Bu sorunun yanıtı şu, evren karmaşıklık oluşturabilir, ama bunu epey zorlanarak yapar.Well, the answer seems to be, the universe can create complexity, but with great difficulty.
Gezegenler bu açıdan epey iyidir, ve bizim dünyamız ise hemen hemen mükemmel.Well, planets are great, and our early Earth was almost perfect.
Bu da epey bir yük.And that's a lot of load.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.So that part of it took a long time to work out.
Kongo'da oran epey yüksekti.I give you Congo, which was high,
Size İsveç ekonomisi ile Yunanistan ekonomisinin epey farklı olduğunu söyleyebilirim.I can tell you that the economy in Greece and Sweden are very different -- everyone knows that.
Ve onlara epey özerklik vermek. Birkaç örnek vereyim.Some examples.
Fakat buradaki asıl soru şu-- Obama Kansas'ta epey iyi yaptı.But really the question here -- Obama did relatively well in Kansas.
Arkansas hakkında düşününce epey kötü çağrışımlarımız oluyor.And when we think of Arkansas we tend to have pretty negative connotations.
Hatırlıyorum da epey başarılıydı.I remember that it was quite successful.
Erken dönemlerde evreni düzenli tutmak çok da kolay değil, epey hassas bir sistem gerektiriyor.Keeping the universe very, very smooth at early times is not easy; it's a delicate arrangement.
Ama evrenin geleceği hakkında daha çok öngörüde bulunmak için epey bilgiye sahibiz.But we now know enough about the future of the universe to say a lot more.
Avrupada problemler üzerine epey bir kaygı var.Concerns have been raised in Europe over "problems"
Bu beni epey şüphelendirmişti.Which made me very suspicious.
Kulağa epey basit geliyor, ama iyi işliyor.Fairly simple thing happens to work.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Pretty sexy feet, I must say.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.It took some diplomacy.
Bu kurallar genelde epey yanlış.These rules are generally quite mistaken
Vallahi bu yolculuğumuz yüzünden epey çektik."I am exhausted from this journey."
Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.I am exhausted from this journey."
Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi.I am exhausted from this journey."
Seni gündüzün epeyce uğraştıracak işlerin vardır.Indeed during the day you have a long schedule of occupations.
Epe' ninCoptic month 12 - ShortNamePossessiveof Epe
Epep' inCoptic month 12 - LongNamePossessiveof Epep
EpeCoptic month 12 - ShortNameEpe
EpepCoptic month 12 - LongNameEpep
Caddenin diğer ucunda bir Iraklı tarafından işletilen bir markette ise epey baharat çeşidi mevcut.Across the street is an Iraqi owned store that carries lots of spices.
Bu sitenin yaratıcısı akülü tekerlekli sandalyeyle seyahat konusunda epey tecrübelidir.The creator has extensive travel experience with an electric wheelchair.
Bu başarım üzerine köydeki herkes beni ödüllendirdiği için epey para kazanmıştım.That was my big success that earned me a lot of money, as everyone in the village rewarded me.
Aslında koşullar epey çeşitlilik gösteriyor.In fact, the record is multicoloured.
Fakat iş arkadaşlarının açık sözlülüğü, Eyüpoviç'i, epey sasirtmis.She was startled, however, by her co-workers' directness.
Ancak zamanında epey talep gören bu kıyafetler artık para kazandırmıyor.But although such clothing used to be in high demand, it no longer makes for a lucrative business.
1956 Yaz Olimpiyatları erkekler takım epe yarışmasında gümüş madalya kazanmıştır.[1][2]He won a silver medal in the team épée event at the 1956 Summer Olympics.[1][2]
Merkezi sinir sisteminin bir diğer glial tümör tipi, ependimal tümörlerdir.Another glial tumor type of the CNS are ependymal tumors.
Nikolai Novosjolov, erkekler epede iki kez dünya şampiyonuNikolai Novosjolov is a two-time world champion in men's épée
ἐπεὶ δ’ ἐδείπνησαν, ἐξῆγε τὸ στράτευμα epeì d’ edeípnēsan, exêge tò stráteuma.ἐπεὶ δ’ ἐδείπνησαν, ἐξῆγε τὸ στράτευμα.[61] epeì d’ edeípnēsan, exêge tò stráteuma.
Kız kardeşi Epeiros'tu .His sister was Epeiros.
Daha kaliteli çömlekler arasında epeyce şaheser günümüze ulaştı.Among the higher-quality pots, quite a few masterpieces have survived.
Kardeşleri Aetolus, Epeius, Paeon [1] ve muhtemelen Naxos idi. [2]Her brothers were Aetolus, Epeius, Paeon[1] and possibly Naxos.[2]
Daha sonra, "[bu kararı vermek için] epeyce zaman vardı.He then added that "there was a good amount of time [to make that decision].
Ülkenin kralı Ratu Seru Epenisa Cakobau'du. [1] [2] [3] [4] [5]It existed from 1871 to 1874, with Ratu Seru Epenisa Cakobau as King.[1][2][3][4][5]
Bu durumda bu orduyu epey zayıflatmıştı.Damit war seine Armee stark geschwächt.
Eylül 1951 seçimlerinden ise partisi EPEK, merkez partilerin en güçlüsü olarak çıktı.Aus den Wahlen zur Nationalversammlung vom August 1951 ging seine EPEK als stärkste Partei der Mitte hervor.
Epeyce büyük.Sehr umfangreich.
Buzul dili 1560 m yükseklikte, lokal orman sınırının epey altında yer alır.Die Gletscherzunge liegt derzeit auf rund 1'560 Meter Höhe, weit unterhalb der lokalen Waldgrenze.
Şehir bölgelerinin görünüşü epey farklıdır.Die Charaktere der einzelnen Stadtteile sind sehr unterschiedlich.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.Zu diesem Zeitpunkt unterschied sich der Liedtext noch deutlich von dem von Sheep im beschriebenen Sinne.
Bu da epey vaktimi aldı."Also investierte ich viel Zeit."
Bununla birlikte epey sessizdir.Ist ja alles so ruhig hier.
Köyde hayvan yetiştiriciliği ise epey azalmıştır.In der EU sind die Tierbestände leicht rückläufig.
Epey zaman sonra da Barok mimarı stili uygulanarak bitirilmiştir.Nach nur zehnjähriger Bauzeit was das Barockschloss fertig gestellt.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Dazu gehörte ein Langhaus, eine kleine Kirche und zwei kleinere Gebäude.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Es kommt zur blutigen Schlacht.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Er verschuldete den Tod mehrerer Personen.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Die Moral innerhalb der Marine war sehr schlecht.
Ancak Stalin Hattı, Maginot Hattı'ndan epeyce farklı bir savunma düzenidir.Nichtsdestoweniger war Verdun jetzt hinter der Maginot-Linie in die zweite Verteidigungsreihe gerückt.
1978'den beri epey bir değişiklik göstermiştir.Ab 1973 kam es in Ilmenau zu großen Veränderungen.
Sen epey değiştin.Tu as bien changé.
Fortran 90 : Fortran 77 'den epey farklı özellikleri vardır.Pour cette raison, Fortran 90 est complètement compatible avec Fortran 77.
Bu da epey vaktimi aldı."Et cela prend beaucoup de temps."