Unum castigabis, centum emendabis Bir hatanın önüne geçmek yüz tanesini engellemektir.Unum castigabis – centum emendabis – Одного покараєш, сотню виправиш.
İlçe arazisinin engebeli oluşu (% 75) bölgede modern tarımın yapılmasını engellemektedir.Сьогодні вид зник з 75 % своєї первісної області поширення.
Olacak felaketi engellemek için dünyayı kurtarmaya çalışırlar.Разом їм необхідно спробувати врятувати планету.
Görevi engellemek ister ancak mürettebatla sıkı bir çarpışma başlar.Безпілотні пуски було вирішено не проводити, а відразу почати льотні випробування з екіпажами на борту.
Bunu engellemek için soğuk işleme yöntemi kullanılır.Для уникнення цього використовуються системи охолодження.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Jediným účinným způsobem prevence nachlazení je fyzicky zabránit šíření virů.
Bunu engellemek için sınırı güneyden geçirmek gerekir.” ."Naše hranice stojí za to bránit.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Bůh je mi svědkem, že jsme zkusili všechno, co bylo možné, abychom zamezili novou ofensivu.
Bunu engellemek için, 1924 yılında senato eroinin satışını, ithalatını ve üretimini tamamen yasakladı.V roce 1924 tam byla jeho výroba a distribuce zakázána úplně.
PLEX'lerin amacı gerçek para ticaretini engellemektir.Bleiera měli nalákat na uzavření výhodného obchodu.
Bu sistem tekerlerdeki kızaklama eğilimini engellemek için ABS sistemi ile desteklenmiştir.Bezpečnostní systém ABS zabraňuje zablokování kola při brzdění.
Aslında bu korkak davranışlar avını yanıltmak ve onu kaçmasını engellemek içindir.Bohužel se to nelíbí Porcii, která se na něj rozzlobí a uteče.
Kredi eksikliği, eski devlet tarım arazilerini satma çabalarını engellemektedir.Lipsa de credit împiedică vânzarea fostelor terenuri agricole de stat.
Mısır, İsrail'in Kızıldeniz'e ulaşımını engellemek için Akabe Körfezi'ni bloke etti.Egiptul a blocat de asemenea Golful Akaba blocând accesul Israelienilor în Marea Roșie.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.Tratarea persoanelor cu teniază este importantă pentru a evita extinderea bolii.
Kyle Reese (Michael Biehn) Sarah Connor'un öldürülmesini engellemek için gelecekten gönderilen bir askerdir.Un om, pe nume Kyle Reese (Michael Biehn), este trimis înapoi în trecut pentru a o proteja.
Çıkış anketlerinin dünya çapındaki kullanım amacı seçim dolandırıcılığını engellemektir.Tragerea la sorți are ca scop evitarea așa-numitului vot între vecini.
Makinelerin yıpranmasını engellemek için sürtünme kuvvetini düşürücü önlemler almak gerekir.Fabricile de aparate electronice sunt foarte atente pentru a preveni ca oamenii să se încarce.
Onları engellemek istemiyorum.Nu vreau să-i întrerup.
Hücre kültürlerinde, hinokitiol insan rinovirüsünü, coxsackievirus ve mengovirüs çoğalmasını engellemektedir.În culturile celulare, Hinokitiol-ul inhibă rinovirusul uman, coxsackievirus și înmulțirea mengovirusului.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.A britek igyekeztek lebeszélni a mexikóiakat egy esetleges háborúról.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.A fertőzés terjedésének megakadályozása céljából fontos a téniázissal fertőzöttek kezelése.
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.A hatalmat keresni: elhagyni az Erő útját.
Bunun sebebi, hayatta kalan Yahudi ve Müslümanların şehre geri dönüşünü engellemekti.Hän antoi ristiritarien karkottamien muslimien ja juutalaisten palata takaisin asuinsijoilleen.
Yosunlanmayı engellemek için ise balıklar yarı karanlık ortamda tutulur.Sellaisesta on hyötyä jos kalastetaan hämärässä.
Hücre kültürlerinde, hinokitiol insan rinovirüsünü, coxsackievirus ve mengovirüs çoğalmasını engellemektedir.Soluviljelmissä hinokitioli esti rinoviruksen, coxsackieviruksen sekä mengoviruksen monistautumisen.
Bunu engellemek için yay, mumla sıvanır.Ο Μαξ, χωρίς να τα πιστεύει όλα αυτά, ανάβει το κερί.
Satürn bunu engellemek için bütün çocuklarını doğar doğmaz yiyordu.Για να το αποφύγει αυτό ο Σατούρνους έτρωγε τα παιδιά του αμέσως μετά τη γέννησή τους.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.Η θεραπεία των ατόμων με taeniasis είναι σημαντική για την πρόληψη της διάδοσης.
PLEX'lerin amacı gerçek para ticaretini engellemektir.Ο Lex Claudia είχε σαν στόχο να περιορίσει τα κέρδη από το εμπόριο για τους πατρικίους.
Demir Adam peşinden gider ve onu engellemek için kapışırlar.Raikagen nakker ham og går ud for at finde ham.
Bu güç sık sık siyasal muhalifleri engellemek için kullanılırdı.Denne makten ble ofte benyttet for å motarbeide politiske motstandere.
R-27EM füzeleri anti-gemi füzelerini engellemekte büyük destek sağlar.Med R-27EM-missiler kan flyet også avskjære antiskipsmissiler.
Eczaneciler Kurumu diğer kadınların lisans almasını engellemek için düzenlemeleri değiştirdi.The Society of apothecaries endret umiddelbart sitt regelverk for å hindre at andre kvinner å få lisens.
Amaç Fransa'nın Avrupa'daki yükselişini engellemekti.Hensikten var selvsagt å demme opp for Frankrikes dominerende stilling i Europa.
İki tarafın da ortak çıkarı, Osmanlıların Balkanlar'daki ilerleyişini engellemekti.Begge slagene var betydningsfulle i den samlete motstanden mot osmansk framgang gjennom Balkan.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Tyskerne gjennomførte kraftige forholdsregler for å forhindre den truende katastrofen.
Bu cihaz evden 100 adımdan fazla uzaklaşmasını engellemektedir.Han ble ilagt forbud mot å komme nærmere enn 300 meter fra Stortinget.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Satu-satunya cara efektif untuk mencegah pilek adalah dengan mencegah penularan virus secara fisik.
Zararlar engellenmelidir; engellemek için Yahudiler değişime uğratılmalıdır.Maka dari itu, sebisa mungkin orang Yahudi perlu dijauhkan dan dihindari."
Bu sebeple neredeyse tüm diğer yiyeceklerin iyi sindirilmesini engellemektedir.Dengan demikian Ia menyatakan semua makanan halal.
Birlikleri Arkadiopolis'e geçişi engellemek için hendek kazdılar.Pasukannya melarang akses ke Arkadiopolis dengan parit.
Adalar, Kanarya Akıntısı'nın akışını kısmen engellemektedir.Quần đảo Canary ngăn chặn một phần dòng chảy của hải lưu Canary.
Bu şartlar herhangi birinin gerçekleşmemesi Coffman deadlock'u engellemek için yeterlidir.Có bốn điều kiện cần thiết để deadlock có thể xảy ra.
R-27EM füzeleri anti-gemi füzelerini engellemekte büyük destek sağlar.Tên lửa R-27EM cung cấp cho Su-33 khả năng ngăn chặn các tên lửa đối hạm.
Yarışmacının dosya özellikleri kullanarak şirketleri engellemek için lisanslama sorunları.競合他社のファイル形式を使う事で発生するライセンス問題の防止。
Ancak Çinlilerin bölge üzerindeki nüfuzu bunu engellemekteydi.中国人はこの地域を避けるようになっていた。
4. Yıldırımın düşmesini engellemek.4位以下は点灯なし。
Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler.出演している俳優たちもスタッフと同じように出番がなければ働いていた。
Bazı çiftler acıyı engellemek için lokal anesteziye başvururlar.まず、この処置は痛みを伴うために局所麻酔が必須である。
Anomali Tabanlı Saldırı Engelleme Sistemleri ile yeni saldırıları engellemek de mümkün olabilmektedir.赤ブロックは攻撃タイプを問わず、攻撃や反撃行動を実行させる。
Batman, Ghul'un bulunduğu metroya binip, planını engellemek için dövüşmeye başlar.この施設にゴルゴが潜入し、計画を阻止する。
Önlem acil durumun oluşmasını engellemek için alınan tedbirlerdir.緊急事態条項の創設に反対。
Adalar, Kanarya Akıntısı'nın akışını kısmen engellemektedir.加那利群島阻擋了部分加那利洋流。
Terörle mücadele ekibinin amacı ise bunu engellemektir.正统冠军的作用之一便是为了防止这一点。
Olacak felaketi engellemek için dünyayı kurtarmaya çalışırlar.이번 세계의 멸망을 막기 위해 애쓰고 있다.
Bu durumu engellemek için ağaçlandırma çalışması yapılır.이러한 악용을 막기 위해 법적 조치가 필요하다.
Buradaki basınç, beyaz cüce yıldızının çöküşünü engellemektedir.이는 백색왜성을 붕괴로부터 막아주는 힘이다.
Ama Doktor, rejenerasyonunu engellemektedir.דבר זה מציל את האאורפטור הצעיר.
Berlin Duvarı bu kaçışları engellemek üzere 1961 senesinde inşa edildi.לבלימת בריחה זו הוקמה בשנת 1961 חומת ברלין.