Bir süre sonra Ayhan'ın oyunlar öncesi doping testi yapan yetkilileri engellediği rapor edildi.Una dintre acestea era dopajul și curând competitorii au început să fie supuși testelor anti-doping.
Makinelerin yıpranmasını engellemek için sürtünme kuvvetini düşürücü önlemler almak gerekir.Fabricile de aparate electronice sunt foarte atente pentru a preveni ca oamenii să se încarce.
Çok daha küçük kuvveti olan Şahraplakan, Bizans İmparatoru'nun ilerleyişini engelleyecek hiçbir şey yapamazdı.Succesori lui Sun Quan nu au putut face prea multe pentru imperiu.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Corecția erorii nu este posibilă.
Amaç bütün engelleri belirlenen süre içinde ve kurallara uygun biçimde tamamlamaktır.Acești ofițeri dădeau certitudinea că ordinele vor fi îndeplinite la timp și întocmai, în toate detaliile.
Somatik genetik mutasyonlar mutan genden işlevsel proteinlerin üretmini engeller.De exemplu, proteinele contractile actină și miozină sunt responsabile pentru contracția mușchilor scheletici.
Günümüz teknolojisi bunu engelleyecek birçok program üretmiştir.Multă tehnologie modernă a fost utilizată în planficarea construcției.
Hastalık onun işini yapmasını engelledi.Boala l-a împiedicat să își facă munca.
Fırtına zamanında ulaşmamızı engelledi.Furtuna ne-a împiedicat să ajungem la timp.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.Ploaia puternică ne-a împiedicat să mergem afară.
Şiddetli yağış dışarı çıkmamızı engelledi.Precipitaţiile puternice ne-au împiedicat să mergem afară.
Onları engellemek istemiyorum.Nu vreau să-i întrerup.
Hücre kültürlerinde, hinokitiol insan rinovirüsünü, coxsackievirus ve mengovirüs çoğalmasını engellemektedir.În culturile celulare, Hinokitiol-ul inhibă rinovirusul uman, coxsackievirus și înmulțirea mengovirusului.
Hinokitiol viral poliproteinlerin işlenmesine müdahale eder, böylece picornavirüs replikasyonunu engeller.Hinokitiol-ul interferează cu procesarea poliproteinelor virale, inhibând astfel replicarea picornavirus-ului.
Sizi engellemeye çalışırlar.De meg akarják akadályozni!
Büyük gemiler geçiş yolundaki engeller nedeniyle Sri Lanka'nın etrafından dolaşmak zorunda kalmaktadır.A nagy hajóknak Sri Lankán kell keresztül menniük.
Milletvekili adaylığı engellenmiştir.Képviselői mandátumát visszavonták.
Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler.Ezek a viszonyok a termelőerők fejlődési formáiból azok béklyóivá csapnak át.
Bazı hükümetler DNSSEC destekli şifreleme anahtarı dağıtımını engellemeye çalışabilir.Egyes kormányok megpróbálhatják betiltani a DNSSEC-alapú titkosítókulcs-terjesztést.
Bu da albümün başarısını engelledi.És itt meg is állt az album sikere.
Batman'de ona engellemeye çalışmaktan bahsetmediğini söyler.Szerinte Batmant nem fogják rendőrök megállítani.
Bu sayede kredi sisteminin suistimal edilmesi engellenir.A hitelpénzrendszer normalizálása várat magára.
Ancak, elverişsiz hava şartları ve çığ tehlikesi onları engeller.Viszont a szellőzés hiánya és a nedves tartási körülmények kerülendők.
PayPal, Amerikan hükümetinden gelen baskı iddialarıyla Wikileaks'in hesabını dondurarak bağışları engelledi.Ennek oka az volt, hogy a PayPal befagyasztotta a WikiLeaksnek érkező adományokat.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Hadik október 31-én lemondott.
Devlet engellenemediği, bu mekanizmaların işlemediği özel durumlar da görülür.Vannak továbbá olyan problémák, amelyeket a piaci mechanizmusok önmagukban nem tudnak megoldani.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.A britek igyekeztek lebeszélni a mexikóiakat egy esetleges háborúról.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.A fertőzés terjedésének megakadályozása céljából fontos a téniázissal fertőzöttek kezelése.
Dawson, Tenten’in Khemed’e gitmekte olduğunu öğrenir ve engelleme planları yapar.Hanson felismeri Cameront, megérti a hangulatát.
Sonunda yeni bir hanedanın kendi yerine geçmesini engelleyemez.De egyet¬len¬egy város sem akaszthatja meg a továbbfejlesztést.
Batman onun planını engeller.Bismarck ellenezte a tervet.
Hemen hemen tüm güneş koruyucuları ile engellenir.A vastag, lemezes páncél a bolygó szinte minden ragadozójától megvédi.
Kral'ın idamına karşı çıkmış ama engelleyememişlerdir.A király megbánást tanúsít, de nem enged.
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.A hatalmat keresni: elhagyni az Erő útját.
Kazakistan'da yolsuzluk, ülkenin politik ve ekonomik gelişimini engelleyen başlıca sorunlardan biridir.Nagy gondolkodók értenek egyet abban, hogy a kasztrendszer India társadalmi-gazdasági fejlődésének fő gátja.
Minicus, Fabius’un önderliğini kabul etti ve politik çatışma da böylece engellenmiş oldu.Ezután Minucius elfogadta Fabius elsőbbségét és politikai konfliktusuk véget ért.
Böylece Bavyera'lı Wittelsbach hanedanını da engellemiş oluyordu.Samoin se pysyi erillään Wittelsbachien johtamasta Baijerista.
Bir salgın sırasında hayvanların dolaşmalarının engellenmesi yararlı olabilir.Eläinten liikkumisen rajoittamisesta epidemian aikana voi myös olla hyötyä.
Engellemeye çalıştım ama yapamadım.Ateneumiin Nykänen pyrki muttei päässyt.
Ayrıca ırklar arasında evlilik konusunda bir engelleme yoktu.Myös rotujen väliset avioliitot kiellettiin.
Ayaklanmaların ardındaki seneler boyunca ırk, sınıf, ideoloji ve cinsiyet çok sık meydana gelen engeller idi.Rotu, luokka, ideologia ja sukupuoli nousivat usein esteiksi mellakoiden jälkeisinä vuosina.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Annos oli otettu 31. lokakuuta.
Su geçirmez bölmeler 30 cm kadar çöktü, ancak geminin daha fazla su almasını engelledi.Sitä nostettiin 80 cm, jotta vesi ei enää pääsisi sen kanssa kosketuksiin.
Yolun dolambaçlı olmasını engeller, trafiği ve zaman kaybını azaltır.Matkan lyhentyminen säästää aikaa ja polttoainetta.
Demir Kubbe bunlardan 184’ünü engelledi.Jäähyminuutteja hänelle kertyi 184.
Ancak bu diğerlerinin de peşi sıra gelmelerini engellemedi.Se ei kuitenkaan estänyt kirjailijoita ja muista käyttämästä myös muita nimityksiä.
Polis Tahtakale'yi bastı ve döviz alışverişini engelledi.Estääkseen liikaa tungosta poliisi lopetti lipunmyynnin.
Windows Mağaza dışı uygulamaların engellenmesi mümkün değildir.Verolta välttyy jättämällä asuntokaupat tekemättä.
Edward Bella'nın kanındaki zehri alır ve vampire dönüşmesini engeller.Myrkky parantaa Bellan haavat ja tekee hänestä vampyyrin.
Baltık Denizi'ne geçiş ise İsveç tarafından engelleniyordu.Ruotsin laajeneminen Baltiassa pysäytettiin.
Böylece YouTube'a erişim tam anlamıyla engellenmiş oldu.Sittemmin YouTube on lopettanut sen käytön.
Engeller arası genellikle 3 adımda kat edilir.Liitosprosessi jaetaan yleensä kolmeen vaiheeseen.
Engelleme terapisi 1932'de başlamıştır.Ensilento koitti jo vuonna 1932.
Bunun sebebi, hayatta kalan Yahudi ve Müslümanların şehre geri dönüşünü engellemekti.Hän antoi ristiritarien karkottamien muslimien ja juutalaisten palata takaisin asuinsijoilleen.
Bütün bu faaliyetler köyün mevsimlik göçe yönelmesini engellemiştir.Kaiken tämän he tekivät pitääkseen kylän asukkaat poissa luolista.
Yönetmen filmi daha sonra yeniden kurgulasa da filmin başarısızlığını engelleyemedi.Käyttämällä poikansa nimeä hän onnistuikin välttämään kiistan puhkeamisen uudestaan.
Yosunlanmayı engellemek için ise balıklar yarı karanlık ortamda tutulur.Sellaisesta on hyötyä jos kalastetaan hämärässä.
IP adreslerinin engellenmesi.Tapa jolla määritetään IP osoitteet.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Kalan käsittelyssä on siksi syytä noudattaa varovaisuutta.
Malazyada filmin yayini engellendi.Elokuvan esittäminen kiellettiin Malesiassa.