Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Pustakawan merasa takut pekerjaan mereka akan menghilang. tapi itu tidak terjadi.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Οι βιβλιοθηκάριοι φοβόντουσαν ότι θα χάσουν τις δουλειές τους. Αλλά στην πραγματικότητα δεν συνέβη αυτό.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Библиотекари боялись, что останутся без работы. Но на деле случилось совсем не это.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Библиотекарите се страхували, че ще изгубят работата си. Но не това се случило в действителност.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Бібліотекарі боялися, що їхні робочі місця зникнуть. Але насправді сталося зовсім інше.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.הספרנים פחדו שעבודתם עומדת להיעלם. אבל זה לא מה שקרה, למעשה.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.و أمناء المكتبة كانو متخوفين من اختفاء وظائفهم في الحقيقة ماحصل هو
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.でも 現実は違いました この種の職の雇用は 1957年以降 ずっと増え続けました
(Gülüşmeler) Vajinalar hakkında endişeliyim.Preocupo-me com as vaginas.
(Gülüşmeler) Vajinalar hakkında endişeliyim.Ανησυχώ για τα αιδοία.
Hala Jandi'den haber yok mu? Evet. Gerçekten çok endişeliyim.아직도..잔디 소식은 모르고?
Hemen sağında, masanın altında kafasını tutan ve lapasını döktüğü için endişeli görünen birini görüyoruz.Справа біля нього, за цим же столом, чоловік обхопив голову руками і дуже засмучений через розлиту кашу.
Hepsi endişeli, bakışları sanatçının 'Çığlık' tablosunu anımsatıyor.Všechny úzkostmi sužované a ustarané, jejich pohledy jsou podobné Munchovu Výkřiku.
Hepsi endişeli, bakışları sanatçının 'Çığlık' tablosunu anımsatıyor.Притеснени и изплашени, те изглеждат почти като в "Викът" на Мунк.
Herkes senin hakkında endişeli.Alla är oroliga för dig.
Herkes senin hakkında endişeli.Iedereen is bezorgd over jou.
Herkes senin hakkında endişeli.Jeder ist besorgt um dich.
Herkes senin hakkında endişeli.다들 걱정하셔.
Herkes senin hakkında endişeli.Mọi người đang lo lắng cho cậu.
Herkes senin hakkında endişeli.Semua orang mengkhawatirkanmu.
Herkes senin hakkında endişeli.Sono tutti preoccupati per te.
Herkes senin hakkında endişeli.Toata lumea isi face griji pentru tine.
Herkes senin hakkında endişeli.Tout le monde s'inquiète pour toi.
Herkes senin hakkında endişeli.Všetci sa o teba boja.
Herkes senin hakkında endişeli.Wszyscy się o Ciebie martwią
Herkes senin hakkında endişeli.Όλοι ανησυχούν για σένα.
Herkes senin hakkında endişeli.Все беспокоятся о тебе.
Herkes senin hakkında endişeli.Всички се трвожат за теб.
Herkes senin hakkında endişeli.כולם מודאגים לגביך
Herkes senin hakkında endişeli.كلهم قلقون من أجلك
Herkes senin hakkında endişeli.特に おじさんが・・・
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"Alles gaat goed en dan krijg je een angstige gedachte. "Oh, ik wist niet dat ik hier bezorgd over was."
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"모든 일이 잘 풀리고 있는 와중에 우리는 이 걱정거리를 봅니다. 그건 마치, "어, 내가 저걸 걱정하는지 몰랐네" 하고는
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim""Oho, olen huolissani." "Olen todella huolissani. Huh, kylläpäs minussa on paljon levottomuutta."
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"Så allt går bra, sen kommer den oroliga tanken: "Oj, jag visste inte att jag oroade mig för det."
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"Takže všetko ide dobre, a potom uvidíme úzkostnú myšlienku typu "och, neuvedomil som si, že toto ma trápi".
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"Zauważamy ją nagle i myślimy: "Nie wiedziałem, że to mnie martwi".
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"Все йде чудово, і раптом ми помічаємо тривожну думку. До прикладу, "Хм, а я й не думав, що це мене хвилювало".
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"Всичко е наред, и изведнъж виждаме тревожна мисъл, "О, не знаех, че се тревожа за това!"
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"הכל בסדר, ואז אנו רואים את המחשבה המודאגת, ואומרים, "לא ידעתי שהעניין הזה מדאיג אותי."
Her şey yolunda, ve birden endişeli düşünceyi görürüz, ve "Aa, bunun için endişelendiğimi fark etmemiştim"「そういえばあれを 心配していたっけ」 するとその考えに執着し
'HE sıkıcı gelebilir,' Alice dikkatli cevap Deney denemiş endişeli duygu değildir.'Han kunne bide,' Alice forsigtigt svarede, ikke føler slet ivrige efter at få eksperimentet prøvet.
'HE sıkıcı gelebilir,' Alice dikkatli cevap Deney denemiş endişeli duygu değildir."Mógł gryźć," Alice ostrożnie odpowiedział: nie czując w ogóle zależy na eksperymentu próbowałem.
'HE sıkıcı gelebilir,' Alice dikkatli cevap Deney denemiş endişeli duygu değildir.Ngài có thể cắn, "Alice thận trọng trả lời, không cảm thấy ở tất cả lo lắng để có thí nghiệm đã cố gắng.
'HE sıkıcı gelebilir,' Alice dikkatli cevap Deney denemiş endişeli duygu değildir."Він може вкусити," Аліса обережно відповів: не відчуває взагалі хотілося мати експерименту спробував.
'HE sıkıcı gelebilir,' Alice dikkatli cevap Deney denemiş endişeli duygu değildir."Он может укусить," Алиса осторожно ответил: не чувствует вообще хотелось иметь эксперимента попробовал.
'HE sıkıcı gelebilir,' Alice dikkatli cevap Deney denemiş endişeli duygu değildir."Той може да хапе," Алис предпазливо отговори, не се чувства стремящи се да има експеримент опитах.
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerAggódnak a túlnépesedés miatt:
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerAs pessoas preocupadas com a superpopulação dizem:
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerDie Leute befürchten eine Überbevölkerung. Sie sagen:
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerLa gente se preocupa por la sobrepoblación; dicen,
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerLa gente si preoccupa della sovrapopolazione; dicono:
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerLes gens s'inquiètent de la surpopulation, ils disent,
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerLudzie martwią się przeludnieniem.
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerMensen maken zich zorgen over overbevolking; ze zeggen,
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerNgười ta lo lắng về bùng nổ dân số;
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerOamenii sunt ingrijorati in privinta suprapopularii, isi spun
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerOrang-orang mengkhawatirkan kelebihan penduduk.
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerΟι άνθρωποι ανησυχούν για τον υπερπληθυσμό. Λένε
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerМногие, выражая обеспокоенность перенаселением Земли, говорят: