XO-1, EPEAT Altın seviyesinde derecelendirme alan ilk dizüstü bilgisayar idi.كما أن الإكس أو - 1 هو أول كمبيوتر محمول تم منحه مستوى EPEAT الذهبي.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.وكان انتعاش الحياة في البحر أسرع بكثير.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.وكان هذا الادعاء محل جدل كبير .
2010 yılında verdiği röportajlarda epey kızgındı.تحدثت وسائل الاعلام بكثرة عن كْوَرا في عام 2010.
Köyde son yıllarda nüfusun büyük şehirlere göç sebebiyle epeyce azalmıştır.في نصف قرن الماضي، انتشر نبش القمامة بشكل واسع في البلدان النامية بسبب التمدد الحضري.
Epeyce büyük.Muito grande.
Bu da epey vaktimi aldı.""Levou muito tempo.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.A sua história foi muito usada por escritores posteriores.
Vezirliğinin ilk seneleri epeyce mali sıkıntı içinde geçmişti.Os primeiros anos dele na capital foram marcados por certas dificuldades financeiras.
Quechua I lehçeleri, daha dar bir alanda konuşuluyor olmalarına rağmen epeyce farklılaşırlar.Mas em uma escala quântica, as coisas parecem funcionar de forma diferente.
Epenstein bir ordu cerrahı ve aynı zamanda Yahudi asıllı bir Hıristiyan idi.Epenstein era um cristão de origem judaica cujo pai era cirurgião no exército.
İnsanlar epey korkmuştu.Algumas pessoas estão assustadas.
Bu da doğru parçaları doğru sırayla doğru yerlere koymayı epey zorlaştırır.Isso é simplesmente uma questão de fazer multiplicação escalar no lado correto.
Benzer sistemlerde bile bir uyumluluk katmanının uygulanmasının detayları epey karmaşık ve zahmetli olabilir.Nesses casos, o tratamento numa Estação de Tratamento de Água pode ficar mais complexo e caro.
Bununla paralel ilerleyen yakıt tüketimi de epey yüksektir.Além disso, o consumo de combustível de ambos era muito elevado.
Bununla birlikte epey sessizdir.Uma delas é, claro, Quiet.
İnsanlar epey korkmuştu.De bevolking was doodsbang.
Bununla birlikte epey sessizdir.Het is er weliswaar zéér rustig.
Bunun için Don Alfonso ve iki subay epeyce büyük bir meblağa bahse girerler.Ook butler Quentin en twee andere bedienden worden met dat geld betaald.
Filoda bulunan bazı büyük gemiler ve epeyce sayıda küçük gemiler içindeki Haçlı askerlerle battılar.Zij hadden met een kleine groep enkele belangrijke schepen in brand gestoken.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.De latere profeten worden ook wel schriftprofeten genoemd.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Om de molen was een erf met twee huizen, twee paardenstallen, een hooizolder en een schuur.
Yahvist kaynak ise bu öyküyü anlatmamaktadır fakat İshak ile ilgili epeyce hikâyeler bulunmaktadır.Aan de andere kant noemde de Jahwist dit verhaal in zijn geheel niet, hoewel Isaak veelvuldig werd genoemd.
Venedik halkına kendini sevdirmek için epeyce harcamalar yapmak zorunda kaldı.De Venlose bevolking was namelijk zeer Geldersgezind.
Yine içerler, yine giderler ve bu epey sürer.De oude man drinkt wat en gaat weer weg.
Bu törenin anlamı hakkında epeyce tartışma ortaya çıkmıştır.Er is veel geheimzinnigheid omtrent de aard van deze ontmoeting.
Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında epeyce azalırsa da yine de bir miktar su taşımaktadır.De maanden juli tot en met september zijn echter wel wat droger.
Epeyce büyük.Bardzo duża.
Amerika'daki otakuların da sayıları epey fazladır.W przypadku amerykańskich dzieci powyższe liczby są znacznie wyższe.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Walki te były dość krwawe.
Eskrim üç tür silahla yapılır: Flöre, epe ve kılıç (sabr).Szermierze będą rywalizować w trzech rodzajach broni: floret, szabla oraz szpada.
Basit örmeklerin anlaşılması teorinin modern halinin kullanılmasıyla epey basitleşmiştir.Bardzo prosta konstrukcja świątyni sprawia, że wygląda ona nowocześnie.
Epey zaman sonra da Barok mimarı stili uygulanarak bitirilmiştir.Kilkanaście lat później budowę kościoła ukończono w stylu barokowym.
Bununla birlikte epey sessizdir.Ten jednak uparcie milczy.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Decyzja sędziego była uważana za kontrowersyjną.
Köyde hayvan yetiştiriciliği ise epey azalmıştır.Produkcja zwierzęca jest w mieście bardzo słabo rozwinięta.
Osmanlı topçusu hemen güçlü bir karşılık vererek bu kanattaki Podolya Avcı Taburlarını epey hırpaladı.Wawrzyniec Goślicki obsypał go zaraz po wyświęceniu licznymi kanoniami.
Bununla birlikte epey sessizdir.I övrigt är den tyst.
Ancak Stalin Hattı, Maginot Hattı'ndan epeyce farklı bir savunma düzenidir.En keltisk armé kommer t.ex. vara helt annorlunda jämfört med en romersk Legion.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Man får även höra en hel del musik.
Göring'in vaftiz babası, Dr. Hermann Epenstein idi.Albert Görings äldre bror var Hermann Göring.
Bu sezonda Atavuslara karşı mücadele veren Renee epey meşgul olacaktır.Denna säsong vanns tävlingen av Therese Johaug på damsidan.
1974’te çıkan 2. albumleri Second Helping, grubu epey meşhur etti.Det var dock hans tredje album Something/Anything? från 1972 som gav det verkliga genombrottet.
Bununla birlikte epey sessizdir.Взагалі він дуже мовчазний.
Masaüstü yayıncılık yazılımlarının kullandığı dosya biçimleri epey karmaşık yapıdadır.Питання про джерела, якими користувався автор, представляється досить складним.
İnsanlar epey korkmuştu.Люди були залякані.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.На морі місто почувало себе абсолютно впевнено.
Bu törenin anlamı hakkında epeyce tartışma ortaya çıkmıştır.Було багато дискусій про дату цієї події.
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.Величезна подяка за таку інформацію.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.За Недашки зав'язалися кровопролитні бої.
Zenan'ın hamileliği epey ilerlemiştir.Спільнота розробників Zenoss досить активна.
Vezirliğinin ilk seneleri epeyce mali sıkıntı içinde geçmişti.Однак перші роки існування компанії були тяжкими у фінансовому плані.
Epeyce büyük.Помірно великий.
Ertesi yıl annesi Epenstein'den ayrıldı.А на наступний рік покинув еліту.
Daha önce utangaç bir şekilde kendisini göstermiş olan ‘cover’ modası, bu albüm sonrası epeyce hızlandı.Мода на "обкладинку", яка раніше проявила себе сором'язливо, значно прискорилася після цього альбому.
Epeyce büyük.Poměrně velký.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Dojde ke krvavé bitvě.
Sağlığı doçe olmadan epey zaman önce bile iyi değildi.Bylo známo, že její zdravotní stav nebyl dobrý již delší dobu.
Ancak davalar ve suçlamalar dergi yazarlarına epeyi zor dönemler yaşatmıştır.Dochází tak k cenzuře a útokům na nepohodlné spisovatelů.
Ana Tanrıça adakları dışında çok sayıda Angdistis Epekoos, Helios, Zeus ve Ares adakları da vardır.Kromě JHVH byla uctívána i jiná božstva, mužská i ženská.