Ana içeriğe geç
Sözlük

epe ile cümle

epe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bu sorunun yanıtı şu, evren karmaşıklık oluşturabilir, ama bunu epey zorlanarak yapar.Vastaus näyttää olevan, että universumi voi luoda kompleksisuutta, mutta suurella vaivalla.
Bu sorunun yanıtı şu, evren karmaşıklık oluşturabilir, ama bunu epey zorlanarak yapar.Zdá se, že vesmír může vytvářet složitost, ale s velkými obtížemi.
Bu sorunun yanıtı şu, evren karmaşıklık oluşturabilir, ama bunu epey zorlanarak yapar.Ами отговорът изглежда е, че Вселената може да създаде сложност, но много трудно.
Bu sorunun yanıtı şu, evren karmaşıklık oluşturabilir, ama bunu epey zorlanarak yapar.Наверное ответ состоит в том, что Вселенная может создавать системы такой сложности, но с большим трудом.
Bu sorunun yanıtı şu, evren karmaşıklık oluşturabilir, ama bunu epey zorlanarak yapar.ובכן, התשובה מסתבר, היא שהיקום יכול ליצור מורכבות, אבל מתוך קושי רב.
Bu sorunun yanıtı şu, evren karmaşıklık oluşturabilir, ama bunu epey zorlanarak yapar.حسناً، يبدو و كأن الجواب هو، أن الكون يمكنه أن يخلق تعقيداً، لكن بصعوبةٍ بالغة.
Bu sorunun yanıtı şu, evren karmaşıklık oluşturabilir, ama bunu epey zorlanarak yapar.宇宙は複雑性を作ることができる だがそれはとても難しい ポケットには
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Dalam sebagian besar rentang waktu itu, makhluk hidup relatif sangat sederhana -- makhluk bersel satu
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Ez idő nagy része alatt a Földön, az élő szervezetek viszonylag egyszerűek voltak - egysejtűek.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Für den Großteil der Lebenszeit auf der Erde waren lebende Organismen relativ einfach - Einzeller.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.I det meste af den tid for livet på jorden, har levende organismer været relativt simple -- encellede.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.지구상의 생명은 대부분의 시간동안 비교적 단순한 구조였습니다. 단세포였죠.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Majoritatea acelui timp al vieții pe Pământ, organismele vii au fost relativ simple -- unicelulare.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Per tutto quel periodo della vita sulla Terra, gli organismi erano relativamente semplici -- monocellulari.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Przez większość czasu "życia na Ziemi" organizmy żywe były stosunkowo proste -- pojedyncze komórki.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Under den största delen av livets tid så har organismer varit relativt enkla -- encelliga organismer.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Väčšinu toho času života na Zemi boli živé organizmy relatívne jednoduché, jednotlivé bunky.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Většinu času života na Zemi byly živé organismy relativně jednoduché -- jednobuněčné.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.Большую часть этого времени живые организмы на Земле были относительно простыми — одноклеточными.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.רוב הזמן של קיום החיים על הארץ, היצורים החיים היו פשוטים יחסית -- חד-תאיים.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.خلال معظم هذة الفترة من الحياة على الأرض، كانت الأنظمة الحية بسيطةً نسبيّاً ــ خلايا أحادية.
Bu sürenin çok büyük bir kısmında yaşayan organizlamar göreceli olarak epey basitti-- tek hücreliler.比較的簡単な構造でした 単細胞です しかしそれは多様性を持ち
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.Dies ist eines der ersten Fazits, das vor etwas mehr als einem Jahr herauskam, das uns wirklich überraschte:
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.Iată unul din primele rezultate, obținut acum un an și ceva, care ne-a surprins mult.
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.이것은 우리들을 정말 놀라게 했던, 일년 전 쯤의 연구에서 나온 결과들 중 하나입니다.
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.Вот один из первых результатов, полученный нами немногим более года назад и нас немало удививший.
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.Ось один з перших результатів, отриманий трохи більше року тому, що справді здивував нас.
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.Това е един от първите резултати от експеримента ни, който получихме преди година, и той наистина ни изненада.
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.זוהי אחת התוצאות הראשונות שהתקבלה ממחקרנו לפני קצת יותר משנה ואשר ממש הפתיעה אותנו.
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.كانت هذه أولى النتائج و التي نتجت من دراستنا قبل حوالي السنة. و التي فاجأتنا فعلا.
Bu vardığımız sonuçlardan ilki, araştırmamızda bir sene kadar önce saptadık ve bizi epey şaşırttı.初期の研究成果の一つです 驚きの結果です 一見シンプルですが 説明しますと
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.A koszta poniesione przy użyciu tych środków były znacząco niższe niż żądana łapówka.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Dabei waren die Kosten für diese Mittel wesentlich geringer als das geforderte Schmiergeld.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Dan biaya menggunakan alat-alat ini jauh lebih rendah dari besarnya suap yang diminta.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.De kosten van deze tools zijn aanzienlijk lager dan het gevraagde smeergeld.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.E il costo di questi strumenti era significativamente più basso della tangente domandata.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.És ezen eszközök költségei lényegesen alacsonyabbak voltak, mint a kért kenőpénzt összege.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.그리고 이런 도구들의 비용은 요구받은 뇌물보다 현저하게 낮습니다.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Le coût de ces méthodes est nettement moindre qu'une demande de pot de vin.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Si mentinand costurile acestor mijloace substantial mai scazute decat mita ceruta.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Và với giá dịch vụ thấp hơn khoản tiền dùng để hối lộ.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Y siendo el costo de estas herramientas mucho más bajo que lo que pedían de soborno.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Ενώ το κόστος των ενεργειών μας ήταν σαφώς μικρότερο από το ποσό του λαδώματος.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.При това цената на тези инструменти е значително по-ниска от изисквания подкуп.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Причем стоимость применения этих инструментов на порядок ниже чем упомянутая взятка.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.מחירם של כלים אלה הוא זול משמעותית מדרישות השוחד.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.وبكون هذه الأدوات أقل تكلفة بصورة ملحوظة من مطالب الرشوة
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.賄賂より安く済みます。 これら42の試験事例で効果のあった手段は
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Bunicul meu a fost un tăietor de lemne la Olimpiadă, deci am o gramadă de karma de copaci de recuperat.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.할아버지가 올림픽에서 벌목꾼 노릇을 하셨는데, 그래서 제가 나무에 업보가 있고, 해소하고 있는 중입니다.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Mein Grossvater war ein Holzfäller in den Olympischen Bergen also habe ich einiges an Baum-Karma abzuarbeiten.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Mijn grootvader was een houthakker in de Olympische spelen, dus ik heb een hele hoop boomkarma te verwerken.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Min bedstefar var skovhugger under Olympiaden, så jeg har en masse træ-karma, jeg skal have arbejdet af.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Mio nonno era stato un boscaiolo nei monti Olimpici, quindi ho un sacco di karma arboreo da eliminare.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Mój dziadek był drwalem podczas Olimpiady, więc teraz wyładowuję sporo karmy drzewnej.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Můj dědeček byl dřevorubcem v pohoří Olympics, takže mám hodně stromové karmy, kterou si musím odpracovat.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Ο παππούς μου ήταν υλοτόμος στους Ολυμπιακούς Αγώνες έτσι έχω πολύ karma δέντρων να ξεθυμάνω.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Дядо ми е бил дървар в Олимпийските игри, така че имам много дървесна карма, която да изкупвам.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Мой дед был лесорубом в Олимпиксе, так что я расплачиваюсь за его грехи перед деревьями.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.סבא שלי היה חוטב עצים במשחקים האולימפים, אז יש לי הרבה קרמה של עצים שאני צריך להיפטר ממנה.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod