edildi.Asiat ratkaistaan yksinkertaisella äänten enemmistöllä.
Moi esas kadın benliğinin olmadığını iddia etti.Tarina kertoo, ettei täydellistä naista olekaan.
Günümüzde esasen müze olarak kullanılsa da çeşitli kültürel etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır.Nykyään restauroituna se toimii monien erilaisten kulttuuritapahtumien näyttämönä.
Esas branşın nedir?Mikä sinun pääaineesi on?
Esas olarak DOS 3'ün bir kopyasıydı, ama onun aksine başarılı oldu.Ουσιαστικά ήταν ένα αντίγραφο του DOS 3, όμως αυτή τη φορά με επιτυχή κατάληξη.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).Τα κυριότερα προβλήματα είναι η κώφωση (στο 14%) και οι γνωστικές δυσλειτουργίες (στο 10%).
Yerleştirme, genellikle dönemin başında müdür tarafından teoride yaş esasına göre yapılır.Η τοποθέτηση γενικά αποφασίζεται στην αρχή της σχολικής περιόδου από τον Διευθυντή, θεωρητικά βάσει ηλικίας.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Το πρόβλημα ήταν αλλού.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.Από την εποχή του Αριστοτέλη αυτά θεωρούνταν ουσιωδώς βιολογικές (ζωικές) διεργασίες.
Cumhuriyet esaslarına göre yeni bir anayasa hazırlandı.Ο στρατός ισχυρίστηκε πως ένα νέο σύνταγμα θα δημιουργηθεί το συντομότερο δυνατό.
Bununla birlikte yöreye esas olarak yabancılar yerleşmekteydi.Στην κατασκήνωση παραθέριζαν κυρίως ξένοι.
Ayrıca İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nin esasları uygulamaya konuldu.Επίσης, καθιερώθηκε η ισότητα δικαιωμάτων και υποχρεώσεων των πολιτών.
Ağrı daha az yaygın olarak, esasen başın arka ya da üst kısmında meyana gelebilir.Πιο σπάνια, μπορεί να εκδηλωθεί πόνος κυρίως στην πλάτη ή στην κορυφή του κεφαλιού.
Esas itibarıyla kadın oyunudur.Παριστάνει γυναικεία κεφαλή.
Her iki ülke esasen savaş sonrasında askeri bir yönetim ile idare edildi.Οι εκλογές διεξήχθησαν υπό μια ουδέτερη υπηρεσιακή κυβέρνηση έπειτα από διετή στρατιωτική διακυβέρνηση.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.Στις Ηνωμένες Πολιτείες, η Corona Extra αποτελεί την κορυφαία σε πωλήσεις εισαγόμενη μπύρα.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Ο σύλλογος βασίζεται αποκλειστικά στην εθελοντική δράση.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.Τα λευκά αιμοσφαίρια, και κυρίως τα μονοπύρηνα κύτταρα, δημιουργούν κατά κύριο λόγο τη φλεγμονή.
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Τη θέση του πήρε ο Βίκτορ Φλέμινγκ.
Esasen saldırıya geçmek gibi bir zorunluluğu yoktu.Δεν θα γινόταν προληπτική επίθεση.
Yüksek Hakem Kurulunun (YHK) oluşmasında üçlü temsil sistemi esas alınmıştır.Μέσα στις διευθύνσεις ακολουθείται το τριαδικό σύστημα οργάνωσης.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod