Evet. Ve, açıkça, endişeliyim.En openhartig ben ik betrokken.
Evet. Ve, açıkça, endişeliyim.-Ja in po pravici sem zaskrbljena.
Evet. Ve, açıkça, endişeliyim.Şi, sincer, sunt îngrijorată.
Evet. Ve, açıkça, endişeliyim.Và, thẳng thắn, tôi có liên quan.
Evet. Ve, açıkça, endişeliyim.Y francamente, estoy preocupada.
Evet. Ve, açıkça, endişeliyim.Και ειλικρινά, ανησυχώ.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Aber wenn er sich in seiner Organisation umsah, schien niemand sonst im Geringsten beunruhigt.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Ale když se rozhlédl po své organizaci, nezdálo se, že by to někoho trápilo.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Ám amikor körbenézett a szervezetében, rajta kívül senki nem tűnt aggódónak.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Dar, privind în organizaţia lui, nimeni nu părea îngrijorat defel.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.그런데, 그가 회사를 둘러봤을 때 아무도 그런 걸 걱정하는 것처럼 보이지 않았다고 합니다.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Maar als hij rondkeek in zijn organisatie, leek er niemand zich zorgen te maken.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Ma quando si è guardato intorno nella sua organizzazione, nessuno sembrava preoccuparsene.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Mas quando olhava em torno de si na organização, ninguém parecia estar, de todo, preocupado.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Men när han tittade runt i organisationen, verkade ingen alls bekymra sig överhuvudtaget.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Namun saat dia melihat pada organisasinya, tampaknya tidak ada yang khawatir.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Nhưng khi anh ấy xem xét về tổ chức của anh ấy chẳng ai khác ngoài anh ta lo lắng về chyện đó.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Pero cuando miró alrededor de su organización, nadie parecía preocuparse en absoluto.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Αλλά όταν κοίταξε γύρω του στον οργανισμό, κανείς δεν έμοιαζε ν' ανησυχεί.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Але Джо здавалося, що всередині його організації ніхто більше не був стурбований.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Но Джо казалось, что внутри его организации никто больше не был обеспокоен.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.Но когато се огледа в своята организация, никой друг не изглеждаше изобщо притеснен.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.אבל כאשר הביט ימינה ושמאלה בחברה שלו, הוא לא ראה שמישהו אחר מודאג.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.لكن عندما نظر من حول منظمته، لا أحد بدا قلقًا على الإطلاق.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.そんな心配をしている人は見当たりませんでした だからこそ彼は 何も言い出せませんでした
Gerçekten çok endişeliyim.Je suis vraiment inquiète.
Gerçekten çok endişeliyim.Nem tudom mit gondolhat.
Gerçekten çok endişeliyim.Nu stiu la ce se gandeste.
Gerçekten çok endişeliyim.Olen todella huolissani.
Gerçekten çok endişeliyim.Sono molto preoccupata.
Gerçekten çok endişeliyim.Thật sự là em lo lắm.
Gerçekten çok endişeliyim.W ogóle nie wiem, co ona sobie myśli.
Gerçekten çok endişeliyim.Ya o4en volnuyus.
Gerçekten endişeliydim.Bardzo się martwiłem.
Gerçekten endişeliydim.Eram foarte îngrijorat.
Gerçekten endişeliydim.Ero davvero preoccupato.
Gerçekten endişeliydim.Eu estava mesmo preocupado.
Gerçekten endişeliydim.Ich habe mir wirklich Sorgen gemacht.
Gerçekten endişeliydim.Igazán aggódtam.
Gerçekten endişeliydim.Ik maakte me vreselijke zorgen.
Gerçekten endişeliydim.J'étais vraiment inquiet.
Gerçekten endişeliydim.전 정말 걱정됬어요.
Gerçekten endişeliydim.Tôi lúc đó lo lắm.
Gerçekten endişeliydim.Yo estaba relamente preocupado.
Gerçekten endişeliydim.Наистина се притеснявах.
Gerçekten endişeliydim.Я був дійсно стурбований.
Gerçekten endişeliydim.Я был всерьез напуган.
Gerçekten endişeliydim.הייתי באמת מודאג.
Gerçekten endişeliydim.كنت قلقاً للغاية.
Gerçekten endişeliydim.彼は死刑囚棟の意味がわかっていませんでした
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.A könyvtárosok rettegtek, hogy emiatt elveszítik az állásukat, de valójában nem ez történt.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Bibliotecarii se temeau că meseria lor avea să dispară. Dar de fapt nu asta s-a întâmplat.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Bibliotekarze bali się, że ich stanowiska znikną. Nic takiego się nie stało.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Các thủ thư đã lo sợ công việc của họ sẽ biến mất. Nhưng trên thực tế điều đó đã không xảy ra.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.De bibliothecarissen waren bang dat hun banen zouden verdwijnen. Maar dat gebeurde niet.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Die Bibliothekare fürchteten um ihre Jobs. Aber das ist nicht passiert.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.I bibliotecari avevano paura che i loro lavori sparissero. ma in realtà non è quello che è successo.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Knihovníci se báli, že jejich pracovní místa zaniknou. Ale tak se ve skutečnosti nestalo.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.사서들은 그들의 직업이 사라질까봐 두려워했죠. 하지만 그런 일은 일어나지 않았습니다.
Görevliler bu bilgisayar yüzünden işlerini kaybetmekten oldukça endişeliydiler fakat olaylar böyle gelişmedi.Los bibliotecarios temían que sus trabajos fueran a desaparecer. Pero, de hecho, eso no sucedió.