Senato Caligula'nın hatırasını mahkûm etmek istedi ancak bu Claudius tarafından engellendi.Eksempelvis ønsket det romerske senatet å fordømme minnet av Caligula, men Claudius forhindret dette.
Sezar'ın kanun yapma yetkisini engellemeye yönelik bu girişim yetersiz kalmıştı.Disse forsøkene på å hindre Cæsars lovgivning, viste seg å være forgjeves.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Derfor anbefales det å være forsiktig med bruken av skraveringene.
Yahudi bilgeler bu yasağın yanında ilave engellemeler de getirmiştir.Disse blandet seg senere med omreisende jødiske handelsmenn og sinti (sigøynere).
Ancak bölgedeki Kızıl Ordu savunması bunu engelledi.Men elementer av den russiske hærs garnison i området støttet de røde.
Böylece aynı harflerin aynı harfler ile değiştirilmesi engellenmiş olur.Det mangler tekster av samme sjanger å sammenligne med.
Genellikle engellerin ortalama yüksekliğinin 2/3'ü olarak kabul edilir.Den blir normalt satt til å være tilnærmet 2/3 av den gjennomsnittlige høyden (h) av hindringene.
Ağustos 1989'da, Macaristan Halk Cumhuriyeti, Avusturya ile arasındaki fiziksel sınır engellerini kaldırdı.2. mai 1989 begynte Ungarn å rive ned grensesperringene mot Østerrike.
Amaç Fransa'nın Avrupa'daki yükselişini engellemekti.Hensikten var selvsagt å demme opp for Frankrikes dominerende stilling i Europa.
Şelomtzion, kocasının bu sekte zalimce davranmasını engelleyebilmiş gözükmemektedir.Salome Alexandra synes ikke å ha forsøkt å forhindre hennes ektemanns harde forfølgelsen av sekten.
Hazineyi zenginleştirmiş, Bulgar kabilelerinin işgal girişimlerini engellemiştir.Hun fylte på i skattekistene og avskrekket bulgarernes invasjonsforsøk.
Ama Numara 4 onu engellemiştir.Numara 3'ten hoşlanır.Ennå mere finskåren kalles gjerne nr. 4.
Bunu gören kraliçe çığlıklar atarak İsis’i engeller.Den rasende dronningen nektet å høre på ham.
Bu da yapılacak tahmin ile ilgili hata payı daha az bir sonuç elde edilmesini engeller.Dette for å unngå at et lite punktum blir oversett.
Böylelikle kaynak bölgesindeki oksidasyon engellenmiş olur.Resultatet er at oksygeninnholdet i vannet vil avta.
Bu engelleme, Türkiye'de ve dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır.Avgjørelsen vekket sterke reaksjoner både i Russland og andre steder i Europa.
Canlının aktif hareket etmesini engeller.Unngå at personen beveger seg unødvendig.
Düşen engeller için herhangi bir ceza söz konusu değildir.Det foreligger ingen plikt til å påtale straffbare forhold.
Ancak bu onun hızlı hareket etmesini engeller.Men det forhindret ikke hans videre aktiviteter.
Bu kayıplara rağmen Romalılar kesin bir yenilgiyi engellediler ve dayandılar.Til tross for flere nederlag og tap, greide romerne å unngå totalt nederlag og fortsatte krigen.
İki tarafın da ortak çıkarı, Osmanlıların Balkanlar'daki ilerleyişini engellemekti.Begge slagene var betydningsfulle i den samlete motstanden mot osmansk framgang gjennom Balkan.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Tyskerne gjennomførte kraftige forholdsregler for å forhindre den truende katastrofen.
Kral'ın idamına karşı çıkmış ama engelleyememişlerdir.Han ble benådet av kongen, men dette ble ikke tatt til følge.
Su geçirmez bölmeler 30 cm kadar çöktü, ancak geminin daha fazla su almasını engelledi.Oversvømmingen ble beregnet for å gi en dybde på omtrent 30 cm, ikke nok for å kunne bruke båter.
Bu cihaz evden 100 adımdan fazla uzaklaşmasını engellemektedir.Han ble ilagt forbud mot å komme nærmere enn 300 meter fra Stortinget.
Bu kadar gelişmeye rağmen, devletin çöküşü engellenemiyordu.Til tross for disse tilbakeslagene, utviklingen av landet fortsatte.
Ancak oluşturulan ordu bunu engelledi.De norske vaktene hindret dette.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Han ble sluppet fra 31. august.
Yıldırım düşen ağaçtan bir parça alınıp saklanırsa eve kötü ruhların girmesi engellenir.Når du i vrede farer frem, ditt hus bli onde ånders hjem.
Şüphelerinde haklı çıkmıştı; Maximinus'a karşı iki plan engellendi.Kecurigaannya mungkin dapat dibenarkan. dua rencana menjatuhkan Maximinus digagalkan.
İki kardeş yol boyunca birbirine yardımcı olarak engelleri aşarlar.Kedua saudara Radin Inten masing-masing akan memperoleh bantuan pula sebesar f.
Kimyasal engeller de enfeksiyona karşı koruma yaparlar.Penghalang kimiawi juga melindungi tubuh terhadap infeksi.
Bu küçük kuvvet Avar'ın ilerlemesini engelledi ve hatta ganimetlerin bir bölümünü elde etti.Kekuatan kecil menghambat kemajuan Avar dan bahkan mengambil bagian dari rampasan.
Bu sayede kredi sisteminin suistimal edilmesi engellenir.Hal ini untuk mencegah terjadinya kredit macet.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Satu-satunya cara efektif untuk mencegah pilek adalah dengan mencegah penularan virus secara fisik.
Özbekistan'da 2007 ve 2008 yıllarında olmak üzere iki defa Vikipedi'ye erişim tamamen engellenmiştir.Wikipedia telah diblokir dua kali di Uzbekistan, pada tahun 2007 dan 2008.
Bir bağcığın sökülmesini engeller.Jangan biarkan kelembaman menjadi kendala.
Bu engellerin büyük kısmı son derece sembolikti.Penghalang tersebut secara umum terlihat sangat efektif.
Ticari faaliyetler yürütmelerini engelleyecek herhangi bir kanun ya da sosyal engel bulunmamaktaydı.Tidak ada batasan atau pembatasan sosial yang mencegah mereka terlibat dalam kegiatan komersial.
Mauricius'un generali Priscus, 593 baharında Slavların Tuna'yı geçmesini engellemeye başladı.Jenderal Priskos mulai menghalangi orang-orang Slavia menyeberangi Donau pada musim semi tahun 593.
Eksiklik belirtileri; Azot: Yetişme engellenir, bitkinin rengi sararır.Berikut contohnya, errar menjadi yerra (bukan ierra); oler menjadi huele (bukan uele).
"İşlerimi engelledi".Ini mematikan bisnis saya."
Tasarım olarak blok zinciri, veri değişikliklerinin engellenmesini karşı dirençli yapılmıştır.Secara desain, blockchain resistan terhadap modifikasi data.
Ancak bu konuşma Santino'ya yenilmesini engelleyemez.Namun, operasi ini gagal menangkap Santoso.
II.Dünya Savaşı ve Bolşevik Devrimi konunun mahkemeye yansımasını engelledi.Perang Dunia dan Revolusi Bolshevik membuat ia tidak pernah diajukan ke pengadilan.
Balkanlar'daki operasyonların tamamen savunmacı bir mesele olduğu için çabaları engellendi.Usahanya terhambat oleh fakta bahwa operasi di Balkan adalah masalah yang benar-benar defensif.
Zararlar engellenmelidir; engellemek için Yahudiler değişime uğratılmalıdır.Maka dari itu, sebisa mungkin orang Yahudi perlu dijauhkan dan dihindari."
Ancak, saldırıları engelleyemedi.Namun, itu tidak bisa mencegah serangan.
Auralı migreni olan kişilere uygulanan migren önleyici tedavi, bununla ilişkili felçleri engelleyebilir.Terapi preventatif migrain pada penderita migrain dengan aura dapat mencegah stroke yang diasosiasikan.
Baltık Denizi'ne geçiş ise İsveç tarafından engelleniyordu.Akses ke Baltik juga diblokir oleh Swedia.
Beyindeki enflamasyon da beyin-omurilik sıvısının normal akışını engelleyebilir (Hidrosefali).Terjadinya ini pada jaringan otak juga dapat menyumbat aliran normal LCS di otak (hidrosefalus).
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Penyisihan pertama diselenggarakan tanggal 31 Oktober.
Oruç eylemi, yiyeceğin dışında cinsel ilişki ve diğer aktiviteleri de engelleyicidir.Praktik puasa dapat menghalangi aktivitas seksual dan lainnya serta makanan.
Bu sebeple neredeyse tüm diğer yiyeceklerin iyi sindirilmesini engellemektedir.Dengan demikian Ia menyatakan semua makanan halal.
Fakat bu girişimi bir öğrenci tarafından engellenir.Namun, upaya tim ini ditolak oleh mahasiswa.
1959 Ağustos ayında ise ordunun PKI kongresinin toplanmasını engelleme girişimi başarısız olacaktır.Pada bulan Agustus 1959, terjadi upaya atas nama militer untuk mencegah penyelenggaraan kongres PKI.
Birlikleri Arkadiopolis'e geçişi engellemek için hendek kazdılar.Pasukannya melarang akses ke Arkadiopolis dengan parit.
Bu yolculuk sırasında Gordon birçok engelle karşılaşır.Dalam perjalanannya, Kong banyak menghadapi tantangan.
Uzaktan kumandalı aletlerin engellenmesi.Sebagai alat komunikasi pengontrol jarak jauh.
Bu reaksiyon seyreltik gazlar için engellenir. ^ Holleman, A. F.; Wiberg, E. (2001).Gunakan masker keselamatan saat bekerja dengan bahan kimia ini. ^ Holleman, A. F.; Wiberg, E. (2001).