esas ile cümle
esas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Esası Rose-Croixlardan alınmıştır.Histoire des rose-croix.
Anıtın esas olarak bulunduğu yerde ise bir kopyası bulunmaktadır.Dans le monastère, on peut voir une copie.
Esasında azınlıkta bulundukları için de, hiçbir güçleri kalmayarak ağırlıklarını kaybetmişlerdir.S’ils étaient parmi vous, ils n’auraient combattu que très peu. » « 22.
Esas zorluk ise radyokarbon tarihlendirmesi sonuçlarının yanıltıcı olabileceği endişesidir.D'autres ont indiqué que les datations au radiocarbone étaient erronées.
1970’lerden beri ABD, İsrail’in esas müttefiki oldu.La France fut, jusqu'en 1967, l'allié privilégié d'Israël.
Esasen çok geniş bir risk yelpazesine rağmen işlevlerine devam ettikleri görülmektedir.Malgré une conduite très risquée, il finit généralement ses courses.
Giberellinlerin esas etkisi, bitkilerin boyuna büyümesini sağlamaktır.L'action des pollinisateurs augmente considérablement la capacité des plantes à constituer leurs fruits.
Esas olarak Asya'da yayılım gösterir.Elle est répandue surtout en Asie.
Tarım esas olarak bir “dağ tarımı”ydı.À cette époque, l'agriculture était essentiellement une agriculture de montagne.
ABD'de satılan çoğunluk, esasen aromalı biradır.La grande majorité des vins américains vendus aux États-Unis sont des mono-cépages.
Fakat, onun bükülme için hesapladığı esas değer çok küçüktü.Mais l’homme était si modeste qu’il était difficile de mesurer sa valeur.
Her ikisi isim haricinde esasen birbiriyle aynı.Les deux familles diffèrent malgré la similitude du nom.
Onun esas idolü Elvis Presley'dir.Il faisait des reprises de son idole : Elvis Presley.
Esasında Harran şehri Haçlılar için hiç çekici değildi.Mais, certainement la ville des roses n'était pas la bonne destination.
Demokrat Parti programını iki esas etrafında şekillendirmişti: Liberalizm ve demokrasi.Toute démocratie est tiraillée entre ses deux principes fondateurs : la liberté et l'égalité.
Esasen buğday ve üzüm ekilir.Viennent ensuite le blé et le maïs grain.
Dolayısıyla 1 Kasım 2014 tarihine kadar olan sürede ağırlıklı oy esasına dayanan sistem uygulanacak.À partir du 1er novembre 2014, une nouvelle procédure de vote à la majorité qualifiée s'applique au Conseil.
Demokrasinin esas prensibi, halkın hakimiyetidir.La vérité de ce processus est la domination.
Standartlar, bilimsel, teknik ve deneysel çalışmaların kesinleşmiş sonuçlarını esas alır.Ces règles doivent une large acceptation à leur fondements scientifique, expérimentale ou pratique.
Sovyet kuvvetleri, harekâtın esas hedefi olan Minsk'ten olabildiğince ilerlemek yönünde emir aldı.Son but initial était de piéger autant de troupessoviétiques que possible autour de Minsk.
Esas merkezi odak kadın ile erkeğin ilişkisidir.Le sujet principal est relatif à la relation entre le mari et la femme.
Bu isyanın esasında pek çok nedeni vardır.Les causes de cette insurrection étaient multiples.
Temel olarak DC-9-30 modeli esas alıdı.Les deux mettant en cause des DC-9-31.
Mevcut olan riskler, esas olarak olaylar (event) ile ifade edilir.Les sous-ensembles (y compris les événements élémentaires) sont simplement appelés des « événements ».
Eğitimin esası, tayin edilen programın hazmedilmesidir.Ses travaux sont à la base de l'enseignement programmé.
Esasen hüküm sürdüğü dönemde tüm iktidar Naib-ül Mülk Melik Nizameddin'in elindeydi.De son côté, elle tomba tout aussitôt sous le charme irrésistible de la petite cour mantouane.
Kafkasya'da kurulacak ordunun esasını vücuda getirmek.Tu vas fouler le corps / De ton ami dans la poussière.
Esasen bu tehditlerin ciddiyeti ve kararlığı pek fark edilmemiş gibi görünmemektedir.De prime abord, ces événements et leurs conséquences ne semblent guère présenter un grave danger.
Lakin mahallenin esas adı "Hewrê"dir.Sa capitale porte le même nom : Heredia.
Vakıf tamamen gönüllülük esasına göre çalışmaktadır.Le club fonctionne sur la base du volontariat.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için tekrar tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.Ça renforce encore plus ma foi en Dieu et en mon voyage spirituel.
43 değişik üye coğrafi bölgelerden eşit temsil esasına göre seçilir.Trente-deux sénateurs sont élus à la représentation proportionnelle.
Bir Danimarka ticari kart oyunu esas alınarak üretilmiştir.Le commerce du Danemark est favorisé.
Hastalardan esasen normal bir yaşam süresi beklenir.L'espérance de vie du patient est normale.
Esas yerleşmenin ise bir Erken Tunç Çağı yerleşmesi olduğu anlaşılmaktadır.En même temps, la mouluration ronde indique une période de construction plus précoce.
Esasen Victor Fleming tarafından yönetilmiştir.Dans les deux cas il est remplacé par Victor Fleming.
Tahviller iskonto esasına dayalı olarak satılmaktadır.Ces bourses sont accordées au cas par cas.
Bu işlemde esas olan kavramların belirlenmesidir.C'est un des concepts clef de son œuvre.
Oyun esas olarak 5'e 5 çok oyunculu moda göre yapılmıştır.Cinq joueurs à plus de 5 points par match gravitent autour de lui.
Esas genel bir taarruz, bir sonraki gün başladı.La vraie bataille débute le lendemain.
Bir gerçek, esas olarak, tartışılmazdır.Un hecho es, esencialmente, irrebatible.
Tam olarak, Allah'ın adlarını anmayı esas tutan bir yoldur.Solamente el nombre de Alá puede ser invocado.
Bir DMA transferi esas olarak, bir bellek bloğunu bir cihazdan diğerine kopyalar.Una transferencia DMA consiste principalmente en copiar un bloque de memoria de un dispositivo a otro.
Bu esas talimatlar nedeniyle, her zerre evrenin küçük bir aynasıdır.En virtud de estas instrucciones intrínsecas, cada mónada es como un pequeño espejo del universo.
Madde 3 Egemenliğin temeli, esas olarak ulustadır.Artículo 3.- El principio de toda soberanía reside esencialmente en la Nación.
Magliabechiano el yazması Esas olarak dinsel bir metindir.El Códice Magliabecchiano es fundamentalmente un documento religioso.
Doğu Ordusu (İspanyolca: Ejército Oriental) Señor Ejército (Esas Ordu) olarak da bilinir.Las Fuerzas Armadas de Jordania también se conocen como El Ejército Árabe (الجيش العربي).
Bu ilkede önemlilik kavramı esas alınır.Nosotros haremos bien de respetar esta vinculación primaria.
Esasen Finler tarafından göğe, Gök Tanrısına ve baş tanrıya verilen isimdir.Originalmente era el nombre dado por los fineses al cielo, el dios del cielo, y el dios supremo.
Esas olarak İskandinav mitolojisine dayansa da diğer kültürlerden de etkilenmektedir.La serie se basa principalmente en la mitología nórdica , pero es influenciada por otras culturas diferentes.
Esas barış anlaşması 21 Kasım 1902 yılında Amerikan savaş gemisi Wisconsin üzerinde imzalandı.El 21 de noviembre de 1902 se firmó el tratado definitivo de paz en el barco estadounidense USS Wisconsin.
Koşu, koşmak eylemi esas alınarak yapılan bir tür spordur.Tanto caminar como correr son considerados un deporte.
Öykünün bütünü ve konu esastır.La totalidad y el orden implicado.
2006 yılında Amstrad'ın esas üretimi Sky Tv, etkileşimli, uydu kutularıdır.En 2006 la principal área de negocio de Amstrad es la fabricación de receptores interactivos de Sky TV.
Esas dersler sabah işlenirdi.Estas clases se imparten durante la mañana.
Oyunun iki esas konusu vardır.La serie tiene dos temas principales.
Esas olarak dünyanın birçok yerinde bulunan bir bitkidir.Es una especie plantada en muchas partes del mundo.
Yeni gemi yapımı esasen durmuştur.La construcción del nuevo submarino es urgente.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.La división, no obstante, era meramente nominal y la autoridad real quedó por completo en manos de Graciano.
Esasen karakter, Ronald Reagan'dan ilham alınmıştı fakat sonradan bu konsepten vazgeçildi.Originalmente, el personaje fue influenciado por Ronald Reagan, un concepto posteriormente abortado.