Erkekler, genellikle, kızlardan daha uzundur.Boys, as a rule, are taller than girls.
Hastalıklı erkek kardeşime bakmaktan dolayı bir doktor olma arzum arttı.My desire to become a doctor grew out of looking after my sickly brother.
Keşke doktor biraz daha erken gelseydi.If only the doctor had come a little sooner.
Piyano hocam kötü hava nedeniyle erkenden eve gitmemi tavsiye etti.Because of the bad weather, my piano teacher suggested that I go home early.
Biz erken bir başlangıç yaptık.We got an early start.
Seni gördüğümde bana her zaman erkek kardeşimi hatırlatıyorsun.When I see you, you always remind me of my brother.
Tanıştığım erkeklerin hepsi çok hoş.The men I meet are all very nice.
Birkaç sözcük, bir erkeğin gerçek karakterine ihanet edebilir.A few words may betray a man's true character.
Kalabalık trenlerde seyahat etmektense erken çıkmayı tercih ederim.I would rather leave early than travel on rush-hour trains.
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.I went to the theater quite early with a view to getting a good seat.
İyi bir koltuk almak için erken gidin.Go early in order to get a good seat.
Daha erken kalkacaksın.You are to get up earlier.
Daha erken varsaydım Kelly'yi görebilirdim.Had I arrived earlier, I could have seen Kelly.
Daha erken yola çıkmalıydık.We should have set off earlier.
Daha erken yazmadığım için lütfen beni affet.Please forgive me for not having written sooner.
Buraya daha erken gelmeliydin.You ought to have come here earlier.
Daha erken gelmeliydim.I should have come earlier.
Eğer erkek kardeşim burada olsaydı, ne yapılacağını bilebilirdi.If my brother were here, he would know what to do.
Bir erkek olsam bir beyzbol takımına katılabilirim.If I were a boy, I could join a baseball team.
Sue uçakla geliyorsa o çok erken varmalı.If Sue is coming by air, she ought to arrive very soon.
Eğer biraz daha erken gelseydin, onunla karşılaşabilirdin.Had you come a little earlier, you could have met her.
Biraz daha erken çıksalar, trafik sıkışıklığını atlatırlar.Had they left a little earlier, they would have avoided the traffic jam.
Ben biraz daha erken çıksaydım, son treni yakalardım.If I had left a little earlier, I would have caught the last train.
Biraz daha erken çıkmış olsaydın, yoğun trafikten kurtulmuş olurdun.If you had left a little earlier, you would have avoided the heavy traffic.
Evden biraz daha erken çıksaydın, zamanında olurdun.If you had left home a little earlier you would have been in time.
Keşke evden beş dakika erken çıksaydım.If only I had left home five minutes earlier.
Mary, her zaman erkek arkadaşının ödevlerini yapmasına yardımcı olur.Mary always assists her boyfriend in doing his assignments.
Mary, ben Joe'nun erkek kardeşi David.Mary, this is Joe's brother David.
Kalkmak için vakit hâlâ çok erken.It's still too early to get up.
Öncelikle erken kalkman gerekiyor.In the first place it's necessary for you to get up early.
Mike erkek kardeşine kötü bir oyun oynadı.Mike played a bad trick on his brother.
Mike yönetim kurulunda tek erkek.Mike is the only man on the board.
Çoğu erkek çocuk beysbolu sever.Most boys like baseball.
Bob sabah erken saatlerde büyükbabası ile buluştu.Bob met her grandfather early in the morning.
Bob sabah erkenden onun büyükbabasını karşılamaya gitti.Bob went to meet her grandfather early in the morning.
Bob ve Tom erkek kardeştirler.Bob and Tom are brothers.
Neredeyse bütün erkekler ilaçlarından öldüler hastalıklarından değil.Nearly all men die of their remedies, and not of their illness.
Neredeyse bütün Japon erkekleri beyzbol oynamayı sever.Almost all Japanese boys like to play baseball.
Neredeyse tüm erkek çocukları beyzbol oynayabilir.Almost all boys can play baseball.
Ben çok erken yatarım.I go to bed very early.
O iş için daha çok erkek atamak zorunda kaldım.I have to assign more men to that work.
Top toplayıcı erkek ve kız çocukları hepsi yerel okullardan gelir.The ballboys and ballgirls all come from local schools.
Erkek arkadaşımı bana bir yüzük alması için ikna ettim.I talked my boyfriend into buying me a ring.
Erkek arkadaşın için ne satın aldın?What did you buy for your boyfriend?
Beth'den onun tembel erkek arkadaşı tarafından onun tarih ödevini yapması istenildi.Beth was asked by her lazy boyfriend to do his history homework.
Beth'e tembel erkek arkadaşı tarafından onun tarih ödevini yapması rica edildi.Beth was asked by her lazy boyfriend to do his history homework.
Beth kötü erkek kardeşinden dolayı karanlıktan korkuyor.Beth is afraid of the dark because of her evil brother.
Fred küçük erkek kardeşine çiti boyattı.Fred had his little brother paint the fence.
Bill erkek kardeşini hayvanat bahçesine götürdü.Bill took his brother to the zoo.
Bill çok erken kalktı ve ilk treni yakaladı.Bill got up so early that he caught the first train.
Bill'e asla erkek kardeşinden bahsedemem.I never can tell Bill from his brother.
Bir dergi erkekler için ve diğeri kızlar için.One magazine is for boys, and another for girls.
Başım çok kötü ağrıyordu. Bu yüzden erken yattım.I had a bad headache. That's why I went to bed early.
Erken gidelim, değil mi?Let's go early, shall we?
Otobüs erken ayrıldı.The bus left early.
Otobüs iki dakika erken geldi.The bus was two minutes early.
Başlangıçta onu senin erkek kardeşin sandım.At first, I took him for your brother.
Erkek kardeşim üniversitede zevk alıyor gibi görünüyor.My brother seems to enjoy himself at college.
Niçin eve erken geldi?Why did she come home early?