2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.500万人を超える巨大都市が初めて
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Et en l'an 2000, il s'est produit une chose vraiment intéressante.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Im Jahr 2000 ereignete sich etwas ziemlich Interessantes.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.În anul 2000, s-a întâmplat un lucru destul de interesant.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.In het jaar 2000 gebeurde er iets interessants.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Nell'anno 2000 è successa una cosa piuttosto interessante.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.No ano 2000, aconteceu uma coisa interessante.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.W roku 2000 doszło do bardzo ciekawej sytuacji.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Y si bien Copenhague es una ciudad densa, no lo es tanto comparado con ciudades realmente densas.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Το 2000 συνέβη κάτι αρκετά ενδιαφέρον.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.А през 2000-та година се случи нещо доста интересно.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.В 2000 году произошло нечто интересное.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.ב-2000 קרה משהו מעניין למדי.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.في عام 2000م، حدث شئ مثير للاهتمام إلى حد ما.
50 seneye yaşlanmayı kontrol altına şansımız epey yüksek.生きることを、生きる年数という観点から見ると
50 yıl önceden başlıyorum, Afrika'daki pekçok ülke bağımsızlığına kavuştu. Kongo'da oran epey yüksekti.Začnem 50 let nazaj ko je Afrika praznovala samostojnost v večini držav. kažem vam Kongo, ki je visoko,
78, bir sayının küçük bir yüzdeliği ise, o sayının epey büyük olması gerekir.어떤 수는 굉장히 커야겠죠?
78, bir sayının küçük bir yüzdeliği ise, o sayının epey büyük olması gerekir.Skoro taka mała część wynosi aż 78, to liczba, z której wyciągamy procent, musi być duża.
78, bir sayının küçük bir yüzdeliği ise, o sayının epey büyük olması gerekir.اذا كانت 78 نسبة صغيرة من عدد معين، فهذا يعني ان العدد سيكون كبيراً جداً، والناتج الذي حصلنا عليه يثبت هذا
78, bir sayının küçük bir yüzdeliği ise, o sayının epey büyük olması gerekir.その数はずいぶん大きくなくてはいけないということです.そして,私達の答えは大きくなっています. つまり,この答えは正しいように見えます.
A icin de epey basit aslinda.E a, anche se a è abbastanza facile.
A icin de epey basit aslinda.بالنسبة لـ a، فإنها سهلة للغاية
A icin de epey basit aslinda.やってみましょう。
Akımın manyetik alan oluşturabileceği konusunda epey zaman harcadık.Teď musíte vstřebat, že proud může vytvářet magnetické pole.
Akımın manyetik alan oluşturabileceği konusunda epey zaman harcadık.Y creo que es suficiente para considerar ahora que un corriente realmente puede inducir un campo magnético.
Akımın manyetik alan oluşturabileceği konusunda epey zaman harcadık.А и мисля, че засега е достатъчно да помислим за това, че ток може всъщност да предизвика магнитно поле.
Akımın manyetik alan oluşturabileceği konusunda epey zaman harcadık.אני חושב שנסתפק עכשיו בכך שזרם יכול ליצור שדה מגנטי.
Ama bizim için epey uzun oldu...Mais pour nous cela fait une éternité...
Ama bizim için epey uzun oldu...Wel, voor ons is het erg lang...
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.Ale sęk w tym, że obiekt w prawym górnym rogu, spersonalizowana informacja, była dotąd ciężka do uzyskania.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.Das Problem ist jedoch das hier oben rechts: Persönliche Daten sind ziemlich schwer zu bekommen.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.De a baj ezzel a jobb felső sarokban, itt a személyes adattal van, amihez nagyon nehéz hozzáférni.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.그런데, 문제는 우측 상단에 보시는 '개인화된 정보'에 있습니다. 그걸 얻어내기가 꽤 어렵거든요.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.Ma il problema è che quelle cosette scritte lassù, i dati personalizzati, è molto difficile comunicarli.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.Nhưng vấn đề ở chỗ- ở trên góc bên phải kia đó là dữ liệu cá nhân, đó là điều khá khó để thu được.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.Problém však leží tady vpravo nahoře, jsou to personalizovaná data, která se nezískávají lehce.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.Но проблемът е, че тези неща в горния десен ъгъл, персонализираната информация, е много трудна за намиране.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.Проблема в том, что эти вот вещи в правом верхнем углу, персонализированные данные, тяжело понять.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.אבל הבעיה היא שהדברים שם בפינה הימנית העליונה, מידע מותאם אישית, קשה מאד למצוא.
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.ولكن المشكلة هي هذا القسم في الجزء العلوي الايمن مشكلة تخصيص المعلومات
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.但問題係,圖中右上角嘅 個人數據﹐因為通常都係難以取得嘅。
Ama buradaki sorun sağ üst köşede, kişisel veri, işte buna ulaşması epey zor.個別化されたデータは入手しにくい所にあります。 今まで、高価で
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Deși când sunt într-un submersibil, știu că nu sunt total neobservabilă.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Kiedy siedzę w łodzi, niestety wiem, że bardzo rzucam się w oczy.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.제가 잠수함에 앉아 있을 때 제가 얼마나 눈에 띄는지 알고 있죠.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Mais quand je suis dans un sous-marin, je sais que je ne suis pas non intrusive.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Meski saya hanya duduk di dalam kapal selam, Saya sadar keberadaan saya sangat menggangu.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Quando siedo in un sommergibile pero', so per certo che non sono per nulla discreta.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Wanneer ik echter in een duikbootje zit, weet ik dat ik helemaal niet onopvallend ben.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Когато седя в подводница обаче, знам, че изобщо не съм ненатрапчива.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.Однако, когда я сижу в батискафе, я знаю, что вмешиваюсь в жизнь подводного мира.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.כאשר אני יושבת בתא-צלילה, אני יודעת שאני כלל לא מוסתרת.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.علي الرغم أني حين أجلس في الغاطسة، أعلم إني لست خفية على الاطلاق.
Ama denizaltının içinde otururken şunu biliyorum ki çevreye epey sıkıntı veriyorum.目立たないどころではありません まばゆい光と騒がしいスクリューの音があるので
Ama elbette Tanrı epey yardım aldı.Aber, natürlich hatte Gott jede Menge Hilfe.
Ama elbette Tanrı epey yardım aldı.Ale Bohu se dostalo značné pomoci.
Ama elbette Tanrı epey yardım aldı.Dar, desigur, Dumnezeu a avut parte de foarte mult ajutor.
Ama elbette Tanrı epey yardım aldı.De természetesen Istennek is volt segítsége.
Ama elbette Tanrı epey yardım aldı."Foi Deus que concebeu esta vaca." Mas, claro, Deus teve muita ajuda.
Ama elbette Tanrı epey yardım aldı.하지만, 물론, 하느님께서는 많은 도움을 받으셨습니다.