Tekrar erken döndün.You're back early.
Erken geldik.We're back early.
Erken kapatıyoruz.We're closing early.
Buraya erken geldik.We're here early.
Eve erken geldik.We're home early.
Erken kalktık.We're up early.
Erken kapattık.We closed early.
Erken yemek yeriz.We eat early.
Bugün daha erken buluştuk.We met earlier.
Erken mi geldim?Am I early?
Erken geliyorum.I'm coming early.
Eve erken geldim.I'm home early.
Oldukça erken.It's pretty early.
Gerçekten erken.It's really early.
Hâlâ erken.It's still early.
Bu çok erken.It's too early.
Biz erken ayrılmak zorundayız.We've got to leave early.
O erken yatıyor ama uyuması uzun zaman alıyor.He goes to bed early but it takes him a long time to get to sleep.
Yarım saat erken vardılar.They arrived half an hour early.
Tren beklemeyeceği için erken hazırlansak iyi olur.We'd better get ready early because the train won't wait.
Otobüsümüz biraz erken geldi.Our bus arrived a little early.
Tom bu sabah erken geldi.Tom arrived early this morning.
Tom üç dakika erken geldi.Tom arrived three minutes early.
Birkaç dakika erken gelmişiz gibi görünüyoruz.We seem to have arrived a few minutes early.
Güneş yazın daha erken doğar.The sun rises earlier in the summer.
Bir dahaki sefere çok erken gelme.Don't come so early next time.
Ben yapabildiğim kadar erken geldim.I came as soon as I could.
Erken geri geldim.I came back early.
Erken gelebilirim.I can come in early.
Ben erken gelebilirim.I can come in early.
Daha erken bir uçuş yakaladım.I caught an earlier flight.
Saatimi kontrol ettim ve bir saat erken geldiğimi fark ettim.I checked my watch and realized I was an hour early.
Yanılabilirim fakat sanırım Tom eve erken gitmek istiyor.I could be wrong, but I think Tom wants to go home early.
Sizi bu kadar erken görmeyi beklemiyordum.I didn't expect to see you so soon.
Tom'un niçin erken gittiğini bilebileceğini düşündüm.I figured you might know why Tom left early.
Bugün buraya biraz erken geldim.I got here a little early today.
Erken bir öğle yemeği yedim.I had an early lunch.
Kırmızı şarap için çok mu erken?Is it too early for red wine?
Erken kalkmalıyım.I have to get up early.
Yarın sabah erken burada olması gerektiğini zaten Tom'a bildirdim.I've already informed Tom that he needs to be here early tomorrow morning.
Ben erkenden ayrılabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can leave early.
Ben sadece eve erken gelmeye karar verdim.I just decided I'd come home early.
O, güneşin doğuşunu görmek için erken kalktı.She got up early to see the sunrise.
Gündoğumunu görmek için erken kalktı.She got up early in order to see the sunrise.
Sadece neden bu kadar erken gitmek istediğini bilmek istiyorum.I just want to know why you left so early.
Erken geldiğimi biliyorum.I know I'm early.
Erken olduğunu biliyorum ama hadi eve gidelim.I know it's early, but let's go home.
Biraz erken geldiğimizi biliyorum.I know we're a little early.
Elimden geldiğince erken terk ettim.I left as soon as I could.
Erken gelmeyi seviyorum.I like to be early.
Umduğumdan daha erken çıkabildim.I managed to get away earlier than I expected.
Bu sabah Tom'la daha erken karşılaştım.I met Tom earlier this morning.
Bugün eve erken gitmek zorunda kalabilirim.I might have to go home early today.
Erken gelmeyi planlıyorum.I plan on being early.
Erken başlamak istiyorum.I'd like to get an early start.
Tom Mary'ye mümkün olduğunca erken ayrılmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to leave as soon as possible.
Tom erken ayrıldı, ve biz de.Tom left early, and so did we.
Bu sabah daha erken Tom'u gördüm.I saw Tom earlier this morning.
Bu sabah daha erken kalkmalıydım.I should've gotten up earlier this morning.
Sanırım bu gece erken yatacağım.I think I'll go to bed early tonight.