Ameliyat üç hafta antrenman yapmasını engelledi.לאחר הניתוח היה אסור עליה להוציא הגה במשך מספר שבועות.
Adblock: Reklam engelleme-filtreleme eklentisi.Adblock Plus - חוסם פרסומות מתקדם.
Milletvekili adaylığı engellenmiştir.המועמד המוצע נדחה.
Senato Caligula'nın hatırasını mahkûm etmek istedi ancak bu Claudius tarafından engellendi.לדוגמה, הסנאט הרומי ביקש למחות את זכרו של קליגולה, אולם קלאודיוס מנע זאת.
Carmen bu sesi takibe koyulmaya hazırdır ama Jose onu engeller.כרמן פורצת בריצה אל קולו, אך ז'וזה חוסם את דרכה.
Bu inhibitör tripsine sıkıca bağlanarak organ için zararlı olacak tripsin aktivitesini engeller.מעכב זה נקשר בחוזקה לטריפסין, ומונע פעילות טריפסין שאחרת הייתה מזיקה לאיבר.
Kasabada herkesin yalan söylemesini engelleyen bir gerçeklik alanı vardır.לא ניתן לאתר בעיר שרידים כלשהם לקיומה של הקהילה.
Resmi tarih Arapların uzlaşmazlığının barışı engellediğini belirtiyor.בעקבות הסכמי השלום הוסר החרם הערבי.
Yolun dolambaçlı olmasını engeller, trafiği ve zaman kaybını azaltır.ההתנגדות לחסימת כבישים נובעת משיבוש התנועה, מעיכובם של נהגים ובזבוז זמנם בשהיה לא רצויה.
Ancak bu onun hızlı hareket etmesini engeller.הדבר מאפשר לו לרוץ מהר יותר מהם.
"İşlerimi engelledi".זה הורג את העסק שלי".
Böylece gerçekliği gölgelemekte, insanların "gerçek" mutluluk için mücadele etmesini engellemektedir.אנחנו נוטים לפחד מלשון של אמת, מסיבות 'אציליות'.
Askeri ya da sivil radarları engelleme (Askeri ortamlarda karşı tarafın iletişimini engellemek.)קַשָר (צבא) / אלחוטאי - תפקיד צבאי של חייל האחראי על מערכות הקשר ביחידה (למשל: קשר של המחלקה או אלחוטן אוויר).
Eğer iyi hissetmeni engellemesini isteseydim onu dikenli olarak falan yaratırdım.לו היה זה בכוחי לסלוח לך על אכזריותך קלת הראש הייתי עושה זאת.
Adam onu engellemeye çalışınca da onu vurup kaçar.בניסיונו לברוח היא יורה ברגלו ועוצרת אותו.
İnternet Bağımlılığı: Tanınması ve Engellenmesi.עריכת סקרים באינטרנט: יתרונות חסרונות והטיות.
Üreticiliği engelleyecek kadar kibir sahibi olma.Не допускайте продуктивността ви да падне.
Bu engeller, üretim faktörünün dört koşulunu kesintiye uğratır.Тези бариери пречат на свободата на движение на четирите производствени фактора.
7 Nisan 2011'de bu sistem ilk defa Gazze Şeridinden gönderilen Grad füzesini engellemeyi başardı.На 7 април 2011 година, системата успешно прихваща за първи път ракета Grad изстреляна от ивицата Газа.
Tüm engellere rağmen, Pym ve Lang dünyayı kurtaracak bir plan yapmak zorundalar.Пим и Ланг трябва да планират и осъществят обир, който ще спаси света.
29 Nisan - Türk hükümeti Vikipedi'ye erişimi engelledi.На 29 април 2017 г. Турция блокира достъпа до Уикипедия.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.Лечението на лицата с тениаринхоза е важно, за да се предотврати разпространението.
Bu sayede kredi sisteminin suistimal edilmesi engellenir.Това означава банкрут на заемополучателя.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.Бедността не му дава възможност да продължи образованието си.
En basitiyle; fiziksel engeller bakteri veya virüs gibi patojenlerin vücuda girmelerini engeller.В най-общ вид физическите прегради пречат на патогените, като бактерии и вируси, да проникват в организма.
Bunu engellemek için, 1924 yılında senato eroinin satışını, ithalatını ve üretimini tamamen yasakladı.През 1924 година, Щатският конгрес забранява продажбата, внасянето или производството му.
Sezar'ın kanun yapma yetkisini engellemeye yönelik bu girişim yetersiz kalmıştı.Тези опити за възпрепятстване на законите на Цезар се оказват неуспешни.
Zira insanlar özgür doğar fakat her yerde engellerle karşılaşmaktadır.Човекът се ражда свободен, а навсякъде е в окови.
Ozon tabakası bu ışınların neredeyse tamamının yeryüzüne ulaşmasını engeller.Озоновият слой спира повечето ултравиолетови лъчи в земната атмосфера.
Bu durumu engellemek için ağaçlandırma çalışması yapılır.Книгата ми цели да предотврати това.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Допуснати грешки при изпълнението ѝ трудно биха могли да бъдат поправени.
Tepe nehir ile olan görüşü engeller.Представлява полегат склон към реката.
Ama Organizasyon tarafından kaçırılır ve beynine insanları incitmesini engelleyecek bir çip yerleştirilir.Те му имплантират чип в главата, който го прави неспособен да наранява хора.
Auralı migreni olan kişilere uygulanan migren önleyici tedavi, bununla ilişkili felçleri engelleyebilir.Превантивното лечение на мигрена при случаите на мигрена с аура може да предотврати свързаните инсулти.
Aralık başında, Batı Almanya ve Avusturya sınırlarında bulunan tüm dikenli teller ve diğer engeller söküldü.Бодливата тел по границата със Западна Германия и Австрия е премахната в началото на декември.
Zıt olan polarizasyonu ise engeller.Поляризацията е бърза и без загуба на енергия.
Sadece bir kısmı giriş yolunu engellemiştir.Някои дори отричат самото пътешествие.
Kasabada herkesin yalan söylemesini engelleyen bir gerçeklik alanı vardır.Градът има алтернативна същност, в която не всеки може да проникне.
Ailesi, eğitimini engellemediği sürece gitar çalmasını destekledi.Roditelji su ga poticali da nastavi svirati gitaru, no pod uvjetom da ne zanemaruje školovanje.
Ocak 2014'te, birkaç İrlandalı İSS KAT'ı engellemeye başladı.U siječnju 2014. nekolicina irskih pružatelja internetskih usluga počela je blokirati KAT.
Yüksek satın alma fiyatı petrollü otomobillerden elektrikli otomobillere geçişi engellemektedir.To sprječava masovni prijelaz s benzinskih automobila na električne automobile.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Jedini učinkovit način sprječavanja prehlade fizičko je sprječavanje širenja virusa.
Ağrıyan dişi onun konuşmasını, kendini anlatmasını engellemektedir.O svojoj boli nikada govoriti.
Engeller arası genellikle 3 adımda kat edilir.Obično se preporodni pokret dijeli u tri razdoblja.
Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir.Baš zbog toga, komunistički režim mu je zabranio da studira nakon završenog potrebnog školovanja.
Eğer iyi hissetmeni engellemesini isteseydim onu dikenli olarak falan yaratırdım.Da nisam želio da se osjećaš dobro dok to činiš, bio bih dodao šiljke ili već nešto.
Ancak bürokratik engelleri aşmamız gerekiyormuş.No morali su prijeći u ilegalu.
Mikrofonları engelleme (ses ile).Suizumitelj mikrofona.
Hemen ardından ise bu servislere erişim engellendi.Poslije je bezuspješno pokušavao preosvojiti ta područja.
Böylece Bavyera'lı Wittelsbach hanedanını da engellemiş oluyordu.Monarhija je ukinuta što je dovelo do kraja višestoljetne vlasti Wittelsbachovaca u Bavarskoj.
Bu da IP adresinin sızmasını engeller.Svakako bi ovaj E-broj trebalo izbjegavati!
Ivana ve Rosendo da bu evliliğin gerçekleşmesini istemez ve bunu engellemek için her şeyi yaparlar.Moguće je da Ivan i Ivana nisu ni konzumirali brak, ali je Ivanu bilo onemogućeno poništiti ga.
Düşman ateşi altında, dikenli teller ve diğer düşman engellerini yararak, yol açanlar.Hrabro izazivajući neprijateljske pucnje, marširamo naprijed!
Bu, Catinat'ın Piedmont'a girmesini engelledi.Pokušao je spriječiti upad Gota u Meziju.
Toz örtüsü ve gazın yoğun tabakası, bizim görüş açımızdan merkezi yıldızın doğrudan gelen ışığını engeller.Prašina i plin blokiraju svijetlost zvijezda iza sebe i onemogućavaju naš pogled u dubinu galaksije.
Somatik genetik mutasyonlar mutan genden işlevsel proteinlerin üretmini engeller.Posljedica je mutacija gena za proteine sarkomere mišića srca.
Her yıl milyonlarca insanın ölümü engellenebilir.Každoročne obetovali tisíce ľudských životov.
Diğer ikisi ise oyunu engelleyen tekrarlardan bahsederek oyunu kınadılar.Obaja hráči majú o tom incidente zakázané hovoriť.
Ancak, ışık hızı bu aynı alanların farkında olmamızı engeller.Rýchlosť svetla nám bráni v tom, aby sme zistili a zaznamenali tieto identické oblasti.
Smith, tüm gücüyle sanayi gelişimini engelleyen modası geçmiş devlet kısıtlamalarına saldırıyordu.Smith energicky napadol zastarané vládne reštrikcie, ktoré podľa jeho názoru bránili expanzii priemyslu.