er ile cümle
er kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Toplantı öğleyin sona erdi.The meeting came to an end at noon.
Toplantı beşte sona erdi.The meeting broke up at five.
Onunla tanışıncaya kadar bir erkeği gerçekten tanımıyorsun.You do not really understand a man till you have met him.
Dün gece toplantı sona erdiğinde saat sekiz civarındaydı.It was around eight last night when the meeting broke up.
Fırtına nedeniyle toplantıyı ertelemek zorundaydık.We had to put off the meeting because of the storm.
Ertesi sabah erken başlamayı kararlaştırdık.We agreed to start early the next morning.
Havada beklenen değişikliklikten pikniğimizi erteledik.We postponed our picnic pending a change in the weather.
Biz erken başlamak için anlaştık.We agreed to start early.
Biz ilk trene yetişebilmek için erken çıktık.We left early so that we can catch the first train.
Şartlar bizi toplantıyı ertelememiz için zorladı.Circumstances forced us to put off the meeting.
Bütün çabamız başarısızlıkla sona erdi.All our effort ended in failure.
Narita'ya varışımız bir saat ertelendi.Our arrival at Narita was delayed by an hour.
Şarkı söyleyen çocuk benim erkek kardeşimdir.The boy singing a song is my brother.
Sabreden derviş muradına ermiş.Everything comes to those who wait.
İndirime hak kazanmak için ne kadar erken rezervasyon yapmalıyım?How early do I have to make a reservation to qualify for the discount?
Birkaç ertelemeden sonra, uçak nihayet kalktı.After several delays, the plane finally left.
Bazı erkek çocukları sınıfa geldi.Some boys came into the classroom.
Ne zaman sona erdi?When was it finished?
Eğer yağmur yağsaydı, maç ertelenecekti.If it were to rain tomorrow, the match would be postponed.
Konser Milli Marş ile sona erdi.The concert concluded with the national anthem.
Müzikal yetenek genellikle erken yaşlarda verimli olur.Musical talent usually blooms at an early age.
Bir yeğen birinin erkek kardeşinin veya kız kardeşinin oğludur.A nephew is a son of one's brother or sister.
Erteleme zaman hırsızıdır.Procrastination is the thief of time.
İstasyona vardığında, o, erkek kardeşini aradı.Arriving at the station, she called up her brother.
Beni istasyonda karşılayacak erkek kardeşimi bulamadım.I could not find my brother who was to meet me at the station.
İngiltere her erkeğin görevini yapacağını umuyor.England expects that every man will do his duty.
Yüzen çocuk benim erkek kardeşim.The swimming boy is my brother.
Atletik yarışma gelecek haftaya kadar ertelendi.The athletic meet was put off until next week.
Atletik karşılaşma yağmur dolayısıyla ertelenmişti.The athletic meet was postponed due to rain.
Atletik toplantı ertelenecek.The athletic meeting will be put off.
Yağmur bir piknik ertelemesi gerektirdi.The rain necessitated a postponement of the picnic.
Yağmur yağarsa maç ertelenecek.If it rains, the game will be put off.
Yağmur yağdığı için hava bu akşam daha erken kararacak.It will get dark earlier this evening, as it is raining.
Eğer yağmur yağarsa uygulama maçımızı erteleriz.If it rains, we will put off our practice match.
Yağmur sona erdi ve tenis oyunumuzu bitirebildik.It left off raining and we managed to finish our game of tennis.
O kadar şiddetli yağmur yağıyordu ki gidişimizi ertelemek zorunda kaldık.It was raining so hard that we had to put off our departure.
İlk trene yetişmek için erken kalktım.I got up early in order to catch the first train.
En küçük erkek kardeşim, büyük annemiz tarafından yetiştirildi.My youngest brother was brought up by our grandmother.
Genel olarak konuşursak, erkekler kadınlardan daha uzundur.Generally speaking, men are taller than women.
Genel olarak konuşulursa, bir kadın bir erkekten daha uzun yaşayacaktır.Generally speaking, a woman will live longer than a man.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden yaklaşık on yıl daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men by almost ten years.
Genek olarak, erkekler kadınlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, men can run faster than women can.
Genel olarak, erkekler fiziksel olarak kadınlardan daha güçlüdür.Generally speaking, men are physically stronger than women.
Erkekler, genellikle, kızlardan daha uzundur.Boys, as a rule, are taller than girls.
Hastalıklı erkek kardeşime bakmaktan dolayı bir doktor olma arzum arttı.My desire to become a doctor grew out of looking after my sickly brother.
Keşke doktor biraz daha erken gelseydi.If only the doctor had come a little sooner.
Kötü hava uçağı iki saat erteledi.The bad weather delayed the plane for two hours.
Piyano hocam kötü hava nedeniyle erkenden eve gitmemi tavsiye etti.Because of the bad weather, my piano teacher suggested that I go home early.
Biz erken bir başlangıç yaptık.We got an early start.
Biz hepimiz er ya da geç öleceğiz.We all shall die sooner or later.
Toplantıyı önümüzdeki pazara kadar ertelemeye karar verdik.We decided to put off the meeting until next Sunday.
Seni gördüğümde bana her zaman erkek kardeşimi hatırlatıyorsun.When I see you, you always remind me of my brother.
Tanıştığım erkeklerin hepsi çok hoş.The men I meet are all very nice.
Birkaç sözcük, bir erkeğin gerçek karakterine ihanet edebilir.A few words may betray a man's true character.
Kraliyet Tiyatrosu'nda akşam performansı sona ermişti, ve seyirci eve gitmişti.The evening performance at the Royal Theater had ended, and the audience had gone home.
Kalabalık trenlerde seyahat etmektense erken çıkmayı tercih ederim.I would rather leave early than travel on rush-hour trains.
Aslan bir darbede avını sona erdirdi.The lion put an end to his prey with one stroke.
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.I went to the theater quite early with a view to getting a good seat.
İyi bir koltuk almak için erken gidin.Go early in order to get a good seat.