esas ile cümle
esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İlk savunma kuşağı (taktik ya da dış) ilk (esas) ve ikinci savunma hatlarını kapsamaktaydı.Contra Defensa y Justicia marca sus primeros goles en su segunda etapa.
Esas olay ikinci sezonda anlaşılacaktır.Su verdadera identidad se revela en la segunda temporada.
Esas kararı onlar verecektir.La Decisión será la Sentencia pronunciada.
Esas merkezi odak kadın ile erkeğin ilişkisidir.El rango más bajo es que de Caballero o Dama.
Tam olarak, Allah'ın adlarını anmayı esas tutan bir yoldur.Il viaggio e l'ormeggio siano in nome di Allah ".
Ağrı daha az yaygın olarak, esasen başın arka ya da üst kısmında meyana gelebilir.Meno comunemente il dolore può verificarsi soprattutto nella parte posteriore o superiore della testa.
İkinci ve esas savunma hattı kenttin 6 – 8 km dışında ve yaklaşık 30 km uzunluğundaydı.La seconda e principale linea di difesa era situata a 6–8 km dalla città e si sviluppava lungo circa 30 km.
Bu zatın esas kaynaklarından biri de Yahudilikten İslam’a geçen Vehb İbni Münebbih’tir.A questo mito allude Dante Alighieri che pose Giasone nell'Inferno tra i seduttori (Inf.
Aristoteles zamanından beri bunlar esas olarak biyolojik süreçler olarak kabul ediliyordu.A partire da Aristotele queste erano state considerate essenzialmente dei processi biologici (vitali).
Magliabechiano el yazması Esas olarak dinsel bir metindir.Il codice Magliabechiano è soprattutto un documento religioso.
9 kray (bölgeler): esasında oblastlara benzemektedir.9 Kraj (territori): essenzialmente lo stesso delle oblast'.
Bu hizmet, Wirecard Bank AG’nin otomatik olarak “sanal” kredi kartları ihraç etmesini esas alır.Il servizio è basato sull'emissione automatizzata di carte di credito “virtuali” da parte di Wirecard Bank AG.
Kara esaslı balinacılar bu hayvanları Endonezya'da, Japonya'da, ve Küçük Antiller'de avlamışlardır.Balenieri appostati sulla terraferma li hanno cacciati in Indonesia, Giappone e nelle Piccole Antille.
Bununla birlikte, ANC'nin kendisi esas itibarıyla sosyal-demokrat bir örgüt olarak kalmıştır.L'ANC stesso, tuttavia, rimase largamente di prospettiva socialdemocratico.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya düzeninin esasları belirlendi.Dopo la seconda guerra mondiale, tutto sembrava possibile.
Esas genel bir taarruz, bir sonraki gün başladı.L'esercizio ordinario nello scalo ebbe invece inizio il giorno successivo.
Seramik yakıt hücreleri, polimer esaslı olanlardan çok daha yüksek sıcaklıklarda çalışırlar.Questa tipologia di celle opera a temperatura molto più alta di quelle polimeriche.
Esası, bir müzik parçasının tekrarlanan nakaratıdır.Consiste nella possibilità di ripetere una stessa sezione musicale.
Esas tabaka Erken Tunç Çağı tabakası olarak verilmektedir.Priorità dinamica in base alla scadenza imminente.
Esas olarak görünür kırmızı ışık yayarlar.Fate attenzione alle apparizioni della lampada rossa.
Aynı yıl yayınlanan yazılarda ise devrimin itici esas gücünün Kore Halk Ordusu olduğuna vurgu yapılmıştır.Lo stesso articolo del novembre 2014 sosteneva che la corruzione è endemica nel esercito iracheno.
Latin harfleri esaslıdır.Di estrema importanza sono le epistole latine.
Oyunun iki esas konusu vardır.La serie ha due temi principali.
"Av modeli" rejimi bir hayvanın beslenmesinde, o hayvanın doğadaki avının boyutlarını esas alır.Il "modello preda" prova a simulare nell'alimentazione dell'animale le proporzioni di una vera preda.
Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?C'è forse un legame tra le due vicende?
Üre nitrat gübre esaslı bir yüksek patlayıcıdır.La gelatina esplosiva è un esplosivo ad alto potenziale.
Oyunun esas amacı 10000 Euroya kadar ulaşabilen büyük ikramiyeyi kazanmaktır.Questo gioco permette di guadagnare fino ad un massimo di 1.000 €.
Mukaddime çevirilerinde öncelikle Arapça metnin esas alınması düşünülür."Stanno solo cercando di tagliare la testa ad un prominente leader Arabo.
Ancak, akışkanlarla ilgili esas gelişmeler Rönesans’tan sonra olmuştur.Più ricchi sono invece i ritrovamenti riferibili al periodo angioino.
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.La maggior parte dei pazienti ha un'aspettativa di vita normale. ^ JK.
Yöneticiler hiyerarşisine alınacak kişiler liyakatleri esas alınarak yöneticilerce belirlenmelidir.Prestare i medesimi servizi ai Capi di Stato stranieri quando viene loro ordinato.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.La divisione era comunque nominale; il potere reale rimase nelle mani di Graziano.
Esas karakterlerden biridir.È una dei personaggi principali.
Bu işlem esasen glukagon hormonu tarafından kontrol edilir.L'attività dell'enzima è finemente regolata dall'ormone glucagone.
Hem Amerikan hem Avrupa ana esasları, tedavi için kısmi önerileri FEV1 üzerinden yapar.Entrambe le linee guida statunitense ed europea sul trattamento della patologia si basano sul valore del FEV1.
Bu hizmet 1940 Ağustos'unda esasen askeri amaçla kullanılan ek mavnalarla genişletilmiştir.Il servizio di trasporto fu ampliato nell'agosto del 1940 con ulteriori mezzi soprattutto per scopi militari.
Libya'daki İtalyan zırhlıları, esas itibarıyla L3 hafif tankıdır.I pugili italiani a Sydney con tante speranze.
Esasen savaşı tetikleyen, Sicilya üzerindeki hakimiyet çatışması olmuştur.Un fattore che alla lunga avrebbe portato allo scontro con la città siciliana.
Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir.E perché spera di mantenere una certa indipendenza.
Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar.La maggioranza degli zhuyin funzionano sullo stesso principio.
Esas görevi besin maddelerinin depolanmasıdır.La sua attività principale è il trasbordo di container TEU.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.Il Trattato di Lisbona invece stabilisce in tal ambito regole molto precise a partire dal 2014.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Non si destreggia molto in cucina.
Ayrıca sivil itaatsizlik esasına dayalı direniş de giderek yayılmıştır.Si amplierà attivamente sia la disobbedienza civile che la vera e propria diserzione.
Bir DMA transferi esas olarak, bir bellek bloğunu bir cihazdan diğerine kopyalar.Essenzialmente, in un trasferimento DMA un blocco di memoria viene copiato da una periferica a un'altra.
Ürün sodyum bikarbonat esaslı orijinal formülasyona sahip idi.Il prodotto aveva la formulazione originale a base di bicarbonato di sodio.
Oyun bir çiftliğin işletilmesini esas alır.L'ambientazione del gioco riguarda l'amministrazione di uno zoo.
Kulüp başkanı kulübün esas adının Sporting CP olduğunu vurgulamaktadır.Questo per dimostrare che United Sports Club è il nome principale del club.
Ancak savaşın akışı içerisinde esas güç Josip Broz Tito'nun Komünist Partizanlar'ının eline geçti.Già durante la guerra, divenne uno dei più importanti collaboratori politici di Josip Broz Tito.
Yük taşınması esas olarak demiryolu taşımacılığı ile sağlanmaktadır.Questa rotta è trafficata soprattutto per il rifornimento di merci.
Bu cephedeki harekatları esasen doğu cephesindeki gidişat üzerinde çok hayati rol oynamamıştır.Nei primi giorni ci fu un combattimento abbastanza indeciso nella periferia della città.
Florası esasen savan, tropik ve mangrov ormanlarından oluşmaktadır.Allo stesso modo possono riposare su alberi delle savane e delle mangrovie.
Esas karısı olan Kökeçin, ona Marko Polo tarafından Çin'den getirilmiştir.Quest'orchidea fu portata da Marco Polo dalla Cina in Italia.
Esas olarak kürk için yetiştirilir.In certe zone è catturata per la sua pelliccia.
De Tounens Valparaíso'ya Şili'nin temsilcilerini beklemek üzere geri dönmüştür, esasen onu ihmal etmişlerdi.De Tounens tornò a Valparaíso per attendere i rappresentanti del governo cileno.
Esasen ekili alanların koruyucusudur.Prevalentemente quelli di tipo Aiutante.
En güçlü birlik Halid bin Velid komutasına verilir ve esas vurucu güç olur.Tallard ordinò a 14 squadroni sul fianco destro di attaccare.
Bu isyanın esasında pek çok nedeni vardır.Ci sono molti dubbi riguardo a questa ricostruzione.
Egemenlik ise Japon halkına ait olup güç Başbakan ve Diet'in diğer seçilmiş üyeleri tarafından esas tutulur.Il potere è principalmente detenuto dal primo ministro e dagli altri membri eletti nella Dieta.
Sovyet kuvvetleri, harekâtın esas hedefi olan Minsk'ten olabildiğince ilerlemek yönünde emir aldı.L'UE attua le misure restrittive decise dalle Nazioni Unite il più rapidamente possibile.