Resmi tarih Arapların uzlaşmazlığının barışı engellediğini belirtiyor.Согласно официальной версии, мир на Ближнем Востоке не достигнут из-за непримиримости арабов.
Anlık yorgunlukları engeller.Не было отдыха усталым.
Mikrofonları engelleme (ses ile).Выбор устройства ввода звука (микрофона).
Eşcinsel yürüyüşlerini iki kez engelledi.За антифашистскую деятельность дважды арестовывалась.
Gök ada merkezinin yoğun ışıması da karmaşık yaşamın gelişmesini engelleyebilirdi.Интенсивное излучение галактического центра также могло повлиять на развитие высокоорганизованной жизни.
Ama mevcut koşullarda durumu engelleyemedi.Тогда ведь Вы не занимали Вашего нынешнего положения.
Dağ hareket etmez." diyerek engeller.За горы ушли...» и т.п.
İngiliz hükümeti 9 gün süren grevi engellemekte başarısız oldu.Он опоздал перехватить британцев на десять дней.
Ayrıca sopalarını rakibi engellemek ve bloklamak için de kullanabilirler.Также на сайте есть возможность пожаловаться на неприятных пользователей или заблокировать их.
Bu nedenle misyonerlerin çalışmalarını çeşitli yollarla engellemeye çalıştı.Энкаведисты разными способами пытались сломать его.
Bu ise telomeraz tarafından gerçekleştirilen telomer uzamasını engellemede PINX1’e yardımcı olabilir.Он может взаимодействовать с PINX1 и ингибировать удлинение теломер теломеразой.
Bu durum tırnakların normal kullanımını engeller.Это делает сеть устойчивой к ложным узлам.
Baltık Denizi'ne geçiş ise İsveç tarafından engelleniyordu.Чтобы занимать выход в Балтийское море, приходилось вести войну со Швецией.
Bu sayede kredi sisteminin suistimal edilmesi engellenir.Из-за этого пришлось отказаться от фирменной системы трансформации сидений.
Angela onun gerçekte Sylar olduğunu anlamasını engellemeye çalışmaktadır.Анхела кусает его, чтобы доказать, что она не заражена.
Diğer benzer ilaçlar gibi bu da Tromboksan A2 yapımını engelleyerek geçici antiagregan etkiler gösterir.Подобно D2-рецептору, способен связывать антипсихотические препараты.
Yine de Haziran 2009'da çocuk pornografisini engellemek için bir internet sansürü yasası çıktı.В июне 2011 года в Верховной Раде был зарегистрирован законопроект о запрете пропаганды гомосексуализма.
Engeller doğuştan gelebilir veya sonradan geçirilen hastalıklar veya kazalar sonucu ortaya çıkabilir.Возможными причинами смерти могли быть осложнения после родов или простуда.
IP adreslerinin engellenmesi.Иерархия почтовых адресов.
Aykırı yayın yapanlar sansürlenir, kapatılır veya başka türlü yollarla engellenmeye çalışılır.Эти чётки запрещается передавать посторонним, относиться к ним небрежно или непочтительно.
"İşlerimi engelledi".Это убивает мой бизнес».
Tanığa sus payı vermek ya da tanığı öldürmek suretiyle olayı polislerin öğrenmesi engellenebilir.Мог означать показания свидетелей или процедуру поиска пропавшей вещи.
Bu engellerin cehaletin nedenleri olduğunu savundu.Они осуждали нас за нашу наивность.
Yine diğer NSAİİ'ler gibi, naproksen sodyum ve lityum çıkartımını engelleyebilir.Глюконат натрия предотвращает формирование отложения солей и минеральных отложений.
Rusların engellemesini durdurmaya yardımcı olur.Русские не могут остановить наше продвижение.
Ancak kısa bir süre sonra II. Dünya Savaşı'nın getirdiği sıkıntılar inşaatı engelledi.Но нехватка ресурсов во время Второй мировой войны привела к остановке строительства.
Ancak bu onun hızlı hareket etmesini engeller.Это и позволяет ему быстро двигаться.
Böylece imparatorun kilisenin bölünmesini engelleme politikası başarısızlığa uğradı.И осуждается политика князей разрушающих единство.
"Özgür Gazze Hareketi'ni İsrail neden engelledi?".Почему же они не считают скандальным своё молчание по поводу войны в Газе?».
Kötü deniz koşulları Kartaca Filosu'nun harekâta başlamasını engellemiştir.Но осада была мало эффективна, пока флот Картахены господствовал на море.
Ameliyat üç hafta antrenman yapmasını engelledi.أوقفتها الجراحة عن التدريب لمدة ثلاثة أسابيع.
Edward tekrar onlara zarar vermeyi dener ve bu sefer bir başkası onu engeller.وقد حاول ادوارد الحاق الضرر بهم مرة اخرى ،ولكن في هذه المرة عارضه شخص اخر.
Tam bunu deneyecekken Edward engellemeye kalkar.وحاول منع ادوارد عندما كانت تجرب ذلك.
Mesudiye'yi batıran HMS B11 denizaltısı, bu mayın engellerini atlatan denizaltılardan biri idi.وكانت غواصة HMS B11 التي أغرقت المسعودية واحدة من الغواصات التي اجتازت حواجز الألغام .
Bu, çiftçilerinin ürünlerini hasat etmesini engelledi.وهذا يمنع المزارعين من حصاد محاصيلهم.
Ocak 2014'te, birkaç İrlandalı İSS KAT'ı engellemeye başladı.في يناير عام 2014، بدأ العديد من مزودي خدمات الإنترنت الايرلندية بمنع كيك اس تورنت.
Engelleme boyunca YouTube URL'leri Çin'in yerel arama motoru Baidu'ya yönlendirilmekteydi.تمت إعادة توجيه عناوين URL إلى يوتيوب إلى محرك البحث الصيني الخاص بايدو.
Kaçak girişlerin engellenememesi sağlıklı değerlere ulaşılmasını zorlaştırmaktadır.فعدم منعها من الدخول بطريقة غير شرعية يجعل من الصعب بلوغها القيمة الصحية الأمنه .
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.تم إلغاء حظره في 31 أكتوبر.
Kemikler Şehri'nde kendi kendini Valentine'ın Ölümlü Kupa'yı bulmasını engellemek için komaya sokmuştur.في كتاب مدينة العظام جعلت جوسلين نفسها تدخل في غيبوبة لتمنع فالنتاين من معرفة مكان الكأس المميت.
Üzerinde bulunan ikincil tuzaklama fünyeleri maynın elle temizlenmesini engellemek için takılmıştır.ومنعت الجمارك دخول الكتاب إلى البلاد، والذي بدوره قد يشير إلى إمكانية منعه أيضا من الشحن من ولاية إلى أخرى.
Ancak 1995 yılından bu yana yaşanan domuz istilası, ekimi engellemiştir.أي شخص اشترى خنزيراً من مزرعة الخنازير الأمريكية منذ 3نيسان ينصح بعدم تناوله.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.علاج الذين يعانون من داء الشريطيات أمر مهم لمنع انتشار المرض.
Žižek mesleğinin başlangıcında 1970'lerin Yugoslavya'sının politik ortamında engellendi.أعيقت مهنته باكراً بسبب البيئة السياسية في السبعينيات.
Yüzeyleri konak hücrelerinin engellerini geçmek için tasarlanmış özel araçlar taşır.تحمل الفيروسات على سطحها أدوات خاصة مصممة لعبور حواجز الخلايا المضيفة.
Renk filtreleri belirli ışık dalgalarının filme ulaşmasını engellemek için kullanılır.تعمل مصفيات الألوان عن طريق منع موجات ألوان معينة من الضوء من الوصول إلى الفيلم.
Aralık başında, Batı Almanya ve Avusturya sınırlarında bulunan tüm dikenli teller ve diğer engeller söküldü.في مطلع شهر ديسمبر أزيل سلك شائك على الحدود مع غرب ألمانيا و النمسا.
Bu engellerin büyük kısmı son derece sembolikti.ويبدو أن هذه الحواجز عمومًا فعالة جدًا.
Vedniya karma: Mutlulukla birlikte üzüntü de vererek, ruhun aşırı mutluluk hissetmesini engeller.والآن يعيش حياة هادئة، آمنا مطمئنا، حتي يسلم الروح، راضيا مرضيا.
Bu engelleme, Türkiye'de ve dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır.هذه العملية أحدثت صدمة في مصر وفي العالم كله.
Bir bağcığın sökülmesini engeller.ولا تترك سطحاً لزجاً.
Yaptırımları delmeye yönelik her hareket ABD ile İngiltere tarafından engellendi.لم تحل الحرب أيًا من القضايا التي كانت الولايات المتحدة قد اشتبكت بشأنها مع بريطانيا.
Öte yandan sahil topçusuyla işbirliği içinde, denizaltıların yüzeye çıkmasını engelleyebilmişlerdi.ومن ناحيه أخري فإنهم إستطاعواأن يمنعوا ظهور الغواصات علي السطح وذلك بالتعاون مع المدفعيه الساحليه.
Bazı sektörlerde örgütlenmek hükümetin engellemeleriyle karşılaşacaktır.مع تحلحل الطبقات، سينهار الجهاز الحكومي في الدولة.
Ama mevcut koşullarda durumu engelleyemedi.لكنه عجز عن منع ذلك خلال مؤتمراته.
Bu da fotovoltaik gelişmelerin ağaçlarla veya diğer engellerle gölgelenemeyecek olmasını belirtmektedir.والهدف من ذلك هو تجنب سقوط الشجرة على شجرة أو عقبة أخرى.
Sürgü de buraya getirildi, klavyeyi engelledi.ثم جاء الملك خع سخموي وألغى هذا اللقب .
Adam onu engellemeye çalışınca da onu vurup kaçar.ولكن، بدلاً من إعدامه معهم، تم إطلاق النار عليه بينما كان يحاول الفرار.
Yahudiler bu durumu engellemek için harekete geçmeye karar verdi.لقد حاول اليهود أن يُغطّوا على هذه الحقيقة.
Fakat bu sefer ligi son sırada bitirip takımının küme düşmesini engelleyemedi.ولحسن الحظ، كان غضبه أقل هذه المرة، فلم يقطع الإمدادات عن ابنه.