Seramik yakıt hücreleri, polimer esaslı olanlardan çok daha yüksek sıcaklıklarda çalışırlar.Questa tipologia di celle opera a temperatura molto più alta di quelle polimeriche.
Esası, bir müzik parçasının tekrarlanan nakaratıdır.Consiste nella possibilità di ripetere una stessa sezione musicale.
Esas tabaka Erken Tunç Çağı tabakası olarak verilmektedir.Priorità dinamica in base alla scadenza imminente.
Esas olarak görünür kırmızı ışık yayarlar.Fate attenzione alle apparizioni della lampada rossa.
Aynı yıl yayınlanan yazılarda ise devrimin itici esas gücünün Kore Halk Ordusu olduğuna vurgu yapılmıştır.Lo stesso articolo del novembre 2014 sosteneva che la corruzione è endemica nel esercito iracheno.
Latin harfleri esaslıdır.Di estrema importanza sono le epistole latine.
Oyunun iki esas konusu vardır.La serie ha due temi principali.
"Av modeli" rejimi bir hayvanın beslenmesinde, o hayvanın doğadaki avının boyutlarını esas alır.Il "modello preda" prova a simulare nell'alimentazione dell'animale le proporzioni di una vera preda.
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?C'è forse un legame tra le due vicende?
Üre nitrat gübre esaslı bir yüksek patlayıcıdır.La gelatina esplosiva è un esplosivo ad alto potenziale.
Oyunun esas amacı 10000 Euroya kadar ulaşabilen büyük ikramiyeyi kazanmaktır.Questo gioco permette di guadagnare fino ad un massimo di 1.000 €.
Mukaddime çevirilerinde öncelikle Arapça metnin esas alınması düşünülür."Stanno solo cercando di tagliare la testa ad un prominente leader Arabo.
Ancak, akışkanlarla ilgili esas gelişmeler Rönesans’tan sonra olmuştur.Più ricchi sono invece i ritrovamenti riferibili al periodo angioino.
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.La maggior parte dei pazienti ha un'aspettativa di vita normale. ^ JK.
Yöneticiler hiyerarşisine alınacak kişiler liyakatleri esas alınarak yöneticilerce belirlenmelidir.Prestare i medesimi servizi ai Capi di Stato stranieri quando viene loro ordinato.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.La divisione era comunque nominale; il potere reale rimase nelle mani di Graziano.
Esas karakterlerden biridir.È una dei personaggi principali.
Bu işlem esasen glukagon hormonu tarafından kontrol edilir.L'attività dell'enzima è finemente regolata dall'ormone glucagone.
Hem Amerikan hem Avrupa ana esasları, tedavi için kısmi önerileri FEV1 üzerinden yapar.Entrambe le linee guida statunitense ed europea sul trattamento della patologia si basano sul valore del FEV1.
Bu hizmet 1940 Ağustos'unda esasen askeri amaçla kullanılan ek mavnalarla genişletilmiştir.Il servizio di trasporto fu ampliato nell'agosto del 1940 con ulteriori mezzi soprattutto per scopi militari.
Libya'daki İtalyan zırhlıları, esas itibarıyla L3 hafif tankıdır.I pugili italiani a Sydney con tante speranze.
Esasen savaşı tetikleyen, Sicilya üzerindeki hakimiyet çatışması olmuştur.Un fattore che alla lunga avrebbe portato allo scontro con la città siciliana.
Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir.E perché spera di mantenere una certa indipendenza.
Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar.La maggioranza degli zhuyin funzionano sullo stesso principio.
Esas görevi besin maddelerinin depolanmasıdır.La sua attività principale è il trasbordo di container TEU.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.Il Trattato di Lisbona invece stabilisce in tal ambito regole molto precise a partire dal 2014.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Non si destreggia molto in cucina.
Ayrıca sivil itaatsizlik esasına dayalı direniş de giderek yayılmıştır.Si amplierà attivamente sia la disobbedienza civile che la vera e propria diserzione.
Bir DMA transferi esas olarak, bir bellek bloğunu bir cihazdan diğerine kopyalar.Essenzialmente, in un trasferimento DMA un blocco di memoria viene copiato da una periferica a un'altra.
Ürün sodyum bikarbonat esaslı orijinal formülasyona sahip idi.Il prodotto aveva la formulazione originale a base di bicarbonato di sodio.
Oyun bir çiftliğin işletilmesini esas alır.L'ambientazione del gioco riguarda l'amministrazione di uno zoo.
Kulüp başkanı kulübün esas adının Sporting CP olduğunu vurgulamaktadır.Questo per dimostrare che United Sports Club è il nome principale del club.
Ancak savaşın akışı içerisinde esas güç Josip Broz Tito'nun Komünist Partizanlar'ının eline geçti.Già durante la guerra, divenne uno dei più importanti collaboratori politici di Josip Broz Tito.
Yük taşınması esas olarak demiryolu taşımacılığı ile sağlanmaktadır.Questa rotta è trafficata soprattutto per il rifornimento di merci.
Bu cephedeki harekatları esasen doğu cephesindeki gidişat üzerinde çok hayati rol oynamamıştır.Nei primi giorni ci fu un combattimento abbastanza indeciso nella periferia della città.
Florası esasen savan, tropik ve mangrov ormanlarından oluşmaktadır.Allo stesso modo possono riposare su alberi delle savane e delle mangrovie.
Esas karısı olan Kökeçin, ona Marko Polo tarafından Çin'den getirilmiştir.Quest'orchidea fu portata da Marco Polo dalla Cina in Italia.
Esas olarak kürk için yetiştirilir.In certe zone è catturata per la sua pelliccia.
De Tounens Valparaíso'ya Şili'nin temsilcilerini beklemek üzere geri dönmüştür, esasen onu ihmal etmişlerdi.De Tounens tornò a Valparaíso per attendere i rappresentanti del governo cileno.
Esasen ekili alanların koruyucusudur.Prevalentemente quelli di tipo Aiutante.
En güçlü birlik Halid bin Velid komutasına verilir ve esas vurucu güç olur.Tallard ordinò a 14 squadroni sul fianco destro di attaccare.
Bu isyanın esasında pek çok nedeni vardır.Ci sono molti dubbi riguardo a questa ricostruzione.
Egemenlik ise Japon halkına ait olup güç Başbakan ve Diet'in diğer seçilmiş üyeleri tarafından esas tutulur.Il potere è principalmente detenuto dal primo ministro e dagli altri membri eletti nella Dieta.
Sovyet kuvvetleri, harekâtın esas hedefi olan Minsk'ten olabildiğince ilerlemek yönünde emir aldı.L'UE attua le misure restrittive decise dalle Nazioni Unite il più rapidamente possibile.
Bu ilke tam açıklama kavramını esas alınarak yaratılmıştır.Si ritiene che ciò fu fatto con lo scopo di mascherare la fonte originale.
Kanunların uygulanmasına ilişkin esasları gösterir.Assicura l'esecuzione delle leggi.
Fakat tüm bunlar esas olarak, firavunun gücünü pekiştirmekteydi.Il tutto, naturalmente, seguitando a tenere in mano i fili del potere.
Unicode kodlama sistemlerinin ise tamamı aynı ortak karakter dağarcığını esas alır.Qubes integra tutte queste macchine virtuali su un unico ambiente desktop comune.
Bu, elektrik jeneratörlerinin esası oldu.Azienda produttrice di generatori elettrici.
Esâsen bütün bilimler, evrendeki bu nizâmın düsturları, esaslarıdırlar.Si meravigliano i forestieri di questo silenzio, di questo sonno universale.
Eğri, seçilen kontrol noktaları esas alınarak oluşturulur.Il sistema di salvataggio è costituito da Punti di controllo predefiniti.
Camiinin minaresi esas yapısı üzerine ve köşeye oturtulmuştur.Queste collegano l'edificio con il minareto nell'angolo meridionale.
Esasen aynı gün içinde yer alan iki çatışmadır.Talvolta si esibiva due volte nello stesso giorno.
Eleştirilecek esas nokta budur aslında, yani bu sıradanlık.Il punto cruciale risiede nel prendere questa decisione. ^ Ed.
Girişi sonlandırıp esas kısımların icrasına geçmek istiyorum.Я бы хотел закончить вступление и перейти к основной части.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.Со времен Аристотеля они считались специфически биологическими.
Atanma süresi ve yemin şeklinin esasları belirtilmiştir.Потом вам нужно указать свой возраст и рост.
"Türkologiya'nın Esasları" (1981) adlı temel monografisinde o, Türk dillerinin yeni tasnifini vermiştir.В фундаментальной монографии «Основы тюркологии» (1981) он предложил новую классификацию тюркских языков.
Bektâşîlik, Hümanist esaslı bir öğretidir.मुद्रा — mudrā — мудра (жареные зёрна).
Diğer bir ifadeyle edille-i şer'iyye, hüküm çıkarmada başvurulan esaslar olarak da ifade edilir.Если же в них говорится что-нибудь другое, то они вредны.