esas ile cümle
esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Esas yüz denen şey de budur.Eis aqui a importância da Pareagem.
43 değişik üye coğrafi bölgelerden eşit temsil esasına göre seçilir.Os 32 restantes são eleitos por representação proporcional a nível nacional.
De Tounens Valparaíso'ya Şili'nin temsilcilerini beklemek üzere geri dönmüştür, esasen onu ihmal etmişlerdi.De Tounens voltou para Valparaíso para esperar por representantes do governo Chileno.
Eski Hintçedeki nāga, İngilizce: 'snake', Germen: *snēk-a Proto-IE: *(s)nēg-o- eşasıllıdır.Do Indo-ariana nāga, cognato de 'Snake' (cobra) em Inglês, Germânico: * snēk-a-, Proto-IE: *(s)nēg-o-.
Seçimlerde ilk kez aday esaslı blok oy sistemi uygulanmıştır.Pela primeira vez, um quadro de votação digital foi usado.
Konuşmacının esas niyeti başarısız olmuştur.O concílio falhou totalmente no seu objetivo principal.
Birinci İnönü Muharebesinden sonra Teşkilat-ı Esasiye (İlk Anayasa) ilan edilmiştir.Se, por um lado, o A é primo, o prescrito aconteceria.
Bu hizmet, Wirecard Bank AG’nin otomatik olarak “sanal” kredi kartları ihraç etmesini esas alır.O serviço baseia-se numa emissão automática de cartões de crédito "virtuais" pela Wirecard Bank AG.
Esas olan yüz yüze yargılamadır.Ensaio Sobre a Face da Mentira.
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.Art. 3.º O princípio de toda a soberania reside, essencialmente, na nação.
Ön galaksi terimi esas olarak Büyük Patlama Teorisi'nde kullanılmıştır.O termo protogaláxia foi usado principalmente na Teoria de Big Bang.
Ampirik bir ön koşulu desteklemek için, esas olarak bir çevrilemezlik olması gerekir.Para subir de divisão, teria que ultrapassar uma fase preliminar.
Bağımsız yargı denetimi seçimlerde esastır.E essas pesquisas devem ser registradas na Justiça Eleitoral.
Sankt-Peterburg'in esas şehirleşmiş alanı 605,8 km²'dir.A área urbana de São Petersburgo é de 605 km².
Ataya, büyüğe saygı, sevgi esastır.Respeitar e cultivar o amor ao próximo.
Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir.Sobravam-lhe, sem dúvida, elementos para essa pronta autonomia.
Ayrıca İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nin esasları uygulamaya konuldu.Baseia-se também na Declaração dos Direitos do Homem e do Cidadão.
Hem Amerikan hem Avrupa ana esasları, tedavi için kısmi önerileri FEV1 üzerinden yapar.As normas europeias e norte-americanas recomendam basear as recomendações de tratamento nos valores de VEF1.
Yöneticiler hiyerarşisine alınacak kişiler liyakatleri esas alınarak yöneticilerce belirlenmelidir.Qualquer funcionário pode se queixar dos chefes aos executivos do escalão superior.
Ganj ve İndus nehir yunusları görünüş itibarıyla esasen hemen hemen aynıdır.Ayari e Mariya tem um olhar muito parecidos e tem quase a mesma altura.
Bu özellikleri esasen termoplastiklerin molekül yapısından ileri gelmektedir.Isto alterou-se por completo quando apareceram os métodos de clonagem molecular.
Kara ordusu esas olarak atlılardan oluşmaktaydı.O exército mongol era formado essencialmente por cavaleiros de arqueiros.
Kitaplarının esas konusu genel olarak çeşitli geleneklerle modern dünya arasındaki tezatlık oluşturmaktadır.Porém, a forma como estes livros estão organizados varia de tradição para tradição.
Esası Rose-Croixlardan alınmıştır.Pertenceu à Ordem rosa-cruz.
AMC esasen filmler yayınlayan kablolu televizyon kanalıdır.O AMC é um canal de televisão por assinatura que transmite principalmente filmes.
Reanimation, Linkin Park'ın 2002 yılında Hybrid Theory albümünün şarkıları esasında çıkardığı remix albümdür.Linkin Park chegou à fama internacional em 2000 quando lançaram o álbum Hybrid Theory.
Harbin yönetimi esasen su şebeke kaynağı kontrol edilirken, suyun geçici olarak kesileceğini söyledi.Harbin suspendeu temporariamente seu fornecimento de água.
1876'da Kanunı Esasi ilan edildi.No obstante, a lei foi sancionada em 1826.
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?Haverá alguma relação entre estes acontecimentos?
Araştırması esas olarak analiz ve sayılar teorisi üzerineydi.Trabalha principalmente com teoria analítica dos números.
Hatta 3 faz taşımak esastır.Será preciso ofertar as mesmas 3 vazas positivas.
Esasen aynı gün içinde yer alan iki çatışmadır.Primeiro de dois no-hitters jogados no mesmo dia.
Tek eşle evlilik esası getirildi.Sim, casamento com mesmos direitos.
Ziya Gökalp’tan: Türkçülüğün Esasları, 1972.Caciporé Torres: A Coisa, 1972.
Veriler HRT tarafından derlenir ve Hırvatistan'daki 40 radyo istasyonunun şarkı çalma sayıları esas alınır.Os dados são coletados pela HRT e baseia-se no airplay em cerca de 40 rádios na Croácia.
Barmen olarak çalışan kişinin de esasen şeytan olduğu anlaşılır.É de esperar que Satanás, o grande enganador, faça o mesmo.
Asgari ücretin bir günlük olarak belirlenmesi esastır.Ou quando o trabalhador tem um certo vencimento definido por hora.
Dil farklılığından uzlaşmazlık oluşursa Fransızca metin esas alınır.Se, em algum momento, houver discrepância entre as versões, a versão da língua francesa prevalece.
Esas merkezi odak kadın ile erkeğin ilişkisidir.O foco principal centra-se em torno do relacionamento entre o marido e a esposa.
II. Meşrutiyet döneminde padişaha bağlılık anlayışından padişahın anayasaya bağlılığı esasına geçildi.Em troca, o beneficiado passava a dever fidelidade ao seu senhor.
Bütün dünyada yayılım gösterse de esas olarak Avrasya cinsidir.Todos expandiram-se a nível mundial principalmente através do trabalho missionário.
Görüşmede basın ahlak yasaları ve bilimsellik esastır.In: Crítica trimestrais para a legislação e a ciência jurídica.
Esasen, Yunanca ismi de kunduz anlamına gelmektedir.Do grego, seu nome significa "carneiro".
Çigong uygulamalarında üç ana esas bulunmaktadır.Existem quatro objetivos principais na sua prática.
Bu cephedeki harekatları esasen doğu cephesindeki gidişat üzerinde çok hayati rol oynamamıştır.Já não têm a mínima esperança de vitória nesta frente ocidental.
ABD başkanlık seçimleri bu seçiciler kurulu üyelerinin belirlenmesi esası üzerine kurulmuş bir sistemdir.Presidentes dos Estados Unidos são um alvo comum para tais afirmações.
Terdid sanatının esası, sözü tahmin edilmeyen ters bir sonuca bağlamaya dayanır.Por fim, as formas do verbo haver ligadas à preposição de deixaram de ter hífen.
Medreselerin gelir kaynakları esas olarak vakıflardan sağlanırdı.Em vez disso, o modelo de receita é baseada, principalmente, em serviços de apoio.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Apesar de muito brincalhona, na cozinha é muito concentrada.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.A maioria são voluntárias .
Latin harfleri esaslıdır.Danças Latinas Autêntico.
İşletmenin sürekliliği kavramı maliyet esasının temelini oluşturur.A essência do conceito está em gerar valor para negócios.
Evcil hayvanlardan yararlanma biçimi, başlarda esas itibarıyla et üretimiyle sınırlıydı.Aparentemente, os animais foram domesticados pela primeira vez, puramente como fonte de carne.
İtalyan-Brezilyalılar esas yayılmış güney ve güneydoğu devletler arasında Brezilya .Os ítalo-brasileiros estão espalhados principalmente pelos estados do Sul e do Sudeste do Brasil.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).De grootste problemen zijn doofheid (bij 14%) en cognitieve stoornissen (in 10%).
Esasen Boğaz'a mayın döşenmesi ile ilgili elde hazır bir plan vardır.Een mijnenveger is een vaartuig ingericht voor het opruimen (vegen) van zeemijnen.
Bununla birlikte, ANC'nin kendisi esas itibarıyla sosyal-demokrat bir örgüt olarak kalmıştır.Het ANC zelf bleef echter een sociaaldemocratische organisatie.
İki farklı tip splisozom bilinmektedir, esas (majör) ve ikincil (minör) splisozomlar farklı snRNP'lar içerir.Er zijn twee typen spliceosomen bekend (de major en de minor) met verschillende snRNP's.
I. Pön Savaşı MÖ 264 ile MÖ 241 arasında geçen esas olarak bir deniz savaşıdır.De Eerste Punische Oorlog werd vooral ter zee uitgevochten, tussen 264 en 241 v.Chr.
Esas olan özgürlüktür.De hoofdplaats is Libertad.