esas ile cümle

esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onun esas idolü Elvis Presley'dir.Hacía temas del que a su vez era su ídolo, Elvis Presley.
Bu ilke ihtiyatlılık kavramını esas alır.En cuarto lugar, los conservadores se guían por su principio de prudencia.
Ancak oyun esas şeklini 1.0 ile almıştır.Suponemos la puesta en producción de la versión 1.0.0.
Mide kelepçesi esas olarak üç parçadan oluşur.El brillo de un cometa depende principalmente de tres factores.
Projeye katılan posta idarelerinin bildirimleri esas alınarak envanter listesi hazırlanmaktadır.Su inventario se hace posible por la declaración de las administraciones postales participantes del proyecto.
Yapımda esas sorun güvenilirliği ve maliyeti arasındaki dengeydi.Una preocupación importante en el diseño era balancear fiabilidad y economía.
Ama esas istediği bu zengin kadınlarain servetleridir.Su uso era privilegio de las familias ricas.
Esasen yönetime katılmada sorun, sermaye ile çalışanlar arasında bir denge kurabilmektedir.Esta administración tan minuciosa puede causar disputas entre administradores y empleados.
Çünkü, klanlar arası sıralama klan üyelerinin kupa sayıları esas alınmaktadır.En el artículo 130º se privaba a los miembros del clero de los más básicos derechos políticos.
Esasen bu bölgeden bir taarruza girişmek her iki taraf için de oldukça güçtür.Muy poco para rescatar de esa etapa de ambos lados.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Solicitarlo de manera completamente voluntaria, sin ninguna coerción.
Abonelik esasına göre dağıtılır.Distribución por suscripción.
Kolun esas abdüktör kasıdır.Es elevador del brazo y depresor del hombro.
Dizi şifrelemede aynı anahtarın iki defa kullanılmaması esastır.Queda prohibido realizar dos veces la misma figura.
Oyun bir çiftliğin işletilmesini esas alır.Juego que simula una granja.
Fakat, onun bükülme için hesapladığı esas değer çok küçüktü.Únicamente dedujo que su valor debería ser muy pequeño.
Bu işlemde esas olan kavramların belirlenmesidir.Determina en que consiste la esencia de esas cosas.
Ağ (Network)'da esas programcı veri trafiğini kontrol eder.En vez de eso los satélites en red detectan el movimiento.
Esasen söz konusu kalker tepenin adı Görüklük Tepe'dir.Al es una vieja flaca que, como su nombre indica, es ciega (Blind).
Esas önem taşıyan gizli protokollerdi.Tengo que contar mis más oscuros secretos.
Mistisizmde böyle bir esas yoktur.No hay nada metafísico en eso .
Bu sürüm esas daha kolay parmak kullanımı için tasarlanmıştır.Este visor ha sido diseñado para ser muy sencillo de utilizar.
Kâr amacı gütmeyen kuruluş (non-profit) olup editörleri gönüllülük esasına göre çalışır.Phytotaxa no tiene fines de lucro y los científicos editores trabajan de forma voluntaria.
Öte yandan esas sorun başka bir yerdeydi.Sus intereses estaban en otra parte.
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Estaba dirigida por Victor Campbell.
Çalışmalar esas olarak Avusturya Bilim Fonu (FWF ) tarafından finanse edilmektedir.En 2006 fue premiado con el prestigioso START-Preis por la Austrian Science Fund (FWF).
Kartaca esas olarak bir deniz gücüyken Roma Cumhuriyeti bir kara gücüydü.Roma era una potencia continental y Cartago una potencia marítima.
Ancak İslam toplumlarındaki uygulamalar her zaman bu esaslara uygun olarak şekillenmemiştir.Pero las danzas en el reino de los dulces no siempre siguen el mismo orden.
Demokrat Parti programını iki esas etrafında şekillendirmişti: Liberalizm ve demokrasi.Su novedoso programa político se apoyaba en dos puntos básicos: nacionalismo petrolero y reforma agraria.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Además es bueno en la cocina.
Ancak, sicim esaslı güçlü kuvvetin tanımı deneysel bulgulara ters düşen çok fazla öngörüde bulunmuştur.Sin embargo, ejecutar una gran cantidad de pruebas extiende la probabilidad de falsos positivos.
Esasen aynı gün içinde yer alan iki çatışmadır.Lo curioso es que se realizaron dos funciones ese mismo día.
Yıldızlar birbirleri üzerinde büyük bir etkiye sahip değildirler ve esasen ayrı ayrı gelişirler.Las estrellas no tienen efecto entre ellas, lo que hace que estas evolucionen separadamente.
Esasen oklar bundan daha fazla etkili olabilirdi.Es probable que la incidencia real fuera mucho mayor.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.De modo que es la Salud el derecho genuino de cada ciudadano.
İki imparatorluk arasındaki askeri çatışmaların esas nedenleri ise çeşitlidir.La integración de los territorios fronterizos por ambos imperios ha sido sin duda diferentes.
Önceki TLS 1.1 ve TLS 1.2 spesifikasyonları esas alınmıştır.Está basado en la anterior especificación TLS 1.2.
Video oyunu türleri belirlenirken sınıflandırmada video oyunlarının oynanış tarzları esas alınır.La siguiente imagen muestra el uso de los sistemas de clasificación de contenido de videojuegos en el mundo.
Bu anlamda kullanım alanı için en uygun noktayı bulmak esastır.De esa forma pueden determinar cuál es el mejor momento para cavar.
Esasen bu durum da onun üstlendiği tarihsel rolle denk düşer.Este es probablemente el único hecho que ha quedado reflejado históricamente de su mandato.
Birey esas alınarak, kişisel özgürlükler üzerinde durulur.Considera que el orden social está por encima de la libertad individual.
Esasen şimşek tanrısıdır ancak Hristiyanlığın gelişiyle şeytanlaştırılmıştır.Originalmente dios del trueno, fue demonizado con la introducción del cristianismo.
Kola ve dekstrin esaslı yapıştırıcılar b.La respiración correcta y adecuada f.
Esas yüz denen şey de budur.Es aquí donde está la famosa cara este.
Çevre Yönetimi Mavi Bayrak Kampanyasına gönüllü olarak katılmak esastır.Debe estar expuesta al público información sobre la Campaña Bandera Azul.
Esas beceri isteyen, onu seyredilebilir kılmaktır.Ella, ilusionada, promete esperarlo.
Ona göre devletin iktisadi yaşama müdahalesinde, özgürlük esas alınmalıdır.Y como la moral para ser mantenida, necesita a la ley.
Akılcılığı esas alarak dinî dogmalara karşı çıkmıştır.Profesaban, pues, una perfecta indiferencia respecto a los dogmas.
Ceza hukukunda "beraatı zimmet esastır."«El Depor hace daño de penalti».
Tek dereceli çoğunluk esasına dayanan seçim kanunu kabul edildi.Después de otra lectura general, se tiene que aprobar el proyecto de ley por una mayoría.
Seçimlerde ilk kez aday esaslı blok oy sistemi uygulanmıştır.Por primera vez en Italia, se realizó una consulta completa con el sistema de votación electrónica.
Bu yapı bir esas salon ile yan odalardan ibarettir.La estrecha cocina es una de esas habitaciones.
Seyahat motosikletleri: esas olarak uzun mesafeler için üretilmiş olan genel işlevli motosikletler.Existirán carreteras inteligentes, principalmente para viajes de larga distancia.
Esas adı Lin Li-hui (林立慧)'dir.Su familia tenía el apellido Lin (林).
Yunan-Pers Savaşları için elimizdeki esas kaynak, Grek tarihçi Herodot'tur.La fuente principal de información para las Guerras Médicas es el historiador griego Heródoto.
Esas olarak görünür kırmızı ışık yayarlar.Emitía una luz roja fija.
Dörtlük esasına dayanır.Vale cuatro Tantos.
Bu dünya Alis Harikalar Diyarında esas alınarak yapılmış gibi görünüyor.Reeditado como Aventuras de Alicia en el país de las maravillas.
Esas şöhretine My Mad Fat Diary dizisindeki Rae Earl karakteri ile kavuşmuştur.Su papel debut es el de Rachel Earl en la serie de televisión My Mad Fat Diary.
Birincisi zorlayıcı iken ikincisi üzerinde etki kurma ve ikna etme esasına dayalıdır.Ella sabe que lo primero es prácticamente imposible, pero lo segundo...

İlgili Sayfalar