esasında ile cümle
esasında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Esasında ben dürüst bir insanım.Basically, I am an honest person.
Her ideoloji esasında bir din gibidir. Her din de bir ideoloji.Every ideology is basically like a religion. Every religion is also an ideology.
9 kray (bölgeler): esasında oblastlara benzemektedir.9 krais (territories): essentially the same as oblasts.
Lingual tüberküller gelişmiş ve işlevseldir yani çiğneme esasında yardımcı görev görürler.The lingual cusps are well developed and functional, which means the cusps assist during chewing.
Esasında azınlıkta bulundukları için de, hiçbir güçleri kalmayarak ağırlıklarını kaybetmişlerdir.Manes resemble little fat deformed men, and have no will of their own.
Bu program, esasında kütüphanelerden oluşmuş bir yapıdır.The information here comes from those libraries.
Ne var ki, folklor esasında halk kültürünün tamamını kapsar.Hopkins found recognition in popular culture almost immediately.
Esasında Harran şehri Haçlılar için hiç çekici değildi.Of course no Hmong person was stupid enough to betray the family.
Ama bunlar esasında iki değişik moleküler yapı. .But these are fundamentally two different molecular structures.
Esasında şehir bize yaklaştı.The city actually approached us.
Karikatürler esasında kısa hikayelerdir.Cartoons are basically short stories.
Fakat hep sanıyordum ki ilerleme kaydetmek için, esasında tüm beyni kopyalamam gerekiyor.But I'd always assumed that to make progress, I'd essentially have to replicate a whole brain.
Ve "iyi huylu" esasinda "zararsız" anlamına gelir. İyi huylu tümör.Benign tumor.
Esasında konut sorununa göz atmak için Afrika'ya gitmiştik.We went to Africa originally to look at the housing issue.
Esasında, buna dair en heyecanlı şeylerden biri de birçok alanı kapsayan bir çalışma oluşudur.One of the most exciting things about this is that, indeed, it involves multidisciplinary work.
Esasında, bu birimde göstereceğim problem aklınızı alacak.In fact, in this unit I will show you a problem that will blow your mind.
Esasında defalarca, durmadan hep aynı karbonu yiyordum.I literally was eating the same carbon over and over again.
Esasında, çok basit bir şey olmuştu.Essentially it had done something very simple.
Esasında ortada hiçbir öğrenme eğrisi olmazdı.There'd be virtually no learning curve.
Esasında her türlü bilişim teknolojisinin iki katından daha fazlasını sevk ediyoruz.We actually ship more than twice as much of every form of information technology.
Tamamen düzler ve esasında sahte birer karakterler.They're completely flat, and they're basically cardboard characters.
Ortada iyi ya da kötü giden bir şey yok esasında.There isn't anything that's going well or anything that's going wrong
Esasında bu TED in modelidir.This is practically the model of TED.
Esasında kendinizi temsilen... ...bir cenazedesin.And you in essence have a funeral that you get to be present for.
Neden bize esasında ne yapacağını anlatmıyorsun?Tell us what you're actually going to do, all right?
Onları esasında köleleri sahibinin tarafından işletilen taş ocaklarının taşıma sistemi.They are basically the transport system on a quarry run by a slaveholder.
Bunun nedeni, bence, yine esasında uygarlık devletine dayanıyor.Well the reason, I think, essentially is, again, back to the civilization-state.
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi. (Gülüşmeler)And she said, "Well, it is pretty, but, you know, our color, really, it is green." And -- (Laughter)
Esasında bilimsel bir deney ortaya koymak durumundayız.We have to come up with a scientific experiment.
O esasında 20 dolar daha fazla kazandı, ama bunu (kazanmış olduğuna) katmadı.He actually made 20 dollars more than that, but he didn't count it.
Yani, esasında ticari sekste epey yüksek prezervatif kullanım oranları gerçekleştirebiliyoruz.So essentially, you're able to achieve quite high rates of condom use in commercial sex.
Esasında, 100 kile üretmek için 250 saatten, 40 saate, sonra 15 sonra 5 saate.Basically, you go from 250 hours to produce 100 bushels, to 40, to 15, to five.
Esasında bunlar R 3'ün doğuray vektörleridir.These are actually the basis vectors in R3.
Esasında, Birleşik Devletler, Avrupa ve Japonya'dan oluşuyor.It's mainly like, the United States, Europe, and Japan.
Esasında güzel ve saygı duyulan bir iş yapmış oluyoruz.So you basically do a beautiful, respectful job.
Esasında, yaşamımızda yedeğe bırakıyoruz istediklerimize ulaşmayı.Basically, we substitute, in our lives, access to the things we want.
Ve esasında taşınırlığı ihtiyaç duyduğumuz ulaşım için kullanıyoruz.And we're basically using mobility to get the access we need.
Tebrikler, testi geçtiniz ve esasında ilk programınızı yazdınız bile.Congratulations, you've passed the quizz and you've actually written your first program.
Esasında, sadece 1 ile çarpmış oluyoruz.We're essentially just multiplying by 1.
Esasında o bir dj.Basically, she's a deejay.
Ofis binası esasında özel iş için demode.The office building is basically obsolete for doing private work.
Ama, esasında, bir fonksiyona herhangi bir değerde yakınsayabiliriz. -But in general, you could approximate a function around any value.
Esasında sulak arazi olan bölgede et sığırı yetiştiriyorlardı.They raised beef cattle on what was essentially wetlands.
Esasında mühendisliğini yapardım.I basically engineered it.
Esasında hepimiz daha mutluyuz, ve ülkemiz daha güzel, yaşamlarımız daha iyi."We're actually all happier, and a country's more beautiful, and our lives are better."
Bunlar esasında hiçbir şey üretmeyen şirketler.These are corporations that don't actually produce anything.
Esasında sen; gerçekten yumuşak huylu, olgun bir insansın."How gracious a man of discernment you are indeed!"
Nimet ve imkândan başkalarına bağışladığınız, esasında sizin öz benlikleriniz lehinedir.Any charity you give is for your own good.
Esasında, şükreden, kendisi lehine şükretmiş olur.And whoever is grateful - his gratitude is only for [the benefit of] himself.
Esasında soruna yol açacak herhangi bir mantıksal unsur mevcut değil.In fact, there are no logical elements that could amount to a problem.
Lingual tüberküller gelişmiş ve işlevseldir yani çiğneme esasında yardımcı görev görürler.The lingual cusps are well developed and functional, which means the cusps assist during chewing.
Tüm kesiciler gibi, bu dişin görevi de mastikasyon (çiğneme) esasında besini kesmektir.As with all incisors, their function is for shearing or cutting food during mastication (chewing).
Cook'un rota seçimi esasında Verne'den ilham almış olabilir. [1]Cook's choice of route may actually have been inspired by his reading of Verne.[1]
Bu senfonik şiir, esasında Má vlast'ın finali olması amacıyla yazılmıştır.This tone poem was originally written to be the finale of Má vlast.
Esasında son derece lüks bir yaşantı içerisindedirler.Bei ihnen zeigt sich ein überwiegend gelbliches Gefieder.
Böyle bir tartışmalarda genelde son oy sahibi İşverendir. Yarışma esasında.Im Verlauf des Festes wird in der Regel in einem Schießwettbewerb der beste Schütze (Schützenkönig) bestimmt.
Esasında azınlıkta bulundukları için de, hiçbir güçleri kalmayarak ağırlıklarını kaybetmişlerdir.S’ils étaient parmi vous, ils n’auraient combattu que très peu. » « 22.
Esasında Harran şehri Haçlılar için hiç çekici değildi.Mais, certainement la ville des roses n'était pas la bonne destination.
Bu isyanın esasında pek çok nedeni vardır.Les causes de cette insurrection étaient multiples.
9 kray (bölgeler): esasında oblastlara benzemektedir.9 Kraj (territori): essenzialmente lo stesso delle oblast'.