Ana içeriğe geç
Sözlük

esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu özellikleri esasen termoplastiklerin molekül yapısından ileri gelmektedir.Isto alterou-se por completo quando apareceram os métodos de clonagem molecular.
Kara ordusu esas olarak atlılardan oluşmaktaydı.O exército mongol era formado essencialmente por cavaleiros de arqueiros.
Kitaplarının esas konusu genel olarak çeşitli geleneklerle modern dünya arasındaki tezatlık oluşturmaktadır.Porém, a forma como estes livros estão organizados varia de tradição para tradição.
Esası Rose-Croixlardan alınmıştır.Pertenceu à Ordem rosa-cruz.
AMC esasen filmler yayınlayan kablolu televizyon kanalıdır.O AMC é um canal de televisão por assinatura que transmite principalmente filmes.
Reanimation, Linkin Park'ın 2002 yılında Hybrid Theory albümünün şarkıları esasında çıkardığı remix albümdür.Linkin Park chegou à fama internacional em 2000 quando lançaram o álbum Hybrid Theory.
Harbin yönetimi esasen su şebeke kaynağı kontrol edilirken, suyun geçici olarak kesileceğini söyledi.Harbin suspendeu temporariamente seu fornecimento de água.
1876'da Kanunı Esasi ilan edildi.No obstante, a lei foi sancionada em 1826.
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?Haverá alguma relação entre estes acontecimentos?
Araştırması esas olarak analiz ve sayılar teorisi üzerineydi.Trabalha principalmente com teoria analítica dos números.
Hatta 3 faz taşımak esastır.Será preciso ofertar as mesmas 3 vazas positivas.
Esasen aynı gün içinde yer alan iki çatışmadır.Primeiro de dois no-hitters jogados no mesmo dia.
Tek eşle evlilik esası getirildi.Sim, casamento com mesmos direitos.
Ziya Gökalp’tan: Türkçülüğün Esasları, 1972.Caciporé Torres: A Coisa, 1972.
Veriler HRT tarafından derlenir ve Hırvatistan'daki 40 radyo istasyonunun şarkı çalma sayıları esas alınır.Os dados são coletados pela HRT e baseia-se no airplay em cerca de 40 rádios na Croácia.
Barmen olarak çalışan kişinin de esasen şeytan olduğu anlaşılır.É de esperar que Satanás, o grande enganador, faça o mesmo.
Asgari ücretin bir günlük olarak belirlenmesi esastır.Ou quando o trabalhador tem um certo vencimento definido por hora.
Dil farklılığından uzlaşmazlık oluşursa Fransızca metin esas alınır.Se, em algum momento, houver discrepância entre as versões, a versão da língua francesa prevalece.
Esas merkezi odak kadın ile erkeğin ilişkisidir.O foco principal centra-se em torno do relacionamento entre o marido e a esposa.
II. Meşrutiyet döneminde padişaha bağlılık anlayışından padişahın anayasaya bağlılığı esasına geçildi.Em troca, o beneficiado passava a dever fidelidade ao seu senhor.
Bütün dünyada yayılım gösterse de esas olarak Avrasya cinsidir.Todos expandiram-se a nível mundial principalmente através do trabalho missionário.
Görüşmede basın ahlak yasaları ve bilimsellik esastır.In: Crítica trimestrais para a legislação e a ciência jurídica.
Esasen, Yunanca ismi de kunduz anlamına gelmektedir.Do grego, seu nome significa "carneiro".
Çigong uygulamalarında üç ana esas bulunmaktadır.Existem quatro objetivos principais na sua prática.
Bu cephedeki harekatları esasen doğu cephesindeki gidişat üzerinde çok hayati rol oynamamıştır.Já não têm a mínima esperança de vitória nesta frente ocidental.
ABD başkanlık seçimleri bu seçiciler kurulu üyelerinin belirlenmesi esası üzerine kurulmuş bir sistemdir.Presidentes dos Estados Unidos são um alvo comum para tais afirmações.
Terdid sanatının esası, sözü tahmin edilmeyen ters bir sonuca bağlamaya dayanır.Por fim, as formas do verbo haver ligadas à preposição de deixaram de ter hífen.
Medreselerin gelir kaynakları esas olarak vakıflardan sağlanırdı.Em vez disso, o modelo de receita é baseada, principalmente, em serviços de apoio.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Apesar de muito brincalhona, na cozinha é muito concentrada.
Birçoğu gönüllülük esasına dayanır.A maioria são voluntárias .
Latin harfleri esaslıdır.Danças Latinas Autêntico.
İşletmenin sürekliliği kavramı maliyet esasının temelini oluşturur.A essência do conceito está em gerar valor para negócios.
Evcil hayvanlardan yararlanma biçimi, başlarda esas itibarıyla et üretimiyle sınırlıydı.Aparentemente, os animais foram domesticados pela primeira vez, puramente como fonte de carne.
İtalyan-Brezilyalılar esas yayılmış güney ve güneydoğu devletler arasında Brezilya .Os ítalo-brasileiros estão espalhados principalmente pelos estados do Sul e do Sudeste do Brasil.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).De grootste problemen zijn doofheid (bij 14%) en cognitieve stoornissen (in 10%).
Esasen Boğaz'a mayın döşenmesi ile ilgili elde hazır bir plan vardır.Een mijnenveger is een vaartuig ingericht voor het opruimen (vegen) van zeemijnen.
Bununla birlikte, ANC'nin kendisi esas itibarıyla sosyal-demokrat bir örgüt olarak kalmıştır.Het ANC zelf bleef echter een sociaaldemocratische organisatie.
İki farklı tip splisozom bilinmektedir, esas (majör) ve ikincil (minör) splisozomlar farklı snRNP'lar içerir.Er zijn twee typen spliceosomen bekend (de major en de minor) met verschillende snRNP's.
I. Pön Savaşı MÖ 264 ile MÖ 241 arasında geçen esas olarak bir deniz savaşıdır.De Eerste Punische Oorlog werd vooral ter zee uitgevochten, tussen 264 en 241 v.Chr.
Esas olan özgürlüktür.De hoofdplaats is Libertad.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!In de keuken bevindt zich een grote haard.
Birinci İnönü Muharebesi, esas olarak bu iki günkü muharebelerdir.Na de eerste twee beklimmingen van de dag was de kopgroep uiteen gevallen.
Dört büyük Sünni mezhebinin imâmlarını esas alırlar.Het ging daarbij om de vier adellijke grootouders.
Esas barış anlaşması 21 Kasım 1902 yılında Amerikan savaş gemisi Wisconsin üzerinde imzalandı.Op 21 november werd op het Amerikaanse marineschip de Wisconsin een vredesverdrag getekend.
Bunun dışında hukuki davalarda da bu esas aranmaktadır.Dit ondanks wettelijke verplichtingen om dit wel te doen.
Şarkıyla ilgili olarak "'Give It 2 Me' esasında anlam olarak bunun zıddı.'I Love You Because' is present met twee versies.
Ancak esas yetki Attila'nın elindeydi.De organisatie lag in de handen van AV Attila.
Alevilikte, Muhammed'in son Peygamber olduğu, Ali'nin ise Velîliği (İmâmlığı) esastır.Medina (مدينة) stad; al-Medinat-un-Nabi betekent de stad van de Profeet.
Oyunun esas amacı 10000 Euroya kadar ulaşabilen büyük ikramiyeyi kazanmaktır.Het doel van het spel is de Jackpot te winnen, met een maximaal bedrag van 10.000 euro als prijs.
Bu hapishanenin esas ismi Joliet Hapishanesidir.Zijn oudste nog bestaande ontwerp is de Joliet Prison.
Bu hizmet, Wirecard Bank AG’nin otomatik olarak “sanal” kredi kartları ihraç etmesini esas alır.De dienst is gebaseerd op het automatisch uitgeven van "virtuele" creditcards door Wirecard Bank AG.
Beyazlığı esas üstübeç gibi olduğu halde örtme gücü onun kadar değildir.Als men geen Harten (meer) heeft, is men vrij om te kiezen welke kleur men gaat spelen.
Elde edilen toplam ikiye bölünerek yerleştirmeye esas puan elde edilir.Voor elk onderdeel wordt de volgende verdeling gehanteerd:
Bu süreçler sanal ortamda yapılacağı gibi insanların şahsen başvurmaları esasıyla da gerçekleştirelebilir.Men kan zelfs de vraag stellen of ruimtelijke processen als zodanig bestaan.
Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar.Veel graveermachines werken volgens hetzelfde principe.
Bağımsız yargı denetimi seçimlerde esastır.Een onafhankelijke commissie overzag de verkiezingen.
Her tur verilen konu İngiliz Parlamenter Sistemi esasına dayanarak tartışılır.Debatten tijdens het toernooi worden gehouden in de Brits-parlementaire debatvorm.
İslam, iman esaslarını Kur'an'dan alır.Soera De Gelovigen is een soera van de Koran.
Grimm Kardeşlerin bu masalının hemen herkes tarafından bilinen esas kısmı da budur.Vele sprookjes van de gebroeders Grimm zijn hier opgetekend.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya düzeninin esasları belirlendi.Na de Tweede Wereldoorlog ontstond er de nodige discussie over de status van de erewoordverklaring.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod