Ana içeriğe geç
Sözlük

esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Moi esas kadın benliğinin olmadığını iddia etti.Dar femeia buna a spus că într-adevăr nevoie de nimic.
Bunu esas alarak hem kadınlar hem de erkekler oynarlar.Dansul se joacă atât de către fete cât și de către băieți.
İşletmenin sürekliliği kavramı maliyet esasının temelini oluşturur.Nevoile actuale ale pieței determină valoarea.
Dokuz Işık görüşünün esasları gayet özet olarak bunlardır.Pentru alte sensuri, vedeți Nove (dezambiguizare).
Kâr amacı gütmeyen kuruluş (non-profit) olup editörleri gönüllülük esasına göre çalışır.WCA este o organizație non-profit și tot ceea ce face se bazează pe voluntariat.
Esas panzer birlikleri bir haftadır hareketsizdiler.Pentru aproximativ o oră trupele au fost inactive.
Esasen yönetime katılmada sorun, sermaye ile çalışanlar arasında bir denge kurabilmektedir.Acțiunile de urgență vor cauza stres printre muncitorii care le implementează.
Kuvvetler ayrımı esasını ortaya atmıştır.Noi le-am propus să împărțim puterea .
Buna ilişkin ilkeleri, esasları ve usulleri gösterir.Rațiunea se exprimă în principii, idei și idealuri.
Bu dedüktif metot, ilk zamanlarda ezberi esas almıştır.Deci, peisajul m-a fascinat mai întâi.
Esas soyadım yasak olduğu için Uzun oldum.Numele Prinsenvlag a fost interzis.
Bildiğimiz meşruti ve cumhuri hükümetler teşkilatı kuvvetler ayrılığı esasına dayalı kabul edilmektedir.Regele și sfătuitorii săi erau gata să dizolve Adunarea Națională cu forță.
Güldürmek esasına dayanıldığından üslûpta bir serbestlik göze çarpar.Unui îndemn la predare i se răspunde cu râsete zeflemitoare.
Küçükçekmece ilçesi, esasen yoğun bir sanayi bölgesi niteliğindedir.Clădirea se află situată în Piața Mică, o zonă istorică deosebit de interesantă.
Bu ilke önemlilik kavramını esas alır.Astfel, principala bănuială cade asupra lui.
Conkbayırı esasen Anafartalar Grup Komutanlığı’nın sorumluluğundadır.Bonfield este cel cu adevărat responsabil pentru moartea polițiștilor.”
Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar.Și unele medicamente folosite în psihiatrie funcționează pe același principiu.
Vatanın dünyanın merkezi sayılması düşüncesini esas aldı.A plasat infernul ca centru al Pământului.
Esas kitlesi kütüphaneler, eğitimciler ve kitap satıcılarından oluşur.Circulația obiectelor bibliografice, cititori și bibliotecari.
Esas dersler sabah işlenirdi.Cursurile s-au desfășurat în orele de dimineață.
Esasen bir karış bile geri çekilmeye yanaşmayan Hitler, bu öneriyi geri çevirdi.Hitler și apropiații săi au refuzat chiar și să ia în discuție o astfel de posibilitate.
Takvîm-i Vekâyi, resmî bir gazete olması dolayısıyla makaleler esas olarak devletin görüşlerini yansıtıyordu.Evident că în problema emigrării, ziarul a fost obligat să prezinte punctul de vedere oficial.
Seçimlerde ilk kez aday esaslı blok oy sistemi uygulanmıştır.Au fost adoptate cu această ocazie reguli de votare foarte complicate.
Bu yöntem kümedeki yıldızların uzayda ortak bir hareket paylaştığı esasına dayanır.Aceste puncte de convergență sugerează că aceste stele au o origine comună.
Demokrat Parti programını iki esas etrafında şekillendirmişti: Liberalizm ve demokrasi.În cadrul magistraturilor republicii romane, existau două principii: anualitatea și colegialitatea.
Muharebeye sürülen hava gücü esasen zayıflamıştı.Acoperirea monedei garantate în aur a scăzut puternic.
Bütün omurgalılarda, iskeletin gövde kısmının esası omurgadır.Nu la toate vertebratele se întâlnește acest fenomen de ascensiune a măduvei spinării.
Sagan'ın seansında esasen video da bir mesaj göndermek isteniyor.În cazul lui Sagan acesta „interpretează” și refrenul.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).A fő panaszok a siketség (14%) és az értelmi fogyatékosság (10%).
Ocak 2009'da EasyPeasy diye yeniden adlandırılmıştır ve esas aynadan bir milyon kez daha fazla indirilmiş.Az EasyPeasy 2009 januárjában lett átnevezve, és több mint egymillió alkalommal töltötte le a fő tükörről.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.A csapatnak más téren is voltak problémái.
Esas Angels and Snake olarak bilinen grup, 1975'in sonunda kendilerini Blondie olarak yeniden adlandırdılar.Eredetileg Angels and the Snake volt a nevük, ezt 1975-ben Blondie-ra változtatták.
Esasen alyuvarlar (beyaz kan hücreleri), özellikle de mononükleer hücreler enflamasyona yol açar.A gyulladást elsősorban a fehérvérsejtek főként a mononukleáris sejtek – idézik elő.
Bu durumda en küçük t değeri esas alınır.Legyen a legkisebb szükséges lépésszám tn .
Esas kararı onlar verecektir.Én leszek, aki dönt.
Alt parçaları esasen beyazdır.A maradék nagy része fehér.
Modern etnolojinin doğuşu esas olarak sömürgecilik ve emperyalizm ile yakından ilişkilidir.Az imperializmus jellemzői mind szoros összefüggésben vannak a gyarmati rendszerrel.
Esasında ne Haçlılar ne de Konstantinopolis ahalisi savaş istemekteydi.Valójában sem a Porta, sem Bécs nem akarta a háborút.
Gaga'nın esas yapımcısı RedOne, "Just Dance"in bir remiksini hazırlamıştır.Gaga egyik fő producere, RedOne az énekesnő Just Dance című debütáló kislemezéből készített remixet.
Asya'da doğal olan bu türün esas yayılış alanı belirsizdir.Nyugat-Ázsia fanunájából hiányzik ez a faj.
Düzenlenmesinde en az yedi (7) günün esas alınması gerekmektedir.A BET ülése legalább 7 tag jelenléte esetén határozatképes.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.A szertartás maga az isten halálát és újjászületését jelképezte."
Bu dedüktif metot, ilk zamanlarda ezberi esas almıştır.Úgy látszik, az őskori rovarok valahogy megoldották ezt a problémát.
Çiftçilerin dayanışma ve ekonomik birliktelikleri esasına dayanır.Saját lovaikkal és gazdasági felszereléseikkel léptek be a gazdák.
Ancak İslam toplumlarındaki uygulamalar her zaman bu esaslara uygun olarak şekillenmemiştir.A gyakorlatban azonban a földek megszerzése általában nem ilyen ideális formában történt.
Esasen oklar bundan daha fazla etkili olabilirdi.A valódi incidencia valószínűleg ennél jóval magasabb volt.
Liberal demokrasi, liberalizmin temel ilkelerini esas alan, temsili demokrasiye dayalı hükümet şeklidir.A kormányzás alapjául a liberális demokrácia elvei szolgálnak.
Ancak, sicim esaslı güçlü kuvvetin tanımı deneysel bulgulara ters düşen çok fazla öngörüde bulunmuştur.A központi hatalom gyengülése szinte azonnal elszakadási kísérletekhez vezetett.
Esasen, temel yapısı 15. yüzyıl İspanyolcasını yansıtmaktadır.A kódex nyelvezete a korabeli, 15. századi magyar nyelv állapotát tükrözi.
Yunan-Pers Savaşları için elimizdeki esas kaynak, Grek tarihçi Herodot'tur.A görög–perzsa háborúk elsődleges forrása a görög történész, Hérodotosz.
Esas, temel, asıl.Egyszerű, közvetlen, ún.
Aynı yıl Türkçülüğün Esasları isimli ünlü esrini yayımladı.Még ugyanebben az évben meglátogatta az ENSZ Közgyűlését, hogy ismertesse a török-ciprióta álláspontot.
Cinsel olgunluğa erişmede vücut gelişiminin tamamlanması esastır.Hatásának kialakulásához szexuális ingerlésre van szükség.
Kendisi, cinsiyet fark etmeksizin, esasen bu fakülteye atanan ilk kişidir.Ő úgy érzi, az egyetlen önmaga, aki normális ebben az iskolában.
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?Mi lehet az összefüggés ezek között?
Bu inhibitörler enzimin aktivitesi için esas olan amino asit kalıntılarını değişime uğratırlar.Proteolitikus kísérleteivel meghatározta, hogy mely aminosavak alapvetőek az enzimatikus működéshez.
Mücevher yapımında kullanılan beyaz altının esasını teşkil eder.Arany - Ékszerkészítésre használt nyersanyag.
Bu her iki okul da görüşlerinden dolayı Buda’nın esas öğreti mantığından uzaklaşmıştır.Mindkét buli rossz irányt vesz, köszönhetően Cole mesterkedéseinek.
Planet Math'da Esaslı TekillikCsillagászatportál Matematikaportál
Adam Sandler's Eight Crazy Nights, Sandler esas karakter,Dante yardımcı karakter.Előfordul Nyolc őrült éjszaka, illetve Adam Sandler - Nyolc őrült éjszaka címváltozattal is.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod