Ana içeriğe geç
Sözlük

epe ile cümle

epe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Epe, flöreden daha keskin ve ağır bir silahtır.Oštěp je zbraň vrhací a bodná.
Bunun için Don Alfonso ve iki subay epeyce büyük bir meblağa bahse girerler.Dva mladí důstojníci se vsázejí s donem Alfonsem o věrnost svých snoubenek.
Bununla birlikte epey sessizdir.Na druhou stranu, jsou tiché.
1926'dan itibaren tüm şampiyonalarda erkekler bireysel epe, flöre ve kılıç müsabakaları yer almaya başladı.Na olympijských hrách startoval v roce 1936 v soutěži jednotlivců a družstev v šermu fleretem a šavlí.
Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.V zemích tzv. třetího světa je role lidské práce značná, v průmyslových oblastech již méně.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Inspiroval řadu pozdějších spisovatelů.
Tiger'ın en önemli handikaplarından biri de bakımının epey zaman almasıydı.O problema majoră cu Tiger I era ca folosea prea multe resurse.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Pe atunci devenise deja un om înstărit, având casă, pământ mult și cel puțin doi cai.
Epeyce büyük.Destul de mare.
Eskrim üç tür silahla yapılır: Flöre, epe ve kılıç (sabr).Evenimentul este disputat la toate cele trei arme: floretă, spadă și sabie, masculin și feminin.
1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi.În anii 1920, viața culturală, educativă și socială a Kirghiztanului s-a dezvoltat considerabil.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Războiul în sine a fost destul de scurt.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Povestirile sale au fost apreciate de către unii scriitori.
Bu yüzden yazın derenin debisi epey düşmektedir.În sezonul de vară, debitul său scade foarte mult.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Masculii se provoacă în lupte sângeroase.
QNX mikrokernel yapıda olduğundan dolayı epey küçüktür.Minix este un sistem bazat pe microkernel.
Tom epey bos zamanı var.Tom are mult timp liber.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Viszonylag tehetős embernek számított, mivel saját háza, földje és legalább két lova is volt.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.A kolostorban a későbbiekben is éltek kiváló írók.
QNX mikrokernel yapıda olduğundan dolayı epey küçüktür.A QNX mikrokernel alapú operációs rendszer.
Bu da epey vaktimi aldı."Szóval eltartott egy ideig."
Hollanda pdiğerolitikacıları bu konuyu epeyce zamandır görüşmekte idiler.A marseille-i nagykereskedők már régóta kapcsolatban álltak ezzel az országgal.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Halálának okát sokan kétségbe vonták.
1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi.A húszas években Kirgizisztánban jelentékeny mértékben fejlődött a kultúra, a közoktatás és a társadalmi élet.
Grand Theft Auto III’te aile epeyce zayıf düşer.A Grand Theft Auto IV-ben bemutatkozó városban több New York-i épület mása is fellelhető.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Ez véres összecsapásokhoz vezetett.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Se on sotkeutunut vereen taistelussa.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Lähes täysin varmasti ihmisuhrausta esiintyi.
Yeni metot epeyce düşünmeye değer.Uutta menetelmää kannattaa hyvinkin harkita.
Planck, aynı zamanda görelilik teorisini uzatmak için epeyce katkıda bulunmuştur.Ο Πλανκ είχε εξάλλου ο ίδιος σημαντική συνεισφορά στην επέκταση της θεωρίας.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Η απασχόληση με τη θάλασσα ήταν πολύ περιορισμένη.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Τα περισσότερα έχουν και ζωντανή μουσική παράσταση.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Αυτό αναφέρεται στους ομηρικούς στίχους, τους οποίους ακολούθησαν οι μεταγενέστεροι συγγραφείς.
Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.Επίσης, στον αναπτυσσόμενο κόσμο η κατάσταση στα ορυχεία και στα μεταλλεία εξακολουθεί να είναι πολύ άσχημη.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.Αυτά τα εδέσματα ήταν πολύ διαφορετικά από αυτά που είναι σήμερα γνωστά ως τηγανίτες.
Sezonu bölme kararı ve verilen aradan sonra ABD'deki yayın saati değişimi de epeyce eleştirildi.Beslutningen om at dele sæsonen og skiftet af udsendelsestidspunktet i USA efter pausen blev også kritiseret.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Og kampen er blodig.
Yine de Almanlar bu köprüleri elde tutabilmek için epeyce terlemek zorunda kalacaklardır.For at nedkæmpe disse befæstninger ville tyskerne blive nødt til at indsætte deres tunge belejringsartilleri.
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.Han samlet seg slik mye kunnskap.
Zenan'ın hamileliği epey ilerlemiştir.Her sviktet Zenobias mot.
Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.Men når skolens peneste jente Ellen også forelsker seg i den nye innflytteren, tilspisser situasjonen seg.
Bununla birlikte epey sessizdir.Namun, ia tetap diam.
1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi.Selama tahun 1920an, Kirgizstan jauh dari kehidupan budaya, pendidikan dan sosial.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Tulisannya kemudian diterima secara luas oleh para penulis.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Ia menyebabkan kematian banyak orang.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Di laut, perang ini sama brutalnya.
Tarihi kaynaklara göre, Epeme Sogd kralı Spitamenes'in kızıdır. (Arr. VII, 4, 6).Menurut sumber-sumber kuno, Apama adalah putri baron Sogdiana Spitamenes (Arr.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.Rasanya jauh berbeda dari tteokbokki berbumbu cabai yang dikenal sekarang.
Ertesi yıl annesi Epenstein'den ayrıldı.Năm tiếp theo mẹ ông chấm dứt quan hệ với Epenstein.
Bununla birlikte epey sessizdir.Hoàn toàn im lặng.
1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi.Trong thập niên 1920, Kyrgyzstan đã có bước phát triển đáng kể về văn hoá, giáo dục và đời sống xã hội.
Planck, aynı zamanda görelilik teorisini uzatmak için epeyce katkıda bulunmuştur.Chính Planck cũng đã góp phần lớn trong việc khởi thảo thuyết tương đối đặc thù này.
Diğer single'lar Boy (I Need You) ve Bringin' On The Heartbreak ise listelerin epey altında kaldı.Các đĩa đơn sau, "Boy (I Need You)" và "Bringin' On the Heartbreak", không đạt được thành công nào.
Bu soyad Almanya'da epey yaygın olsa da sahiplerinin çoğu bu aileyle bağlantılı değil.Tên đệm "Rothschild" khá phổ biến ở Đức, và đại đa số người mang tên này không có liên hệ gì với gia tộc này.
Genç kadın Su-jae, kendinden epey yaşlı bir adamla evlidir.Ông đã kết hôn với Isabel Arroyo, một cô gái trẻ tuổi hơn mình rất nhiều.
Hayvancılık konusunda da epey yol katetmiştir.また家畜制度全廃を主張していた。
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.この判断が物議を醸した。
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.戦いは血まみれのものとなった。
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.ブラドッドの話は後世の作家たちによってさらに脚色された。
Bu durumda bu orduyu epey zayıflatmıştı.この後に軍は大幅に縮小された。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod