Ana içeriğe geç
Sözlük

esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
DNA ikileşmesi için bu esastır.Detta gjordes för att dna:t skulle drygas ut.
Esasen bu durum daha sonraki sezonlarda da birkaç kez tekrarlandı.Den har senare skärpts vid ett antal tillfällen.
Özellikle, kapaklı telefonların esas müşterileri bayanlar idi.Då var det framför allt vänorternas politiker som träffades.
Büyük Britanya'da esas olarak güneyde görülür.Då främst i Storbritannien.
Alt parçaları esasen beyazdır.De övriga undre delarna är vita.
Bu durum, yerleşme sakinlerinin esas yaşam alanlarının bu avlular olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.Troligtvis på grund av de höga kraven som dessa djur ställer på sina habitat.
Yük taşınması esas olarak demiryolu taşımacılığı ile sağlanmaktadır.Orsaken till dröjsmålet låg i järnvägens finansiering.
Bunun esaslarından biri de bütün deney sonuçlarının ve cihazın etkilerinin de sisteme dahil edilmesidir.Detta har bland annat berört testets struktur och resultatens reliabilitet.
Onun esas idolü Elvis Presley'dir.I huvudrollen ses Elvis Presley.
Esasen çok geniş bir risk yelpazesine rağmen işlevlerine devam ettikleri görülmektedir.Han ses ofta när han gör extrema aktiviteter trots alla risker.
Bu ilke dönemsellik kavramı esas alınarak yaratılmıştır.Deras förmenta opålitlighet hade format sig till ordspråk.
Daha sonra 1945 yılında Berlin Muharebesi'nde esasen tahrip edildi.I januari 1945 blev förbandet i det närmaste förintat vid strider i Polen.
Görüldü ki bu taneciklerin çok büyük bir sayısı esas tanecikler olmayabilir.Många tyckte också att det var för få riktigt högklassiga matcher.
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?Finns det något samband mellan offren?
Üre nitrat gübre esaslı bir yüksek patlayıcıdır.Kopparacetylid är ett mycket känsligt högexplosivt sprängämne.
Bu isyanın esasında pek çok nedeni vardır.Orsakerna till reformationen är många.
Trafiğin hem sağdan aktığı hem soldan aktığı bölgelerde esas amaç trafiği bir düzene koymaktır.Spårvägen kommer att trafikeras i högertrafik med dubbelspår.
Guletlerin dayandığı esasların kökeni antik çağdaki Karya dönemine kadar takip edilebilmektedir.Nästan alla ortnamn som är bruk kan spåras tillbaka till fornnordiska tiden.
Aralarındaki ilişki özgürlük ve bağlılık arasındaki bir denge esasına dayanmaktaydı.Förvissningen att det finns ett nära samband mellan privategendom och frihet.
Günümüz astronomları da temelde bu sınıflandırmayı esas alırlar.I dag betraktar astronomerna allmänt dessa tidiga rapporter som felaktiga.
Dil farklılığından uzlaşmazlık oluşursa Fransızca metin esas alınır.Skulle det uppstå oklarheter mellan de två versionerna, är de franska formuleringarna ledande.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Därmed övergick meningsmotsättningen till öppen schism.
Göl esasen kamışlıklarla çevrelenmiştir.Sjön omges av tallskogar.
Fakat, onun bükülme için hesapladığı esas değer çok küçüktü.Han klagade bland annat på att prissumman var för låg.
Esasen bölge Sami dillerinin en kuzeybatı yayılma bölgesidir.Ståkke är den nordligaste utposten för det umesamiska språkområdet.
Elçiliğin esas görevi Avrupa'ya gitmekti.Кінцевою метою посольства було прибути до Європи.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.З часів Аристотеля вони вважалися специфічно біологічними.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).Основними проблемами є приглухуватість (у 14 %) та когнітивні розлади (у 10 %)..
Kadınları esas giysisi üç etek zıbındır.Жіночий одяг склаадався з трьох прошарків.
Oluşturanların esas düşüncesi kahramanların özelliklerini oyundaki hareket tarzına geçirmektir.Головною ідеєю розробників є перенести характери героїв на їх поведінку в грі.
X ışınları genelde atomik esaslardan kırınım yapmaz.Рентгенівські фотони, як правило, не відбиваються від атомних ядер.
Afrika içlerinin Avrupalılarca keşif süreci 18. yüzyılın sonlarında esas olarak başlamıştır.Серйозні дослідження глибин Африки європейцями почалися наприкінці 18-го століття.
Depremden sonra esaslı bir tamir gördü.Після землетрусу частково відновлене.
Esas olan özgürlüktür.Це справа свободи.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Найбільша ж проблема полягала в іншому.
Bütün omurgalılarda, iskeletin gövde kısmının esası omurgadır.У всіх офрисів трав'яниста частина взимку відмирає.
1872 yılında "gizli oy" esası kabul edildi.У 1872 році прийнята система таємної подачі голосів на виборах.
Esasen buğday ve üzüm ekilir.Повсюдно висіваються кукурудза і пшениця.
Göl esasen kamışlıklarla çevrelenmiştir.Озеро відноситься до сильно заростаючих.
Her ikisi isim haricinde esasen birbiriyle aynı.Двоє із цих імен явно однакові.
Esasen Amerikan filmlerinde bu konuya daha çok rastlanmaktadır.Цілком зрозуміло, що і в американських фільмах також.
Merkez lehçesinin en önemli özelliği Rus dilindeki tüm yazıların bu lehçe esas alınarak oluşturulmasıdır.Основним об'єктом його наукових праць стала розмовна російська мова у всіх її проявах.
Sisplatin esas olarak idrarla vücuttan atılır.Він дозволяє ефективно передавати імпульс стрибка від ніг до тіла.
Bu durum bir bakıma savaşın gidişatında esas gücü oluşturmuştur.Ставало очевидно, що справа йде до великої війни.
Esas düğün Pazar günü yapılmaktadır.Щорічний фестиваль відбувається неділі вересня.
Her tur verilen konu İngiliz Parlamenter Sistemi esasına dayanarak tartışılır.Турнір проходить по британському формату парламентських дебатів.
Esas olarak çiçek üzerinde pusuya yatarlar.Харчується переважно рослинами.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.Більшість віскі, виробленого в США, є бурбоном, він офіційно вважається національним напоєм США.
Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir.Така система може існувати тільки за повної незалежності компанії.
24 saat esaslı saatler en az 15. yüzyıldan bu yana kullanıla gelmiştir.Найбільшу активність вони проявляли впродовж 40 років, починаючи з 1522 року.
Bunu esas alarak hem kadınlar hem de erkekler oynarlar.Подібні ролі можуть грати і жінки, і чоловіки.
Bu dönüşlere devinim, nütasyon ve esas dönüş denir.Ці оберти називаються прецесією, нутацією, і власне обертання.
McNeill, küresel çaplı insan ilişkilerini esas alan bir yaklaşım sergilemiştir.Макніл вдався до широкого підходу, зосередженого навколо взаємодії народів всієї Землі.
(Kütle birimi olarak gramın değil, kilogramın esas alındığına dikkat edilmelidir.)(За означенням нульовий функціонал не вважається коренем.)
İkinci ve esas savunma hattı kenttin 6 – 8 km dışında ve yaklaşık 30 km uzunluğundaydı.Основний, зовнішній, віддалений від міста на 18—20 км, мав протяжність близько 60 кілометрів.
Bu dedüktif metot, ilk zamanlarda ezberi esas almıştır.Таке практичне втілення цих ідей було вперше в історії.
Esasında ne Haçlılar ne de Konstantinopolis ahalisi savaş istemekteydi.Однак величі і торгової могутності ні Візантія, ні Константинополь так і не змогли повернути.
İmami Şiilerde imamete inanmak; inanç esaslarından biridir.Віра у приречення вважається одним зі стовпів віри.
Bu yöntem kümedeki yıldızların uzayda ortak bir hareket paylaştığı esasına dayanır.Він базується на тому, що зорі у скупченні розділяють спільні параметри руху в просторі.
Buna rağmen, esasen dostane bir ilişkileri vardır.До них належать, наприклад, зв'язківці.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod