esasında ile cümle

esasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Dette er virksomheder der reelt set ikke producerer noget.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Deze bedrijven produceren verder niets.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Éstas son corporaciones que no producen nada.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Firmy te nie produkują absolutnie niczego.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Jedná se o společnosti, které ve skutečnosti nic neprodukují.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.이들은 회사의 형태를 취하고 있지만 실제로는 아무것도 생산하지 않습니다.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Những doanh nghiệp này thực chất không sản xuất hay chế tạo thứ gì cả.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Queste sono società che non producono nulla.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.São empresas que não produzem rigorosamente nada.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Πρόκειται για εταιρείες που δεν παράγουν τίποτα στην πραγματικότητα.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Они являются корпорациями, которые на самом деле ничего не производят.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.Това са корпорации, които в действителност не произвеждат нищо.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.אלה הן חברות שלמעשה אינן מייצרות שום דבר.
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.知的財産権をたくさん入手し
Bunlar esasında mavi çiçekler. Ama bunlar yeşil ışık altında mavi renkte görünen çiçekler.Ale jsou to modré květiny pod zeleným světlem.
Bunlar esasında mavi çiçekler. Ama bunlar yeşil ışık altında mavi renkte görünen çiçekler.Dar sunt flori albastre în lumină verde.
Bunlar esasında mavi çiçekler. Ama bunlar yeşil ışık altında mavi renkte görünen çiçekler.Pero son flores azules bajo luz verde.
Bunlar esasında mavi çiçekler.Das sind in Wirklichkeit blaue Blumen.
Bunu açı-açı-kenar esasından biliyoruz.Det ved vi, fordi vi har reglen om vinkel-vinkel-side for kongruens.
Bunu açı-açı-kenar esasından biliyoruz.왜냐하면 두 각이 같고 한 변이 같으면 합동이라고 말하기 때문이죠.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Altså grunden er, tror jeg, grundlæggende igen tilbage til civilisationsstaten.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Bem eu penso que a razão se prende, mais uma vez, com o Estado-civilização.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Bueno, la razón, creo, en esencia remite, otra vez, al estado-civilización.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Credo che la domanda si debba nuovamente ricercare nello stato-civilizzazione.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.De reden is, denk ik, opnieuw te vinden in de beschavingsstaat.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Eu cred că motivul, în esenţă, e din nou statul-civilizaţie.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Je crois que la raison est, encore une fois, principalement liée à l'état-civilisation.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.그 이유로는, 생각컨데 문명국가로부터 되짚어 보아야 할 것입니다.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Mislim, da je razlog za to, v bistvu, spet potrebno poiskati v pojmu civilizacijske države.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Myslím, že příčinou je v zásadě opět civilizační stát.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Nos, azt hiszem, az ok lényegében megint csak a civilizáció-államra vezethető vissza.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Nun, ich denke der Grund dafür führt grundsätzlich, wiederum, zurück zum Zivilisationsstaat.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Odpowiedzią jest ponownie idea państwa cywilizacyjnego.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Varsinainen syy on mielestäni jälleen sivistysvaltionäkemyksessä.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Yah alasannya, saya pikir, pada dasarnya adalah, lagi, kembali ke negara peradaban.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Ο λόγος, νομίζω, στην ουσία, βρίσκεται, και πάλι πίσω στο κράτος-πολιτισμό.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Ами причината, мисля, по същество е, отново, назад в цивилизираната държава.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Відповідь, я думаю, по суті є знову в цивілізаційній державі.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Причиной тому, мне кажется, является цивилизационное государство.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.הסיבה לדעתי, ביסודו של דבר, היא, שוב, חזרה אל מדינת הציוויליזציה.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.السبب هو اعتقد .. بصورة اساسية انه بالعودة الى دولة الحضارة
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.文明国家が理由なのです 少なくとも2000年の間
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.Als ik meer designers laat zien, is dat omdat vooral zij echt gestimuleerd werden.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.Ebben az esetben a formatervezők munkáját mutatom be -- minthogy ők azok, akik ténylegesen ösztönözve voltak.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.În acest caz vă arăt mai mult munca designerilor, pentru că ei sunt aceia care au fost cu adevărat stimulaţi.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.In questo caso espongo più il lavoro dei designer, perché loro sono stati particolarmente stimolati.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.좀더 많은 디자이너들의 작업을 보여드릴게요 왜냐하면 그들은 정말로 격려와 자극받았기 때문입니다.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.V tomto případě jsou zastoupeni designéři, protože to oni byli vážně stimulováni.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.W tym wypadku pokazuję dzieła projektantów, ponieważ to oni zostali naprawdę pobudzeni.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.В данном случае я демонстрирую больше дизайнерских работ, потому что именно они являются стимулирующими.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.В този случай показвам повече творбите на дизайнерите, защото всъщност те са онези, които са стимулирани.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.במקרה זה אני מראה יותר את עבודתם של המעצבים, כי הם אלה שעברו תהליך גירוי עמוק יותר.
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.و أنا الآن أعرض أعمال للمصممين أكثر في هذه الحالة لأنهم كانو الأكثر تجاوبا وتأثرا
Bu örnekte, daha çok tasarımcıların işlerini gösteriyorum, çünkü esasında uyarılmış olanlar onlar.デザイナーの作品を中心に ご紹介します この展覧会の多くの作品は
Bu üçgeni EFD olarak okuyabiliriz. Bunu açı-açı-kenar esasından biliyoruz.EFD a víme to podle věty uus pro shodnost trojúhelníků.
Bu yüzeye doğru bir akım olmadığı anlamına geliyor Ve esasında yiyecek de olmadığı anlamına geliyorCe qui montre qu'il n'y a pas de remontée d'eau, et pratiquement rien à manger.
Bu yüzeye doğru bir akım olmadığı anlamına geliyor Ve esasında yiyecek de olmadığı anlamına geliyorCIò significa che non c'è risalita, e fondamentalmente non c'è cibo.
Bu yüzeye doğru bir akım olmadığı anlamına geliyor Ve esasında yiyecek de olmadığı anlamına geliyorDas heißt, es gibt keinen Strom zur Oberfläche und es gibt im Prinzip nichts zu fressen.
Bu yüzeye doğru bir akım olmadığı anlamına geliyor Ve esasında yiyecek de olmadığı anlamına geliyorDat betekent dat er geen koude stroming is, en dus geen voedsel.
Bu yüzeye doğru bir akım olmadığı anlamına geliyor Ve esasında yiyecek de olmadığı anlamına geliyorĐiều đó có nghĩa là không có sự phun len cua dòng nước và cũng mang ý nghĩa là không có thức ăn

İlgili Sayfalar