Ana içeriğe geç
Sözlük

epe ile cümle

epe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Alla luce dell'inflazione è una discreta somma per pochi minuti di lavoro.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.C'est une somme correcte pour quelques minutes de travail.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Es ist eine ordentliche Summe an Geld für wenige Minuten Arbeit.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Este o sumă decentă pentru câteva minute de muncă.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.É uma quantia de dinheiro aceitável por uns minutos de trabalho.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Het is een behoorlijke som voor een paar minuten werk.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Je to slušná suma peňazí za pár minút práce.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Je to slušná suma peněz za pár minut práce.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Jika kita perhitungkan inflasi, jumlah uang itu cukup besar untuk tugas yang hanya perlu beberapa menit saja.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.단지 몇 분의 작업으로 벌 수 있는 것으로는 상당한 액수입니다.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Rendes összeg ez egy néhány perces munkáért.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Se on hyvä palkkio muutaman minuutin työstä.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Tager man højde for inflation, er det en rimelig sum penge for et par minutters arbejde.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Είναι αξιοπρεπές ποσό για δουλειά λίγων λεπτών.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Зогляду на інфляцію, це непогана сума за декілька хвилин роботи.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Сумма приличная, за пару минут работы.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.Това е прилична сума пари за няколко минути работа.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.סכום די מכובד עבור כמה דקות של עבודה.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.مبلغ محترم مقابل بضع دقائق من العمل.
Birkaç dakikalık bir iş için epey iyi para.十分なモチベーションになります
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.10%정도의 단백질 변이만으로도 확연한 변화를 일으킬 수 있습니다. DNA 같이 디지털적인 것이 아니죠.
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.Bardzo istotne mogłoby być, że białko zmieniło się o 10%, nie jest to więc tak miłe i cyfrowe jak DNA.
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.DNAのように測定しやすくないのです そこで基本的な問題は誰かが
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.זה עשוי להיות מאוד משמעותי שפרוטאין השתנה ב-10 אחוז, אבל זה לא דבר דיגיטלי מסודר כמו DNA.
Bir proteinin %10 değişmesi epek kayda değer olabilir, yani DNA gibi hoş, dijital bir şey değil.قد يكون ذا أهمية كبيرة إذا تغير البروتين بنسبة 10 في المائة, فهي ليست الدي إن أي الرقمية اللطيفة.
Bir tane buldum ama epey yıpranmıştı. Geçen gün iyi bir tane görmüştüm.J'en ai trouvé un, mais il était abîmé.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Aan de ene kant een heel groot biologisch effect.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Da una parte è biologicamente una realtà importante.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Det är å ena sidan en biologisk effekt, och en mycket viktig sådan.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.D'un coté, c'est un effet biologique, et un très gros.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Es ist einerseits ein biologischer Effekt, und zwar ein sehr großer.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Este pe de o parte un efect biologic și încă unul foarte mare.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Ez egyrészről egy biológiai hatás, méghozzá egy igen nagy.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.이는 한편으로는 생물학적 효과지요. 아주 거대한 효과입니다.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Na eni strani ima to biološki učinek in to zelo velikega.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Na jednu stranu, je to biologický efekt, a to velmi velký.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Por um lado, é um efeito biológico e bastante grande.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Por un lado, tiene un efecto biológico, y uno muy grande.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Z jednej strony, jest to efekt biologiczny i to bardzo duży.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.Από τη μια είναι βιολογική συνέπεια, και μεγάλη μάλιστα.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.От една страна има биологични последствия, и то много големи.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.С одной стороны, это биологический эффект, к тому же масштабный.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.מצד אחד זהו אכן אפקט ביולוגי, ואפקט נרחב.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.فهو من جانب تغير إحيائي وتغير كبير في الواقع.
Bir taraftan, bu biyolojik bir etki, ve epey büyük.紛れもありません
Bizler, özgür ruhlu,... ...çizginin epey dışında,... ...bazı şeyleri biraz farklı yapan insanlarız.우리는 독립된 정신으로 뭉쳐있습니다. 일반인과 조금 다르게 생각하는 독특한 사람들입니다.
Bizler, özgür ruhlu,... ...çizginin epey dışında,... ...bazı şeyleri biraz farklı yapan insanlarız.Mi lelkes, függetlenek és lázadó emberek közössége vagyunk, akik a munkánkat kissé máshogy végezzük.
Bizler, özgür ruhlu,... ...çizginin epey dışında,... ...bazı şeyleri biraz farklı yapan insanlarız.Noi siamo un gruppo di spiriti indipendenti, persone accanite non convenzionali che agiscono differentemente.
Bizler, özgür ruhlu,... ...çizginin epey dışında,... ...bazı şeyleri biraz farklı yapan insanlarız.Olemme lauma itsenäishenkisiä, vimmatun epäsovinnaisia ihmisiä, jotka tekevät asiat hieman toisin.
Bizler, özgür ruhlu,... ...çizginin epey dışında,... ...bazı şeyleri biraz farklı yapan insanlarız.Smo pač množica neodvisno mislečih, goreče neobičajnih ljudi, ki se stvari lotevajo malo drugače.
Bizler, özgür ruhlu,... ...çizginin epey dışında,... ...bazı şeyleri biraz farklı yapan insanlarız.אנחנו חבורה של אנשים בעלי רוח עצמאית, ובלתי רגילים שעושים דברים קצת אחרת.
Bizler, özgür ruhlu,... ...çizginin epey dışında,... ...bazı şeyleri biraz farklı yapan insanlarız.نحن مجموعة متحمسة بشكل مستقل واناس غير تقليدين يعملون الاشياء بطريقة مختلفة قليلا عن الاخرين
Bizler, özgür ruhlu,... ...çizginin epey dışında,... ...bazı şeyleri biraz farklı yapan insanlarız.変わった人たちの集まりで、 一味違うやり方で物事を進めている。 他の会社は利益を気にするところ、
Böylece aslında bu embriyo'da hayvanın gelişim süresinde aslında epey uzun bir kuyruğu vardır.A my vieme, že v embryu, keď sa zviera vyvíja, má chvost pomerne dlhý.
Böylece aslında bu embriyo'da hayvanın gelişim süresinde aslında epey uzun bir kuyruğu vardır.A my víme, že v embryu, když se zvíře vyvíjí, má vlastně ocas poměrně dlouhý.
Böylece aslında bu embriyo'da hayvanın gelişim süresinde aslında epey uzun bir kuyruğu vardır.Așa că știm că în faza de embrion, pe măsură ce animalul se dezvoltă, el are o coadă relativ lungă.
Böylece aslında bu embriyo'da hayvanın gelişim süresinde aslında epey uzun bir kuyruğu vardır.E sabemos que o embrião, quando o animal se está a desenvolver, tem uma cauda relativamente longa.
Böylece aslında bu embriyo'da hayvanın gelişim süresinde aslında epey uzun bir kuyruğu vardır.És tudjuk, hogy az embriónak, ahogy az állat fejlődik, viszonylag hosszú farka van.
Böylece aslında bu embriyo'da hayvanın gelişim süresinde aslında epey uzun bir kuyruğu vardır.사실 동물이 발달할 때 배아에는,
Böylece aslında bu embriyo'da hayvanın gelişim süresinde aslında epey uzun bir kuyruğu vardır.Lalu kita tahu bahwa dalam embrio, ketika hewan itu berkembang, ekornya sebenarnya cukup panjang.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod