Erken uyarılan erken önlem alır.Forewarned is forearmed.
Öğleden sonra erken saatlerde Kennedy Havaalanına varmak istiyorum.I want to arrive at Kennedy Airport early in the afternoon.
Eğer iki dakika daha erken gelseydin, otobüsü yakalayabilirdin.If you had come only two minutes earlier, you could have caught the bus.
Bir milletin refahı büyük ölçüde genç erkeklere aittir.The prosperity of a nation largely rests to its young men.
Güller bu yıl erken çiçek açıyor.The roses are blooming early this year.
Bu yıl elma ağaçları erken çiçek açtı.The apple trees blossomed early this year.
Biz erkek kardeş ve kız kardeşiz.We are brother and sister.
Ben değil ama erkek kardeşim Sendai'de yaşar.Not I but my brother lives in Sendai.
Erkek arkadaşımın ve benim barışacağımızı sanmıyorum.I don't think my boyfriend and I will ever make up.
Benim erkek arkadaşım ciddi görünüyor.My boyfriend seems serious.
Erkek arkadaşım akıllı, yakışıklı, ve cana yakındır.My boyfriend is smart, handsome, and friendly too.
Benim erkek arkadaşım bir gazetecidir.My boyfriend is a journalist.
Erkek arkadaşım para biriktirmeyi ve bir spor araba almayı planlıyor?My boyfriend plans to save up and buy a sports car.
Babam ve erkek kardeşim bu fabrikada çalışmaktadır.My father and my brother work in this factory.
Annem çok yorgundu bu yüzden erkenden uyumaya gitti.My mother was so tired that she went to bed early.
Annem her zaman sabah erken kalkar.My mother always gets up early in the morning.
Annem sabah erken kalkar.My mother gets up early in the morning.
Annem her sabah erken kalkar.My mother gets up early every morning.
Benim erkek çocuklarımla gurur duyuyorum.I'm so proud of my boys.
Erkek kardeşime çoğunlukla ev ödevinde yardım ederim.I often help my brother with his homework.
Bu sabah onunla erken karşılaştım.I met him early this morning.
Sabah erken saatte güvenli şekilde buraya geldim.I arrived here safely early this morning.
Bu sabah Nagoya'ya erken vardım.I reached Nagoya early this morning.
Bugün başvuru formumu patrona verecektim ama o erken davrandı.I was going to hand in my application form to the boss today, but he beat me to the punch.
Solak erkek arkadaşımla ortak çok şeyim yok.I don't have much in common with my left-handed boyfriend.
Bu sabah dışarı erken çıktım.I went outside early in the morning.
Ben sabahleyin erken kalktım.I got up early in the morning.
Sabah erken kalkmayı prensip edinirim.I make it a rule to get up early in the morning.
Erken kalkmaya alışkın değilim.I'm not accustomed to getting up early.
Yalnız olmaya dayanamayan bir erkeğim.I am a man who can't stand being alone.
Gündoğumunu izleyebilelim diye erken kalktık.We got up early so that we could see the sunrise.
Güneşin doğuşunu görmek için erken kalktım.We got up early in order to see the sunrise.
Biz onlara erken başlamalarını tavsiye ettik.We advised them to start early.
İlkbaharda herkes erken kalkar.In spring, everyone wakes up early.
Bütün erkekler kayaktan hoşlandı.All the boys enjoyed skiing.
Bütün erkekler aşağıya baktı.All the boys looked down.
Erkek çocuk giysilerini çıkardı.The boy stripped off his clothes.
Shinko'nun erkek kardeşi sekiz yaşındadır.Shinko's brother is eight.
Ben erkek kardeşime hâlâ bana geçen hafta ödünç verdiği on doları borçluyum.I still owe my brother the ten dollars that he lent me last week.
"Bill, erkenden eve dön." "Tamam, anne.""Come home early, Bill." "Yes, Mother."
Güneş kışın daha erken batar.The sun sets earlier in winter.
Herkes beni erkek kardeşimle karıştırıyor.Everyone mistakes me for my brother.
Yetişkin Japon erkeklerinin yüzde altmışı düzenli olarak alkollü içecekler içerler.Sixty percent of Japanese adult males drink alcoholic beverages on a regular basis.
Pazar günü, balık tutmaya gitmek için erken kalkardık.On Sunday, we would get up early go fishing.
Pazar günleri, erken kalkardık ve balık tutmaya giderdik.On Sundays, we would get up early and go fishing.
O, erkek kardeşinden daha uzundur.He is taller than his brother.
Onun konuşması bütün erkeklere ilham kaynağı oldu.His speech inspired all the boys.
O, proje üzerinde yaptığı kaybı finanse etmek için erkek kardeşinden borç aldı.He borrowed from his brother to finance the loss he made on the project.
Erken gelmesi istendiği için, erken geldi.He came early, as he had been asked to do.
Erken sona eren savaş üzerine kumar oynadı.He gambled on the war coming to an early end.
İlk trene yetişmek için erken ayrıldılar.They left early to catch the first train.
O, her zaman erkek kardeşleriyle tartışıyordu.She was always quarreling with her brothers.
O, erkek arkadaşından bir hediye aldı.She got a present from her boyfriend.
Erkekler ev yapar, kadınlar yuva yapar.Men make houses, women make homes.
Annem erkek kardeşimle alışverişe gitti.Mother went shopping with my brother.
Lütfen beni erkek kardeşimle kıyaslama.Please don't compare me with my brother.
Bir daireyi erkek kardeşimle paylaşıyorum.I share an apartment with my brother.
Yeğen, bir erkek ya da kız kardeşin kızıdır.A niece is a daughter of one's brother or sister.
Ağacın altında bazı erkek çocukları var.There are some boys under the tree.
Ayakta duranların hepsi erkekti.Those standing were all men.