Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Il existe également plusieurs ensembles de musique de chambre.
Epeyce büyük.Très grand.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Le combat est sanglant.
Çok sıradandır, dakiktir ve epey bilgilidir.Tout est compté, minuté et pointé.
İnsanlar epey korkmuştu.Le peuple le craignait fort.
Yine de her şey bu sayının artacağına ve kurumumuzun epeyce gelişeceğine işâret ediyor.Malgré cela, tout nous permet de croire que ce chiffre augmentera et que l’institution se renforcera.
İstatistik bilgisinin hatalı ve yanlış kullanıldığına dair epeyce geniş bir algı bulunmaktadır.Les informations générales sur l’Afrique sont très approximatives sinon erronées.
1926'dan itibaren tüm şampiyonalarda erkekler bireysel epe, flöre ve kılıç müsabakaları yer almaya başladı.Les championnats existent depuis 1906 pour le fleuret masculin, l'épée masculine et le sabre masculin.
Hala epey küçük olan bu grup o zamanlar Fransız katolik topluluğuna şaşırtıcı baskınlar yapıyordu.Cet ouvrage eut en effet un retentissement immense au sein du catholicisme français.
1903-1904 periyodunda "Birlik" Çarist devletten epey baskı gördü.Entre 1901 et 1903, l’Associated Press réussit une brillante expansion internationale.
Bu ayaklanmadan sonra gücünü epeyce kaybeden Bahadır tahttan indirildi.On menace de désarmer cette police devenue trop puissante.
House Adler'ı steroidler ile tedavi eder, bu da Adler'ın durumunun bir süre için epey düzelmesini sağlar.Mais House pense à la maladie d'Addison, or ça se soigne avec des stéroïdes.
Planck, aynı zamanda görelilik teorisini uzatmak için epeyce katkıda bulunmuştur.Planck también contribuyó considerablemente a ampliar esta teoría.
Şehir bölgelerinin görünüşü epey farklıdır.La apariencia de los distritos urbanos es bastante diferente.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.El fallo del jurado fue muy discutido.
Tiger'ın en önemli handikaplarından biri de bakımının epey zaman almasıydı.Uno de los mayores problemas del Tiger I fue su alto coste de producción.
Epeme Seleukos İmparatorluğu'nun ilk yöneticisi olan I. Seleukos'un karısıdır.Apama I fue la primera esposa de Seleuco I, fundador del Imperio seléucida.
Bununla beraber m1 epeyce büyükse birleşik ivme göz önüne alınmalıdır.Para apreciarlo hace falta una masa de H2O relativamente grande.
Bu da epey vaktimi aldı."Me tomó mucho tiempo.
Bu yüzden yazın derenin debisi epey düşmektedir.La sensación térmica en verano está bastante marcada.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Sangrientos combates.
Bu da epey vaktimi aldı."Ma ce n'è voluto di tempo.»
İnsanlar epey korkmuştu.La gente aveva paura.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Il suo racconto venne ampiamente accettato da autori successivi.
1974’te çıkan 2. albumleri Second Helping, grubu epey meşhur etti.Il secondo album del 1974 Second Helping, coincise con l'esplosione della band.
Şehirde epeyce çok tarihi bina ve müze bulunmaktadır ve şehrin etrafında birçok doğa atraksiyonleri bulunur.Vi si trovano importanti musei e teatri; la città contiene quattro patrimoni dell'umanità.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Un contadino molto povero, possedeva un po' di terra e due buoi.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Il processo è molto controverso.
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.Suppongo che abbiamo imparato un sacco da loro.
Emin tavırları ve yardımseverliliği ile epeyce saygı duyulan Hamon çekinmeden dindaşlarını müdafaa etti.Le sue parole furono accolte con disprezzo, e tacciate di temerarietà, ma furono profetiche.
Varlıklı ve zengin bir patronun, epeyce cimri oluşu ailesinde problem yaratmaktadır.Per un lurido frate goloso di ricchezze c'è una brutta giornata che l'aspetta.
Bu törenin anlamı hakkında epeyce tartışma ortaya çıkmıştır.Si è creato un lungo dibattito riguardo al vero significato del termine.
Bununla birlikte epey sessizdir.Quest'ultimo sembra essere alquanto tranquillo.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.La battaglia fu sanguinosa.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Sulla causa della morte dell'uomo sono sorte molte discussioni.
Çay epeydir soğuyor.Чай долго остывает.
Sağlığı doçe olmadan epey zaman önce bile iyi değildi.Но пробыл он там недолго — не позволило здоровье.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Само решение судей было очень спорным.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Поэтому, конечно, много музыкальных номеров.
Emin tavırları ve yardımseverliliği ile epeyce saygı duyulan Hamon çekinmeden dindaşlarını müdafaa etti.Однако, убедившись в их беспомощности, помещица стала попрекать беспомощностью и своими благодеяниями.
Polis epey bir süre Hayal'in ailesini sorgulamadı.Длительное время семья не знала ничего о судьбе Филимона.
Hollanda pdiğerolitikacıları bu konuyu epeyce zamandır görüşmekte idiler.Голландские графы издавна пытались избавиться от этого.
Hayvancılık konusunda da epey yol katetmiştir.Также увеличили поголовье скота.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Отец содержал небольшое хозяйство: имел лошадь, жеребёнка и двух коров.
Yine içerler, yine giderler ve bu epey sürer.Он снова говорит, что здесь слишком много пьёт и хочет уехать.
Morera teoreminin hipotezleri epeyce zayıflatılabilir.Условия теоремы могут быть ослаблены.
Fakat tutucu ve içki içmeyen ailesiyle epey sorunlar yaşadı.На его стороне многие из тех, кому надоело пьянство и кумовщина.
Bu taşınma ile müze materyalleri epey zarara uğramıştır.Значительно выросли посещаемость и доходы этих музеев.
II. Ömer'in ölümü ile Medineli âlimler epeyce bir şaşkınlık içerisine düşmüşlerdi.Да и со смертью самого Иэхару связано немало загадок.
RPG-7'nin kullanımı da epey basittir.Для регби-7 это очень хорошо.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Дальность в море была ещё хуже.
Bu konu Hollanda politikacıları tarafından epeyce zamandır görüşülmekte idi.Этот вопрос обсуждался в течение нескольких лет в шведском правительстве.
Bu nedenle de Zindikler’den hangisinin gerçek “Mânichéen” olduğunu anlamak epey güçleşmişti.Остается лишь гадать, у кого Анастасия хотела бы быть „младшей“?».
1903-1904 periyodunda "Birlik" Çarist devletten epey baskı gördü.Сенат США провёл ряд слушаний в 1904-1907 годах о том, может ли Смут занять своё место.
Epey bir uğraş sonucu tünelin sonuna gelmişlerdi.Но всё равно, в конце тоннеля — надежда.
Filoda bulunan bazı büyük gemiler ve epeyce sayıda küçük gemiler içindeki Haçlı askerlerle battılar.В заливе должны были оставаться только транспортные корабли и несколько лёгких военных.
Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.المعدل النسائى في الحياة السياسية و العملية في العالم منخفض بشكل ملحوظ حتى في الدول النامية.
Bu da epey vaktimi aldı."لكن معالجة الأمر استغرقت بعض الوقت".
Aradan epey zaman geçti, kapı açıldı.ساعات طويلة مرت واستمرت الرحلة.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.كما كتب كمية كبيرة من موسيقى الحجرة.