Ona gittim ben endişeli, ve tuğla taşırken onu aksama gördüm.I was worried so I went to him, and saw him limping while carrying bricks.
B Bankası da bilançosundaki CDO'lar dolayısıyla endişeli. .Now, Bank B, they were already worried about these CDOs. These CDOs were already an issue.
C Bankası'ndan kullandıkları kredinin vadesi geldiğinde olacaklardan da endişeliler.And they were probably thinking, boy when when Loan C comes due, I'm going to be in trouble.
Çocuklar konusunda endişeli olduğunu söyledin.You said you are worried about kids,
Senin için sevindim ama endişeliyimI'm glad for you but I was worry
İstemiyorsun istiyorum ama bu sabah yüzünden endişeliyim bu yüzden iyi bir fikir olmayabilirI do but I have a pain from this morning so it wouldn't be a good idea
Internet'in geleceğinde güzellik görüyorum, ama bunları göremeyeceğimizden endişeliyim.I see beauty in the future of the Internet, but I'm worried that we might not see that.
Online suç yüzünden problemlerle karşılaşacağımız için endişeliyim.I'm worried that we are running into problems because of online crime.
Akademideki ilk yazım dersimi vermeden önce çok endişeliydim.The first time I taught a writing class in graduate school I was worried.
Endişeli fakat hareketsizdi.Concerned, but immobile.
Bu sürecin verimliliği konusunda artık endişeli değiliz.They're not so worried about the efficiency of the process.
Su kaybetme konusunda daha fazla endişeliler.They're more worried about losing water.
Su buharı kaybetme konusunda endişeli değilim.I'm not worried about losing water vapor.
Derler ki, iklimle ilgili en çok şeyi bilenler en çok endişelilerdir.The saying is that with climate, those who know the most are the most worried.
Nükleerle ile ilgili en çok şeyi bilenler, en az endişelilerdir.With nuclear, those who know the most are the least worried.
O da endişeli olunca nasıl olduğunu tarif edici bir şeyler yazdı.And she wrote a sort of descriptive set of what it felt like to have had this anxiety.
Ben bile onun hakkında endişeli değilim.I'm not even worried about her.
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?And I was asked, "Well aren't you nervous?
Ve hepimiz enerji ve çevre konusunda endişeliyiz.And we're all concerned about energy and the environment.
Bahse girerim endişelisiniz.I bet you're worried.
Ben endişeliydim.I was worried.
Vajinalar konusunda endişeliydim.I was worried about vaginas.
Kendi vajinam hakkında endişeliydim.I was worried about my own vagina.
Onu nasıl adlandırdığımızdan ya da adlandırmadığımızdan endişeliyim.I'm worried what we call them and don't call them.
Vajinalar hakkında endişeliyim.I am worried about vaginas.
Şimdi bu bir sosyal felaket ve liberaller bundan çok endişeliler.Now this is a social disaster, and liberals are very concerned about this.
Açık olmak gerekirse, endişeliyim.To be quite frank,
Çok bir şey yaptığımız konusunda endişeliyim.I'm concerned. I'm skeptical that we're doing very much of anything.
Endüstrinin bu kısmını kaybetme konusunda gerçekten endişeliyiz.And we're really worried about losing this segment of our industry.
Ona sorduk ki, "Endişeli misin?We said to her, "Are you worried?
O nedenle endişeliyim başına bir iş gelebilir o... herşey ona bağlıSo I fear if he returns He'll... It will depend on himself
Son günlerde çok cansız göründüğünden senin için endişeliydim.I was so worried because you kept looking so lifeless these last few days.
(Bu, yaptığı bu son sözler bütün parti bu kadar ciddi ve endişeli görünüyor.)(It was this last remark that had made the whole party look so grave and anxious.)
'HE sıkıcı gelebilir,' Alice dikkatli cevap Deney denemiş endişeli duygu değildir.'HE might bite,' Alice cautiously replied, not feeling at all anxious to have the experiment tried.
'Ben düşünmek için bir hak ettik,' Alice hissetmeye başlamıştı için keskin söyledi biraz endişeli.'I've a right to think,' said Alice sharply, for she was beginning to feel a little worried.
Okul konusunda endişeliyim...I'm worried about school...
Ama,benim hakkımda endişeli gibi görünüyorsun.But, it seems like you did worry about me.
Yüzün biraz endişeli görünüyor.Your face has a look of concern.
Diğerleri huzur ve güven konusunda endişelidir, dünyadaki istikrar konusunda.Others worry about peace and security, stability in the world.
Belki de çok endişeli olduğundandır.Maybe it's because there's so much to worry about.
Bakan, görevi başaramayıp, ceza alacağından endişeli hiç başarısız oldum mu ben? Nerde o?Have I ever failed in my missions? where is he?
Parmaklarım için gerçekten endişeliyim Sizin gibi bir çok amatörün icabına baktımI'm really worried about my fingers deal with a lot of novices like you
İnsanlar aşırı nüfus artışından endişeli olduklarını söylerPeople worry about overpopulation; they say,
Neden bu kadar endişelisin ? !Why are you so worried? ?
Neden endişelisin?Why are you anxious?
Kendini endişeli ve acıklı göster.Make yourself look anxious, tragic.
Başlarda endişeliydim.And at first I was worried.
Endişeli bile değil!He's not even worried!
Ben de endişeliyim.. ama oldu bir kere, şimdi bırak da kendisi çözmeye çalışsınI'm worried too, but since it's happened, you should leave her to solve this herself.
Dürüst olmak gerekirse ben de endişeliyim..Truthfully, I am worried too.
Ancak Malcolm'un söyleyebileceklerinden ötürü endişeliydi.But he was clearly nervous about what he might say!
Bu konuda çok endişeliyim, çünkü benim emekli olduğum bir dünyayı öğrencilerim yönetecek.I am very concerned about this because I'm going to retire in a world that my students will run.
Herkes senin hakkında endişeli.Everyone is worried about you.
Babasının onu evden çıkması için ikna edemediğinden endişeliyim.I'm worried his father couldn't convince him to leave home.
Endişeli görünüyor.You look worried.
Ben onun hakkında endişeliyim.I'm worried about him.
"Diye - o olmuştur? Çok endişeli" diye güldü."Was he--has he been--was he very worried?" I chuckled.
O burada ve Edinburgh arasında en endişeli adam hakkında.He was about the most worried man between here and Edinburgh.
Gelgelelim, kuruluşundaki insanlara göz attığında onun kadar endişeli biri de yok gibiydi.But when he looked around his organization, nobody else seemed to be at all worried.
Gerçekten endişeliydim.I was really worried.