Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.אני לא אומר את זה כי אני חושב שזו מעלה מוסרית; אני אומר את זה כי יש כוח בזהות.
Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.ولا أقول هذا لكونه شيئآً أخلاقياً فاضلاً. ولكنني أقوله لأن فيه تميزٌ للهوية.
Bunu çok erdemli bir şey olduğundan değil; kimlikte var olan güçten dolayı söylüyorum.この禁酒の話に "アイデンティティ"の力が語られているからです 正しい"アイデンティティ"を作れば
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.A la place, il a nous demandé de laisser de côté les choses puériles. Et il a fait appel à la vertu.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Al contrario, ci ha detto di mettere da parte le cose infantili. E ha fatto appello alla virtù.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Ehelyett arra kért, hogy tegyük félre a gyerekes dolgokat. Felhívta figyelmünket az erényre.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.En hij deed een appèl op deugdzaamheid.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Han sa istället åt oss att sluta med barnsligheter. Han vädjade om goda gärningar.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.În schimb, ne-a spus să lăsăm deoparte copilăriile. Şi a apelat la virtute.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.I stedet for bad han os om, at lægge barnligheden bag os. Og han appellerede til dyd.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.대신 그는 우리가 어른스러워질 것을 당부했습니다. 개개인의 인간으로서의 덕목에 호소했습니다.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Lo que nos pidió fue hacer a un lado las cosas infantiles. Apeló a la virtud.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Namiesto toho nám povedal, aby sme sa prestali správať detinsky. A apeloval na našu poctivosť.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Namísto toho nám řekl, abychom odložili dětinskosti. A apeloval na ctnost.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Pelo contrário, disse-nos para pormos de lado as coisas infantis. E apelou à nossa virtude.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Stattdessen sagte er uns wir sollen die kindischen Dinge zur Seite legen. Und hat an unsere Tugend appelliert.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Zamiast tego, powiedział nam, byśmy odłożyli dziecinne rzeczy na bok. I wezwał do cnoty.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Αντίθετα μας είπε να αφήσουμε στην άκρη τις παιδιάστικες συμπεριφορές. Και απευθύνθηκε στη αρετή.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Вместо това, нещото, което ни каза, беше да забравим детинщините. И той се обърна към добродетелите.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.Замість цього, він закликав нас покинути дитячі ігри. Та звернувся до наших чеснот.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.На самом деле он сказал, чтобы мы прекратили детские игры. Он воззвал к добродетели.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.אלא אמר לנו להניח לעניינים הילדותיים, ופנה אל ערכינו.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.ولكن بدلاً من هذا، طلب منا أن نترك تلك الأفعال الطفولية وناشدنا أن نعود للفضيلة.
Bunun yerine, çocuk oyunlarını bir yana bırakmamızı söyleyip, bize erdemden bahsetti.人間の美徳に訴えかけました 美徳とは古めかしい言葉です
(Ç.N.: Atticus Finch, 'Bülbülü Öldürmek' kitabındaki erdemli avukatın adıdır.)10歳児はM&Aのことを学ぶためにロースクールに行きはしません
(Ç.N.: Atticus Finch, 'Bülbülü Öldürmek' kitabındaki erdemli avukatın adıdır.)Atticusa Fincha.
(Ç.N.: Atticus Finch, 'Bülbülü Öldürmek' kitabındaki erdemli avukatın adıdır.)Atticus Finch -ről.
(Ç.N.: Atticus Finch, 'Bülbülü Öldürmek' kitabındaki erdemli avukatın adıdır.)하는 말을 "알아주라"는 겁니다.
(Ç.N.: Atticus Finch, 'Bülbülü Öldürmek' kitabındaki erdemli avukatın adıdır.)le nom du juge Falcone.
(Ç.N.: Atticus Finch, 'Bülbülü Öldürmek' kitabındaki erdemli avukatın adıdır.)על אטיקוס פינץ' (מות הזמיר).
(Ç.N.: Atticus Finch, 'Bülbülü Öldürmek' kitabındaki erdemli avukatın adıdır.)"أتيكوس فينش"
David'in erken dönemlerde yaptığı bu resimde ifade edilen erdemlere yüz çevriliyor.Kteří se také od ctností vyjádřených v této rané Davidově práci odvrátili.
David'in erken dönemlerde yaptığı bu resimde ifade edilen erdemlere yüz çevriliyor.Де чесноти, які виражені в ранніх картинах Давіда, зщезають.
Dolayısıyla ben -- sanırım biz burada sizi erdemli, veri temelli virüsü size bulaştırmaya çalışıyoruz.그래서 저는, 아니 우리는 여기 모여 정보에 기반한 이로운 바이러스에 사람들을 감염시키고자 합니다.
Dolayısıyla ben -- sanırım biz burada sizi erdemli, veri temelli virüsü size bulaştırmaya çalışıyoruz.אז אני נמצא כאן כדי-- בעצם, אנחנו כאן כדי לנסות ולהדביק אתכם בנגיף הנתונים המוסרי,
Dolayısıyla ben -- sanırım biz burada sizi erdemli, veri temelli virüsü size bulaştırmaya çalışıyoruz.فأنا هنا بهدف - أعتقد أننا هنا بهدف حقن هذا الفيروس فيكم ، الفيروس القائم على البيانات
Dolayısıyla ben -- sanırım biz burada sizi erdemli, veri temelli virüsü size bulaştırmaya çalışıyoruz.感染させようと思って ここに来た ファクティビズムというウイルスだ
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Se és assim tão virtuoso, mostra-me o dinheiro.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Se sei così virtuoso, coprimi di soldi.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Ak si taký počestný, ukáž mi peniaze.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Als je zo deugdzaam bent, toon me dan het geld.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Dacă ești virtous, arată-mi banii.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Ha annyira erkölcsös vagy, mutasd a pénzt!
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Hvis du er så dydig, så vis mig pengene.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Jeśli jesteś taki cnotliwy, to wyskakuj z kasy.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Jestli jsi počestný, chci vidět prachy.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Jika Anda benar-benar baik, tunjukkan uang Anda.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Jos kerta olet niin hyveellinen, näytä minulle rahat!
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.만일 여러분이 도덕적인 사람이라고 생각한다면 돈을 보여주도록 하는 겁니다(쇼우 미 더 머니)
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Nếu bạn là người đức hạnh, hãy cho tôi tiền của bạn.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Si vous êtes si vertueux, montrez-moi l'argent.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Wenn du so tugendhaft bist, zeig mir das Geld!
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Αν είσαι τόσο ενάρετος, δείξε μου τα χρήματα.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Ако сте толкова непорочни, покажете ми парите.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Если вы такие добродетельные, докажите это (покажите денежки).
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.Якщо ви такі доброчесні, докажіть це.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.אם אתה כזה מוסרי, תראה לי את הכסף.
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.فإن كنت " شخص فاضلٌ " أرسل لي المال " بثقة "
Eğer gerçekten de erdemliyseniz, bana parayı gösterin.お金をください」 実験では お金を使い
ERDEMConstellation name (optional)Constellation name (optional)