Ana içeriğe geç
Sözlük

epe ile cümle

epe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İnsanlar epey korkmuştu.彼らはとてもおびえている様子だった。
Fortran 90 : Fortran 77 'den epey farklı özellikleri vardır.)つまり、FORTRAN 77に準拠したプログラムは、Fortran 90にもまた準拠している。
Morera teoreminin hipotezleri epeyce zayıflatılabilir.モレラの定理の仮定は相当に弱めることが出来る。
Aslında epey zekidir.実はとても頭がいい。
Ama bunun yanında -s eki de epey yaygındır.しかし、どちらかといえば a rather... の方が一般的である。
Epeyce büyük.結構大きい。
Ancak bu genel kalıp içinde epey bir çeşitlilik görülebilir.種類が多く、その姿が多様であること。
I Am Alive'ın oynayış sistemi diğer oyunlardan epey farklıdır.リロード方式が他のゲームと違って独特。
Bununla birlikte epey sessizdir.あまりにも静かすぎるのだ。
Bununla birlikte epey sessizdir.然而它们却很安静。
Epeyce büyük.極廣甚大。
Aslında epey zekidir.他的确非常聪明。
Bu konu Hollanda politikacıları tarafından epeyce zamandır görüşülmekte idi.长久以来该家族被认为是来自荷兰。
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.他们收集了大量的数据。
Bu tür, epey popüler olmakla birlikte, çok satan oyunlar listesine pek çok ürün vermektedir.很多人以大量收集这种饼状玩具为荣。
Köyde düğün merasimleri epey külfetlidir.印度婚禮儀式相當繁瑣。
Epeyce uzun ayrılıktan sonra sevdiğini yine görebileceğim.")攬筆便應就,何事久遲回?」其見親愛如此。
Bu sezonda Atavuslara karşı mücadele veren Renee epey meşgul olacaktır.랜디는 최근 시즌에서 많이 빈번하게 등장하게 되었다.
RPG-7'nin kullanımı da epey basittir.공산권의 유사무기로는 RPG-7이 매우 유명하다.
Fizik ve mühendislikte epey faydalı olan formül takımlarından ve problem çözme tekniklerini kapsamaktadır.공학과 물리 분야에서 유용하게 사용할 수 있는 다양한 공식과 문제 풀이 방법으로 구성되어 있다.
Biri yalnızca çarpma buyruklarını yürütürken diğeri epeyce fazla buyruk yürütür.하나는 도중거와 유사지 파였고 다른 하나는 진욱의 파였다.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.해상에서의 공격은 상당한 차질이 있었다.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.최초의 케이크는 지금 우리가 알고 있는 것과는 매우 달랐다.
Hala epey küçük olan bu grup o zamanlar Fransız katolik topluluğuna şaşırtıcı baskınlar yapıyordu.הקבוצה הקטנה הזאת באותו זמן חלחלה באופן מפתיע לקהילה הצרפתית הקתולית באותו זמן.
Epeyce büyük.גדולה מאוד.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.הכפר היה עשיר ועתיר נכסים והיו בו שני מכוני מים ומגדלי מים.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.הפעם נשמע בבירור משפט חשוב.
İnsanlar epey korkmuştu.האנשים היו רעי לב.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.בעברית נכתבו יצירות רבות, על ידי סופרים רבים.
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.הוא היה מצוין באיסוף מידע.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.זה היה כל כך שונה מהדברים שניגנו עם הקיור.
Sezonu bölme kararı ve verilen aradan sonra ABD'deki yayın saati değişimi de epeyce eleştirildi.Решението да се раздели сезона и смяната на американския час на излъчване след почивката са също критикувани.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Водят се кървави боеве.
İnsanlar epey korkmuştu.Хората се уплашили.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Доколко било основателно това решение е много спорно.
Grand Theft Auto III’te aile epeyce zayıf düşer.В геймплея, взет от Grand Theft Auto III има съвсем малко промени.
Ama 19. ve 20 yüzyıl tarihçileri bu yürüyüş hakkında epeyce yazi yazmışlardır.Разказите от XIII и XIV век на тази легенда детайлно се различават в различните ръкописи.
Grup bu performansı ile epey dikkat çekmeyi başardı.Освен това, групата възприема доста бързо тези влияния.
Şehir bölgelerinin görünüşü epey farklıdır.Положението на жените в градовете обаче изглеждало съвсем различно.
Her şeye rağmen Stan'i çok sever ve epey kıskançtır.Много е влюбен във Фернандо, но е изключително ревнив.
Zenan'ın hamileliği epey ilerlemiştir.От dhyāna до Zen се получава доста голяма промяна.
Bu arada Peter'ın epeydir görüşmediği ailesine de onun nişanlısı olduğunu söylemek zorunda kalır.Govori Peteru kako mu je on sad jedina obitelj koja mu je preostala.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Ove zapise zatim su brzo prepisivali službeni pisari.
Bununla birlikte epey sessizdir.Lieta veľmi ticho.
1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi.Po letu 1920 se je Kirgizistan precej razvil v kulturnem, izobraževalnem in socialnem življenju.
Buzul dili 1560 m yükseklikte, lokal orman sınırının epey altında yer alır.Ledeniško čelo trenutno leži približno 1560 m visoko, daleč pod lokalno gozdno mejo.
İnsanlar epey korkmuştu.Ženske se grozno prestrašijo.
Ayrıca bu meslek, yüklü bir sermaye ister, zira hayvanlar epey pahalıdır.Potrebuje tudi nekaj v kar se lahko zateče po občutek varnosti, saj so morski prašički zelo plašne živali.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Ta sodba je vsaj pretirana.
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.Te informacije so omogočile ogromno študij.
Bu algoritma epey hızlıdır ve periyodu büyüktür.Ta algoritem odlikuje velika hitrost delovanja in enostavna implementacija.
Her şeye rağmen Stan'i çok sever ve epey kıskançtır.Gerai sutaria su vaikais, tačiau labai pavydžios.
Muktedir ve kıymetli bir vezir olup epey iş görmüş ve bu yüzden hatırına riayet edilmiştir.Buvo labai talentingas ir gabus žmogus, ir dėl to buvo labai gerbiamas.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Taip pat veikia daug įvairių muzikinių chorų.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Jo viršus buvo medinis, turėjo du keltuvus, važiuojamąją dalį ir pėsčiųjų takus.
Aradan epey zaman geçti, kapı açıldı.Arba laiko buvo per mažai, arba nepavyko durų atidaryti.
Bu da epey vaktimi aldı."Ma tean, et kulutasin palju aega."
Filoda bulunan bazı büyük gemiler ve epeyce sayıda küçük gemiler içindeki Haçlı askerlerle battılar.Umbes 14 moodsat liinilaeva ja sama palju väiksemaid laevu hoiti sadamas.
Bu durumda bu orduyu epey zayıflatmıştı.Samal ajal nõrgestas seda tohutu sõjaline jõupingutus.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.2000년도에 다소 재밌는 일이 일어났습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod