Ana içeriğe geç
Sözlük

engelleme ile cümle

engelleme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ben bu engellemek için uygulanan çalışma, ya da enerji böyleceעל כן, העבודה שביצעתי על הגוף הזה, או האנרגיה
Ben bu engellemek için uygulanan çalışma, ya da enerji böyleceこのブロックに移動したエネルギーですが、それは
Bence yasalar koyarak ötenaziyi engellemek yerine, insanların ötenaziyi istemesinin önüne geçmeliyiz.안락사를 걱정하거나, 또는 불법이냐 합법이냐를 떠나 안락사를 원하는 욕구를 멈추게 하는데 관심을 가져야 한다고 생각합니다.
Bence yasalar koyarak ötenaziyi engellemek yerine, insanların ötenaziyi istemesinin önüne geçmeliyiz.לדעתי עלינו לבדוק איך עוצרים את הביקוש להמתת-חסד במקום להתחבט בחוקיות שלה או בכלל להתעסק איתה.
Bence yasalar koyarak ötenaziyi engellemek yerine, insanların ötenaziyi istemesinin önüne geçmeliyiz.安楽死が必要だという考えを なくすべきです 違法か合法かは問題ではありません 学生の時に出会った シシリー・ソンダース博士の
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Abych tedy zjistil, jak zabránit angiogenezi při rakovině, vrátil jsem se k příčinám rakoviny.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Así que buscando una manera de prevenir la angiogénesis en el cáncer, volví a mirar las causas del cáncer.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Deci pentru a căuta un mod de a preveni angiogeneza în cancer, m-am întors să analizez cauzele cancerului.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.E quindi, siccome cercavo come impedire l'angiogenesi nel cancro, tornai ad analizzare le cause del cancro.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Hotel sem preprečiti angiogenezo pri raku, zato sem si ponovno ogledal vzroke raka.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Jadi, untuk mencari jalan mencegah angiogenesis pada kanker, saya kembali melihat penyebab-penyebab kanker.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.암에서 혈관신생을 막는 방법을 찾기 위해, 저는 암의 원인을 다시 봤습니다.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Löytääkseni keinon estää syövän angiogeneesin, palasin takaisin syövän syihin.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Tehát hogy megtaláljam az angiogenezis ellenszerét a daganatokban, visszatértem a rák okaihoz.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Vậy, để tìm cách ngăn sự tạo mạch trong ung thư, tôi quay ngược lại tìm các nguyên nhân gây ung thư.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Więc aby znaleźć sposób, by uniemożliwić angiogenezę w raku, cofnąłem się i spojrzałem na przyczyny raka.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Zoek dus een manier om angiogenese bij kanker te voorkomen. Ik nam opnieuw de oorzaken van kanker door.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Έτσι για ν' αποτραπεί η αγγειογένεση στους καρκίνους, πήγα πίσω και κοίταξα τις αιτίες του καρκίνου.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.И за да намеря начин да предотвратя ангиогенезата при рака, се върнах към причините за поява на рак.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Так, в поисках пути предотвращения ангиогенеза в опухоли, я опять вернулся к причинам рака.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.Тому для того, щоб знайти шлях запобігання ангіогенезу раку я повернувся до його першопричин.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.אז כדי לחפש דרך למנוע אנגיוגנזה בסרטן, הסתכלתי על הגורמים לסרטן.
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.إذن لأبحث عن طريقة لمنع تولد الأوعية في السرطان, عدت لأبحث في أسباب السرطان
Ben de, kanserde anjigenezi engellemenin yollarını araştırmak için, kanserin sebeplerine baktım.私はガンの原因に着目しました 興味を持ったのは
Beni sadece kullanıyormuş. Çünkü gerçeği öğrenmemizi engellemeye çalışıyormuş.Il m'utilisait parce qu'il ne voulait pas que l'on s'approche trop près de la vérité.
Beni sadece kullanıyormuş. Çünkü gerçeği öğrenmemizi engellemeye çalışıyormuş.Он использовал меня, чтобы мы не докопались до правды.
Beni sadece kullanıyormuş. Çünkü gerçeği öğrenmemizi engellemeye çalışıyormuş.なんでここいるの?
Beynin geri kalanını inhibe etmek. Bir şeylerin aniden olmasını engellemek.Để ngăn chặn, để ngăn chặn sự dừng nghỉ của não. để dừng tức khắc điều đang xảy ra.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.A chartája alapjában arra irányul, hogy államok közti konfliktusokat rendezzen -- államközi konfliktusokat.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Carta Națiunilor Unite a fost creată pentru a opri conflictele dintre state, conflictele interstatale.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Hiến chương cơ bản được thành lập để ngăn chặn xung đột giữa các nhà nước -- xung đột quốc gia.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Il suo statuto è in pratica pensato per interrompere conflitti tra stati, conflitti internazionali.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Jego głównym zadaniem jest przeciwdziałać konfliktom między państwami -- konfliktom interesów.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.유엔 헌장의 근본 목적은 국가간의 분쟁을 중재하는 것입니다.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Původně byla navržena k zastavení konfliktů mezi státy - mezinárodních konfliktů.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Sa charte est normalement pensée pour mettre un terme aux conflits entre états -- le conflit inter-états.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Zijn handvest is feitelijk ontworpen om conflicten tussen staten te stoppen -- interstatelijke conflicten.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Її статут в основному націлений на розв'язання конфліктів між державами -- міжнародних конфліктів.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.Хартата му е основана на идеята да се спират конфликтите между държавите - междудържавни конфликти.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.כתב הזכויות שלו מעוצב למעשה בשביל למנוע מאבקים בין מדינות -- מאבקים בין-מדינות.
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.وقد اسست في الاساس لوقف النزاعات بين الدول وضمن الدول
Bildirgesi, devletler arası, devletler arasındaki çatışmaları engellemek üzerine tasarlanmış.国と国との紛争を解決するために 定められたものです 今日の国連安保理では
Bir çok olay vardý. Siyasi sürece o kadar uyum sađlamýţtýki, engellemek mümkün deđildi.Je tak naladěn na politický proces, že jej nemůžete zastavit.
Bir çok olay vardý. Siyasi sürece o kadar uyum sađlamýţtýki, engellemek mümkün deđildi.Той е толкова решен да участва в политическия процес, че не може да го спреш.
Bir çok olay vardý. Siyasi sürece o kadar uyum sađlamýţtýki, engellemek mümkün deđildi.スワーツが設立、ないし共同設立した 組織のリストは膨大で、
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.Chodzi o to, by jednostka nie mogła zdobyć wielkiej siły militarnej.
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.Det är för att hindra individen från att skaffa sig en militär.
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.Det er for at hindre individet i at opbygge et militær.
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.Es para evitar que el individuo posea un ejército poderoso, general.
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.Isto serve para evitar que o indivíduo possua uma poderosa força militar, General.
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.La regola esiste per evitare che qualcuno si crei un potente esercito personale, generale.
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.Se estää yksilöä saamasta sotilaallista valtaa.
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.Αφορά την αποτροπή να κατέχει κάποιος μια ισχυρή στρατιωτική δύναμη.
Bireyin büyük bir askeri güce sahip olmasını engellemek için, general.Цель - помешать одному человеку овладеть мощной военной силой, генерал.
Bir paketin otomatik yükseltilmesini engellemek için onu beklemede tutFriere ein installiertes Paket ein und verhindere, dass es automatisch aktualisiert wird
Bir paketin otomatik yükseltilmesini engellemek için onu beklemede tutMantiente un paquete instalado para que no sea actualizado automáticamente
Bir paketin otomatik yükseltilmesini engellemek için onu beklemede tut锁定一个已安装的软件包以便阻止它自动升级
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Einen Polizisten impotent zu machen, ist Behinderung seiner Dienstpflicht.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Rendre un policier impuissant, c'est une entrave à son travail.
Bir polis memurunu iktidarsız yapmak, onun görevini doğru dürüst yapmasını engellemektir.Sã faci dintr-un ofiþer de poliþie un impotent e o obstrucþionare a obligaþiilor acestuia.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod