erdem ile cümle
erdem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Bezúhonnosť úprimných ich povedie, a spreneverilcov zahubí ich vlastná prevrátenosť.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.De opriktiges rettsinn leder dem, men de troløses forvendte sinn ødelegger dem.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.De redligas ostrafflighet vägleder dem, men de trolösas vrånghet är dem till fördärv.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.정직한 자의 성실은 자기를 인도하거니와 사특한 자의 패역은 자기를 망케하느니라
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.L'integrità degli uomini retti li guida, la perversità dei perfidi li rovina
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.L`intégrité des hommes droits les dirige, Mais les détours des perfides causent leur ruine.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Neprihănirea oamenilor cinstiţi îi cîrmuieşte fără teamă, dar vicleniile celor stricaţi le aduc pieirea.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Oikeamielisiä ohjaa heidän nuhteettomuutensa, mutta uskottomat hävittää heidän vilppinsä.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Orang baik dituntun oleh kejujurannya; orang yang suka bohong dihancurkan oleh kebohongannya
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Poštene spremlja njih nedolžnost, nezvestnike pa pokonča njih spačenost.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Retsindiges Uskyld leder dem trygt, troløses falskhed lægger dem øde.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Sprostnost upřímých vodí je, převrácenost pak přestupníků zatracuje je.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Su integridad guiará a los rectos, pero la perversidad arruinará a los traicioneros
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Sự thanh liêm của người ngay thẳng dẫn dắt họ; Còn sự gian tà của kẻ bất trung sẽ hủy diệt chúng nó.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Sự thanh_liêm của người ngay_thẳng dẫn_dắt họ ; Còn sự gian_tà của kẻ bất_trung sẽ hủy_diệt chúng_nó .
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Szczerość ludzi cnotliwych prowadzi ich; ale przewrotność przestępców potraci ich.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Unschuld wird die Frommen leiten; aber die Bosheit wird die Verächter verstören.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Η ακεραιοτης των ευθεων θελει οδηγει αυτους η δε υπουλοτης των σκολιων θελει απολεσει αυτους.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Незлобието на справедливите ще ги ръководи, А извратеността на коварните ще ги погуби.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.Непорочность прямодушных будет руководить их, а лукавство коварных погубит их.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.תמת ישרים תנחם וסלף בוגדים ושדם׃
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.استقامة المستقيمين تهديهم واعوجاج الغادرين يخربهم.
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.正 直 人 的 純 正 、 必 引 導 自 己 . 奸 詐 人 的 乖 僻 、 必 毀 滅 自 己
Erdemlinin dürüstlüğü ona yol gösterir, Hainin yalancılığıysa yıkıma götürür.正直 人 的 純正 、 必 引 導 自己 . 奸詐人 的 乖僻 、 必毀滅 自己
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir."Dijo: "Es importante distinguir entre la castidad y la impotencia".
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir."El a zis, " Este întotdeauna important să facem diferența între castitate și impotență. "
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir.""È sempre importante distinguere tra castità ed impotenza"
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir.""Het is belangrijk om onderscheid te maken tussen kuisheid en impotentie."
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir."Il dit : " Il est important de bien distinguer la chasteté de l'impuissance. "
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir.""Istotnym jest, aby odróżnić wstrzemięźliwość od impotencji".
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir.""정절과 발기부전의 차이를 분별하는것은 언제나 중요하다."
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir."Ông nói, "Điều quan trọng là phân biệt giữa thanh tịnh và bất lực."
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir.""Винаги е важно да правиш разлика между целомъдрие и импотентност."
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir."Он сказал: "Очень важно различать целомудрие и импотенцию".
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir.""זה תמיד חשוב להבחין בין צניעות לאימפוטנטיות."
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir."" من المهم دائماً التفريق التفريق بين العفة والعجز الجنسي."
"Erdemli olma ile boyun eğme arasındaki farkı bilmek önemlidir."区別するのは重要である」 さて・・・ (笑)
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazAby być cnotliwym i dobrze govern'd młodzieży: nie będę za wiele wszystkie miasta
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazAhhoz, hogy egy erényes és jó govern'd ifjúsági: Én nem a gazdagság minden város
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazAtt vara dygdig och väl govern'd ungdom: Jag skulle inte för den rikedom av alla i staden
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazAt være et dydigt og godt govern'd ungdom: Jeg ville ikke for den rigdom af alle byens
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazBiti uspešen in dobro govern'd mladino: jaz ne bi za bogastvo vseh mesta
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazByť cnostný a dobre govern'd mládež: Ja by som sa k bohatstvu celé mesto
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazBýt ctnostný a dobře govern'd mládež: Já bych se k bohatství celé město
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmaz도덕과 잘 govern'd 청소년 수 : 나는 모든 도시의 행복을 위해 않을
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazLà một thanh niên có đạo đức và cũng govern'd: Tôi sẽ không cho sự giàu có của thị trấn tất cả các
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazOm een deugdzaam en goed govern'd jeugd: ik zou niet voor de rijkdom van de stad
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazPara ser um jovem virtuoso e bem-govern'd: eu não iria para a riqueza de toda a cidade
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazPara ser un joven virtuoso y bien govern'd-: yo no por la riqueza de toda la ciudad
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazPentru a fi un tânăr virtuos şi bine-govern'd: nu aş pentru bogăţie a tuturor oraşului
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazPer essere un giovane virtuoso e ben govern'd: non sarei per la ricchezza di tutta la città
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazPour être un jeune vertueux et bien gouvernée: je ne serais pas pour la richesse de toute la ville
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazUm einen tugendhaften und gut govern'd Jugend: Ich würde nicht für den Reichtum der ganzen Stadt
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazUntuk menjadi seorang pemuda yang saleh dan baik-govern'd: Saya tidak akan untuk kekayaan dari semua kota
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazVoit olla hyveellinen ja hyvin govern'd Youth: Olisin Ei rikkaus kaikkien kaupungin
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazΓια να είναι ένας ενάρετος και καλά govern'd νεολαία: Δεν θα για τον πλούτο του συνόλου της πόλης
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazЗа да бъде добродетелен и добре govern'd младежта: Не бих за богатството на всички град
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazЧтобы быть добродетельным и хорошо govern'd молодежи: Я бы не за богатство всех городу
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazכדי להיות נער מוסרי היטב govern'd: אני לא לעושר של העיר כל
Erdemli ve iyi govern'd bir gençlik için tüm şehrin zenginlik olmazأن تكون فاضلة والشباب govern'd جيدا : لم أكن لثروة من بلدة جميع