Ana içeriğe geç
Sözlük

engelle ile cümle

engelle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çocukların kullandığı makasların uçları köreltilerek kullanan kişiye zarar vermesi engellenmiştir.Ela o interroga sobre as crianças que foram sequestradas com bonecas deixadas em seu lugar.
Yahudiler, gizlice ölü bir bedenin mahalleye sokulup huzursuzluk çıkarma çabasını engelledi.Uma tentativa de passar clandestinamente um corpo ao quarteirão foi impedida pelos judeus.
Amaç, ok hedefin vücuduna saplandığında çıkarılmasını engellemekti.O som parecia puxá-la para fora de seu corpo.
Kızanları başını keserek tanınmasını engellemişlerdir."Por isso, ela não para de pedir que cortem a cabeça das pessoas.
Ancak, başkan hariç üyelerden ikisinin katılmaması toplantıyı engellemez.Pode ocorrer, no entanto, que um dos lados não encerre a sessão.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.A pobreza familiar não o impediu, contudo, de continuar estudando.
Ama Numara 4 onu engellemiştir.Numara 3'ten hoşlanır.O 1º colocado enfrentará o 4º colocado, enquanto o 2º encara o 3º colocado.
Bu sayede haşaratın da binanın içine girişinin engellenmiş olacağı söylenmektedir.O homem afirmou que o cheiro de decomposição estava vindo de dentro da casa.
İşletim sistemleri bu engelleme üzerine çalışmaktadır.O esquema de proteção vai além disto.
İmar Mevzuatına ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenmiştir.Estão listados por ordem cronológica (dentro dos possíveis).
1. engele kadar 7-8 adımda ulaşılır, engeller arası 3 adımda geçilir.Repete o passo 4 até um dos Runs esvaziar.
Böylelikle kulakçıklar ile karıncıkların aynı anda kasılması engellenir.No começo existirão mineradores e validadores atuando ao mesmo tempo.
Bu noktada terapist danışanının kendini suçlamasını engellemeye çalışır.Durante o interrogatório feito, o carrasco defendeu-se negando sua própria assinatura.
Müşahede (Contemplation) kul ile Rabbi arasındaki engellerin kalkmasıdır.Hij was ook heer van een deel van Ekeren en Ettenhoven (Hoevenen).
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )Hij laat hen binnen en bedankt hen uitvoerig.
Üzerinde geçitler bulunan dağlar ulaşımı engellemez.Welke berget (heuvel) wordt bedoeld is onduidelijk.
Batman onun planını engeller.Haar plan werd gestopt door Batman.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.Behandeling van mensen met taeniase is belangrijk om de verspreiding te voorkomen.
Bu da albümün başarısını engelledi.Verder viel het succes van het album tegen.
Engellenmiş, Evet ise engellenmişsinizdir.Je houdt dan dus jezelf voor de gek (spreekwoordelijk).
Bunu herhangi bir miras almasına onu engellemek için yapmıştır.Daarvoor werd hem beloofd, dat hij van elk iets zou erven.
Engellerine rağmen başardıkları, onu efsanevi bir kişilik haline getirmiştir.Hun bekentenis bespaarde hen een (in hun ogen) vernederende rechtszaak.
Anlık yorgunlukları engeller.Bijna niet meer kunnen van vermoeidheid.
Daha üstün bir şekilde, bütün engellere ve tehlikelere karşı koymak gücünü bulmalıyız.Eerst overwinnen ze vele obstakels en gevaren.
Olacak felaketi engellemek için dünyayı kurtarmaya çalışırlar.Ze proberen het noodlot te ontlopen.
Küçük oranlı bir vergi büyük spekülatif kazançların olduğu bir durumu engelleyemeyecektir.Door de kleine mondopening kunnen geen grote prooien verorberd worden.
Sürgü de buraya getirildi, klavyeyi engelledi.Later trok hij deze bewering in en gaf hij toe de top niet te hebben gehaald.
Ancak Çinlilerin bölge üzerindeki nüfuzu bunu engellemekteydi.Gebrek aan controle over de Chinese bewoners dreef hen daartoe.
Ancak 1995 yılından bu yana yaşanan domuz istilası, ekimi engellemiştir.In Italië is het gebruik van varkens om deze reden sinds 1985 verboden.
Halihazırda var olan doğal engellerle birlikte de kullanıldığı görülmüştür.Kanalen werden als natuurlijke bestaande hindernissen gebruikt.
Engelleyici, ketleyici veya inhibitör, kimyasal bir tepkimenin hızını azaltan bir katışkıdır.Een inhibitor of remmer is een stof die de reactiesnelheid van een chemische reactie sterk vertraagt.
Fırlatılan Nükleer Bombalar hiçbir şekilde engellenemez.In elk geval zijn geen kernwapens tot ontploffing gebracht.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Daar werd op 31 oktober slag geleverd.
Fakat bu girişimi bir öğrenci tarafından engellenir.Hierbij werd hij gesteund door het studentenverzet.
Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler.Andere dokwerkers werden verhinderd naar hun werk te gaan.
Bu esneklik piyasaya girmedeki engelleri büyük ölçüde düşürmüştür.Deze beperkingen belemmerde de interne markt aanzienlijk.
Sucre ise Maricruz’un, kuzeni Hector’la evlenmesini engellemek için Las Vegas’a gider.Sucre komt aan in Las Vegas en gaat naar de kerk voor het huwelijk van Maricruz en Hector.
Milletvekili adaylığı engellenmiştir.De kandidatuur werd stopgezet.
Tekeller de bu tür engellerin varlığında ortaya çıkarlar.Ook het barricaderen kwam daar voor.
Etkin ve kelimenin tam anlamıyla da pozitif bir engelleme yetisidir daha ziyade.”Objectiviteit en correctheid des te meer".
Bu yolculuk sırasında Gordon birçok engelle karşılaşır.Naast deze tocht ondernam Gordon in deze periode nog een lange reis.
Ancak bu en sonunda kentin düşmesini engelleyemedi.Zij konden echter niet voorkomen dat de stad viel.
Bu yüzden yeni padişahın cülûsunu ilân eden hatt-ı hümâyunda meşrutiyet vaadinin yer almasını engelledi.Hij heeft niet voor niets de bijnaam van de ridder met het treurige voorkomen.
Enflamatuar yanıtı bozan ilaçlar da iyileşmeyi engellemektedir.Ook de slechthorendheid die optreedt, is niet te genezen.
Ama Numara 4 onu engellemiştir.Numara 3'ten hoşlanır.De nummer 1 neemt het hierin op tegen de nummer 4 en de nummer 2 neemt het op tegen de nummer 3.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Om zijn gemaakte fouten van de crisis te herstellen.
4. Yıldırımın düşmesini engellemek.Het kan voorkomen dat een duiklamp uitvalt.
İnsanlar gömme işlemini engellemeye çalıştı.Mensen proberen me tegen te houden.
İmar Mevzuatına ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenmiştir.Van deze actie hangt hun (eventuele) straf af.
O, duvara sıkıştırarak tehlikeli bir şekilde Rubens Barrichello’yu engellediği için böyle cezalandırılmıştır.Dankzij deze actie kon Rubens Barrichello opschuiven naar de tweede plaats.
Bu, bazı uygulamalarda kullanımı engeller.Deze eigenschappen worden uitgebuit in bepaalde toepassingen.
Canlının aktif hareket etmesini engeller.Het zorgt ervoor dat je instinctief kan handelen.
IP adreslerinin engellenmesi.Deze nummers zijn de IP-adressen.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Of: Voorzichtig te werk gaan.
Çünkü bu frekanslarda yayın sinyali engellerin arkasına geçebilir.Boven die frequentie kunnen fotonen ongehinderd het materiaal passeren.
İktidara Kızıl Kmer'lerin yeniden gelmesini engelledi.De regerende landskampioen zou niet langer de rode loper uitgerold krijgen.
Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.De weigering om zo'n aanhouding te doen ophouden door de hiertoe bevoegde personen, is eveneens een misdrijf.
Böylece YouTube'a erişim tam anlamıyla engellenmiş oldu.Het filmpje werd op YouTube een grote hit.
Bu alandaki çalışmaların büyük bir yüzdesi türbülansı engellemeye yöneliktir.Op deze baan is het niet overdreven om een buggy te huren.
Üzerinde geçitler bulunan dağlar ulaşımı engellemez.W obrębie góry nie poprowadzono żadnej trasy narciarstwa zjazdowego.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod