Demokrat Parti programını iki esas etrafında şekillendirmişti: Liberalizm ve demokrasi.Toute démocratie est tiraillée entre ses deux principes fondateurs : la liberté et l'égalité.
Esasen buğday ve üzüm ekilir.Viennent ensuite le blé et le maïs grain.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.À partir du 1er novembre 2014, une nouvelle procédure de vote à la majorité qualifiée s'applique au Conseil.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.La vérité de ce processus est la domination.
Standartlar, bilimsel, teknik ve deneysel çalışmaların kesinleşmiş sonuçlarını esas alır.Ces règles doivent une large acceptation à leur fondements scientifique, expérimentale ou pratique.
Sovyet kuvvetleri, harekâtın esas hedefi olan Minsk'ten olabildiğince ilerlemek yönünde emir aldı.Son but initial était de piéger autant de troupessoviétiques que possible autour de Minsk.
Esas merkezi odak kadın ile erkeğin ilişkisidir.Le sujet principal est relatif à la relation entre le mari et la femme.
Bu isyanın esasında pek çok nedeni vardır.Les causes de cette insurrection étaient multiples.
Temel olarak DC-9-30 modeli esas alıdı.Les deux mettant en cause des DC-9-31.
Mevcut olan riskler, esas olarak olaylar (event) ile ifade edilir.Les sous-ensembles (y compris les événements élémentaires) sont simplement appelés des « événements ».
Eğitimin esası, tayin edilen programın hazmedilmesidir.Ses travaux sont à la base de l'enseignement programmé.
Esasen hüküm sürdüğü dönemde tüm iktidar Naib-ül Mülk Melik Nizameddin'in elindeydi.De son côté, elle tomba tout aussitôt sous le charme irrésistible de la petite cour mantouane.
Kafkasya'da kurulacak ordunun esasını vücuda getirmek.Tu vas fouler le corps / De ton ami dans la poussière.
Esasen bu tehditlerin ciddiyeti ve kararlığı pek fark edilmemiş gibi görünmemektedir.De prime abord, ces événements et leurs conséquences ne semblent guère présenter un grave danger.
Lakin mahallenin esas adı "Hewrê"dir.Sa capitale porte le même nom : Heredia.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Le club fonctionne sur la base du volontariat.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.Ça renforce encore plus ma foi en Dieu et en mon voyage spirituel.
43 değişik üye coğrafi bölgelerden eşit temsil esasına göre seçilir.Trente-deux sénateurs sont élus à la représentation proportionnelle.
Bir Danimarka ticari kart oyunu esas alınarak üretilmiştir.Le commerce du Danemark est favorisé.
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.L'espérance de vie du patient est normale.
Esas yerleşmenin ise bir Erken Tunç Çağı yerleşmesi olduğu anlaşılmaktadır.En même temps, la mouluration ronde indique une période de construction plus précoce.
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Dans les deux cas il est remplacé par Victor Fleming.
Tahviller iskonto esasına dayalı olarak satılmaktadır.Ces bourses sont accordées au cas par cas.
Bu işlemde esas olan kavramların belirlenmesidir.C'est un des concepts clef de son œuvre.
Oyun esas olarak 5'e 5 çok oyunculu moda göre yapılmıştır.Cinq joueurs à plus de 5 points par match gravitent autour de lui.
Esas genel bir taarruz, bir sonraki gün başladı.La vraie bataille débute le lendemain.
Bir gerçek, esas olarak, tartışılmazdır.Un hecho es, esencialmente, irrebatible.
Tam olarak, Allah'ın adlarını anmayı esas tutan bir yoldur.Solamente el nombre de Alá puede ser invocado.
Bir DMA transferi esas olarak, bir bellek bloğunu bir cihazdan diğerine kopyalar.Una transferencia DMA consiste principalmente en copiar un bloque de memoria de un dispositivo a otro.
Bu esas talimatlar nedeniyle, her zerre evrenin küçük bir aynasıdır.En virtud de estas instrucciones intrínsecas, cada mónada es como un pequeño espejo del universo.
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.Artículo 3.- El principio de toda soberanía reside esencialmente en la Nación.
Magliabechiano el yazması Esas olarak dinsel bir metindir.El Códice Magliabecchiano es fundamentalmente un documento religioso.
Bu ilkede önemlilik kavramı esas alınır.Nosotros haremos bien de respetar esta vinculación primaria.
Esasen Finler tarafından göğe, Gök Tanrısına ve baş tanrıya verilen isimdir.Originalmente era el nombre dado por los fineses al cielo, el dios del cielo, y el dios supremo.
Esas olarak İskandinav mitolojisine dayansa da diğer kültürlerden de etkilenmektedir.La serie se basa principalmente en la mitología nórdica , pero es influenciada por otras culturas diferentes.
Esas barış anlaşması 21 Kasım 1902 yılında Amerikan savaş gemisi Wisconsin üzerinde imzalandı.El 21 de noviembre de 1902 se firmó el tratado definitivo de paz en el barco estadounidense USS Wisconsin.
Koşu, koşmak eylemi esas alınarak yapılan bir tür spordur.Tanto caminar como correr son considerados un deporte.
Öykünün bütünü ve konu esastır.La totalidad y el orden implicado.
2006 yılında Amstrad'ın esas üretimi Sky Tv, etkileşimli, uydu kutularıdır.En 2006 la principal área de negocio de Amstrad es la fabricación de receptores interactivos de Sky TV.
Esas dersler sabah işlenirdi.Estas clases se imparten durante la mañana.
Oyunun iki esas konusu vardır.La serie tiene dos temas principales.
Esas olarak dünyanın birçok yerinde bulunan bir bitkidir.Es una especie plantada en muchas partes del mundo.
Yeni gemi yapımı esasen durmuştur.La construcción del nuevo submarino es urgente.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.La división, no obstante, era meramente nominal y la autoridad real quedó por completo en manos de Graciano.
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Originalmente, el personaje fue influenciado por Ronald Reagan, un concepto posteriormente abortado.
Onun esas idolü Elvis Presley'dir.Hacía temas del que a su vez era su ídolo, Elvis Presley.
Bu ilke ihtiyatlılık kavramını esas alır.En cuarto lugar, los conservadores se guían por su principio de prudencia.
Ancak oyun esas şeklini 1.0 ile almıştır.Suponemos la puesta en producción de la versión 1.0.0.
Mide kelepçesi esas olarak üç parçadan oluşur.El brillo de un cometa depende principalmente de tres factores.
Projeye katılan posta idarelerinin bildirimleri esas alınarak envanter listesi hazırlanmaktadır.Su inventario se hace posible por la declaración de las administraciones postales participantes del proyecto.
Yapımda esas sorun güvenilirliği ve maliyeti arasındaki dengeydi.Una preocupación importante en el diseño era balancear fiabilidad y economía.
Ama esas istediği bu zengin kadınlarain servetleridir.Su uso era privilegio de las familias ricas.
Esasen yönetime katılmada sorun, sermaye ile çalışanlar arasında bir denge kurabilmektedir.Esta administración tan minuciosa puede causar disputas entre administradores y empleados.
Çünkü, klanlar arası sıralama klan üyelerinin kupa sayıları esas alınmaktadır.En el artículo 130º se privaba a los miembros del clero de los más básicos derechos políticos.
Esasen bu bölgeden bir taarruza girişmek her iki taraf için de oldukça güçtür.Muy poco para rescatar de esa etapa de ambos lados.
Birliğe katılımda gönüllülük esastı, hiçbir şekilde zorlama ya da reddedilme söz konusu değildi.Solicitarlo de manera completamente voluntaria, sin ninguna coerción.
Abonelik esasına göre dağıtılır.Distribución por suscripción.
Kolun esas abdüktör kasıdır.Es elevador del brazo y depresor del hombro.
Dizi şifrelemede aynı anahtarın iki defa kullanılmaması esastır.Queda prohibido realizar dos veces la misma figura.
Oyun bir çiftliğin işletilmesini esas alır.Juego que simula una granja.