Kadınlar slalom yarışı şiddetli rüzgar nedeniyle 14 Şubat'tan 16 Şubat tarihine ertelendi.Notering: Tävlingarna i Kontiolahti den 10-12 februari har ändrats om pga kraftig kyla.
Fırlatma işlemi 10 gün ertelendi.Lanseringen tillkännagavs tio dagar före lanseringen.
Sürekli bir ertelenme süreci söz konusudur ve bu hep geriye doğru giden bir süreçtir.Resultatet har blivit en regression, som fortfarande pågår.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.Dåligt väder försenade starten.
Olaylar sırasında yoğun yağma olayları yaşanmış, spor ve müzik etkinlikleri ertelenmiş veya iptal edilmiştir.Sporten berördes hårt, och evenemang flyttades och sköts upp.
Ancak albüm 2012'ye ertelendi.Albumet släpptes den 2012.
Karaya çıkma ertesi güne ertelendi.Наступного дня викинувся на берег.
13:11 – Parlamento oturumu ertelendi.В 23.00 відкрилося нараду прибули депутатів.
Bu fikir ayrılıkları yüzünden Haziran 1926’da ayaklanma planı ertelenir.Внаслідок цих протиріч в червні 1926 року революція була підкладена.
Daha sonra ertelenen teknoloji tanıtımları da mevcuttur.Остаточні результати будуть повідомлені пізніше.
Bu konuda karar, ertelendi.Прийняття рішення було відкладено.
Sıcaklık nedeniyle yürüyüş yarım saat ertelendi.Рух поїздів був зупинений на півгодини.
Fakat bazı teknik problemler nedeniyle ertelendi.Політ неодноразово відкладувався через технічні проблеми.
Bu kenetlenmeyi 10 dakika ertelemiştir.Так вони мордували його десять хвилин.
Albüm birçok kez ertelendi.Альбом багато разів перевидавалася.
Ama uydu değişimi ertelendi.Послідовність подій змінювана.
Aralık 2007'de tekrar görüşmeler devam etti, fakat sonra bilinmeyen bir tarihe ertelendi.Її повинні були здати ще в серпні 2007 року, проте дата відкриття неодноразово переносилася.
Ancak iç siyasi dengeler nedeniyle bu işlem uzun süre ertelendi.У результаті політичної боротьби той законопроект був відкладений.
Oyun süresiz olarak ertelendi.Гру було відкладено на невизначений період.
Gezimizi ertelemek zorunda kaldık.Нам довелося відкласти подорож.
Gezimizi ertelemek zorunda kaldık.Ми мусили відкласти подорож.
Bu "erteleme" fonksiyonu Mailbox uygulamasına benzer şekilde işler.Tato funkce odložení funguje podobně jako aplikace Mailbox.
Semptomlar genelde gebelikten sonra ortadan kalktığı için; aktif tedavi çoğu zaman doğum sonrasına ertelenir.Symptomy obvykle ustupují po těhotenství, aktivní léčba je tudíž často odložena až na dobu po porodu.
Cezası ertelendi.Jednání odročeno.
Albüm, bir kez daha ertelendi ve çıkış tarihi 17 Kasım 2009 olarak belirlendi.Your Time Will Come byl pátým singlem a datum vydání se stanovil na 17. prosince 2010.
Notlar Erkekler iniş yarışı şiddetli rüzgar nedeniyle 11 Şubat'tan 15 Şubat tarihine ertelendi.Reference: Kvalifikace 11. února byla kvůli špatným povětrnostním podmínkám zrušena.
Çıkış tarihi ise pek çok kez ertelendi.Termín rozšíření se zdál být několikrát ohrožen.
Eritre Ulusal seçimleri 1995'te yapılacak şekilde ayarlandı, fakat daha sonra 2001'e kadar ertelendi.V září 2005 se měly konat nové prezidentské volby, byly však odloženy.
Mahkeme sanığı 18 ay hapis cezasına çarptırdı, cezayı 3 yıl erteledi ve denetimli serbestliğe karar verdi.Prokurátor jim navrhl 18 měsíců odnětí svobody, Soud je odsoudil na osm měsíců.
Ne yazık ki Süveyş Krizi dolayısıyla Hindistan toplantısı ertelenmek zorunda kaldı.O dat cu izbucnirea crizei Suezului, Conferință indiana a fost amânată.
Semptomlar genelde gebelikten sonra ortadan kalktığı için; aktif tedavi çoğu zaman doğum sonrasına ertelenir.Simptomele dispar de obicei după sarcină; prin urmare tratamentul activ este amânat deseori până după naștere.
Saldívar kendisinin Meksika'da tecavüze uğradığını iddia ederek devri erteledi.Saldívar a întârziat să i le dea susținând că a fost abuzată sexual în Mexic.
Cobra Harekâtı kötü hava şartları yüzünden birkaç kez ertelendi.Data atacului a fost amânată de mai multe ori datorită condițiilor meteo nefavorabile.
Fakat bazı teknik problemler nedeniyle ertelendi.Aceasta a fost retrasă din cauza problemelor tehnice.
1939 yılbaşına hazır olması planlanıyordu fakat İkinci Dünya Savaşı yüzünden ertelendi.Debutul festivalului urma să aibă loc în 1939, dar a fost anulat din cauza celui de-Al Doilea Război Mondial.
Bilgisayarların bozulması yüzünden kayıt, tamirat yapılana dek ertelenmek zorunda kaldı.Calculatorul s-a stricat, înregistrările fiind amânate până când acesta s-ar fi putut repara.
Cenevre Konferansı bir gün ertelendi.Negocierile vieneze au fost încheiate o zi mai târziu.
Uranüs Harekâtı'nın 8 Kasım'dan 17 Kasım'a ertelendi.Operațiunea Uranus a fost inițial amânată pe data de 8-17 noiembrie apoi mutată pe data de 19 noiembrie.
Bunun üzerine seçimler Şubat 2008'e ertelenmiştir.Amânarea s-a prelungit până în Februarie 2008 .
Anjali’nin düğünü ertelenmiştir.Căsătoria a foast anulată.
Mezun Born askerlik hizmetini yapmak zorunda kaldı ve o bir öğrenciyken ertelemişti.La absolvire, Born a fost obligat să efectueze serviciul militar, pe care îl amânase pe timpul studiilor.
Selden dolayı dersler ertelendi.Din cauza inundaţiilor orele de curs au fost suspendate.
Hava kötüleştiği için, kalkış ertelendi.Plecarea a fost amânată din cauza înrăutățirii vremii.
Depremden dolayı birkaç uçuş ertelendi.Mai multe zboruri au fost amânate din cauza cutremurului.
Kalkışımızı yağmur nedeniyle erteledik.Ne-am amânat plecarea din cauza ploii.
Yarına erteleyemez misin?Nu poţi să-l amâni pe mâine?
Şiddetli yağmur, onların kalkışını erteledi.Ploaia abundentă a amânat plecarea lor.
Biz etkinliği erteledik.Am amânat evenimentul.
Mahkeme, 1 Mart günü öğleden sonra saat 3'e kadar ertelendi.Instanța de judecată a fost amânată până pe 1 martie la ora 3 după-amiaza.
Konferans mart için planlandı fakat nisana kadar ertelendi.Conferința a fost programată pentru martie, dar a fost amânată până în aprilie.
Napolyon bu planı ertelemek zorunda kalacaktır.Napóleonnak muszáj volt megváltoztatnia tervét.
1939 yılbaşına hazır olması planlanıyordu fakat İkinci Dünya Savaşı yüzünden ertelendi.1939-ben lett volna az első, de a világháború miatt elhalasztották.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.A viharossá váló időjárás miatt a hadműveletet elhalasztották másnapra.
Anjali’nin düğünü ertelenmiştir.Athalie esküvője természetesen elmarad.
Ertesi gün dava iki hafta süreyle ertelendi.Ezért 2 héttel elhalasztja a tárgyalást.
"Mali Milat" üç yıl süreyle ertelendi.A pártoló tagság legalább három évre szólt.
13:11 – Parlamento oturumu ertelendi.Este hét óráig nem született megállapodás, és az ülést elnapolták.
Cobra Harekâtı kötü hava şartları yüzünden birkaç kez ertelendi.A startot a rossz időjárás miatt többször elhalasztották.
Çaresiz taarruzun bir gün sonra şafak vaktine ertelenmesine razı olmuştur.A további tennivalókat hajnalra halasztják.
Başlangıçta şanssızlıklar yaşamış olmamıza rağmen henüz hiçbir konserimizi ertelemedik.Az együttes érdekessége, hogy az egészen korai időket leszámítva, sohasem adtak koncerteket.