endişelenme ile cümle
endişelenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.- Ich blute. - Ja. Keine Sorge.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Ik bloed. man: Ja, maak je geen zorgen.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Jag blöder. man: Ja. Ingen fara.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Jeg bløder. mand: Ja. Bare rolig.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.- Je saigne. - Oui. Ne t'inquiète pas.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.피나요. 남자: 그래, 괜찮아.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Krvácím. muž: Ano. To nic není.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Krwawię. mężczyzna: Tak. Nie martw się.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Mi sono tagliato. uomo: Sì. Non preoccuparti.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Nyt tulee verta. mies: Älä huoli.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Vérzek. férfi: Igen, de ne aggódj.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Ωχ, κόπηκα. άντρας: Ναι. Μην ανησυχείς.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.Кровь. мужчина: Да. Не бойся.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.إني أنزف. الرجل: نعم. لا تقلق.
Kanıyorum. >> Adam, Evet, endişelenme.死ぬことはないさ サーシャ: うわあ
Las Vegas'tan, oradan buradan, herneyse, kendime, "Endişelenme Chris, herşey çok güzel olacak." diyordum.라스 베가스나 다른 곳에 있는 사람들에게서 부터. "걱정마요 크리스, 이건 정말 제대로 일 거에요" 라는 내용의 엽서들을요.
Las Vegas'tan, oradan buradan, herneyse, kendime, "Endişelenme Chris, herşey çok güzel olacak." diyordum."Maak je geen zorgen Chris, dit zal erg goed zijn."
Las Vegas'tan, oradan buradan, herneyse, kendime, "Endişelenme Chris, herşey çok güzel olacak." diyordum."Não te preocupes, Chris. Isto vai ser mesmo bom".
Las Vegas'tan, oradan buradan, herneyse, kendime, "Endişelenme Chris, herşey çok güzel olacak." diyordum."Ne vous inquiétez pas Chris, ce sera vraiment très bien." OK?
Las Vegas'tan, oradan buradan, herneyse, kendime, "Endişelenme Chris, herşey çok güzel olacak." diyordum.¿Vale?
Las Vegas'tan, oradan buradan, herneyse, kendime, "Endişelenme Chris, herşey çok güzel olacak." diyordum.של החברה האלה בלאס וגאס, מה שלא יהיה, אומרים, "אל תדאג כריס, זה הולך להיות ממש טוב." בסדר?
Las Vegas'tan, oradan buradan, herneyse, kendime, "Endişelenme Chris, herşey çok güzel olacak." diyordum.من أولائك الأشخاص في لاس فيغاس, أو أياً كانوا, و يقولون لي, "لا تقلق يا كريس, سيكون هذا رائعاً حقاً." حسناً؟
Las Vegas'tan, oradan buradan, herneyse, kendime, "Endişelenme Chris, herşey çok güzel olacak." diyordum.「クリス 心配ご無用 これは成功するよ」って 私のデザイン事務所のあり方についての考えを
Layma bir aktivist değildi, üç çocuğu olan bir anneydi. Ama endişelenmekten hasta oluyordu.Η Λάυμα δεν ήταν ακτιβίστρια, ήταν μητέρα με τρία παιδιά και την αρρώσταινε η ανησυχία.
Lisias, şimdi hastanenin dışında. Andre kendi durumundan dolayı Endişelenmektedir.André chắc đang lo lắng về hoàn cảnh của cậu ấy.
Lisias, şimdi hastanenin dışında. Andre kendi durumundan dolayı Endişelenmektedir.Lísias, André est préoccupé par sa situation maintenant qu'il est sorti de l'hôpital.
Lisias, şimdi hastanenin dışında. Andre kendi durumundan dolayı Endişelenmektedir.Lísiasi, André je venku z nemocnice. a dělá si starosti se svojí situací.
Lisias, şimdi hastanenin dışında. Andre kendi durumundan dolayı Endişelenmektedir.Lysias, τώρα έχει πάρει εξιτήριο από το νοσοκομείο ο Andre ανησυχεί για την κατάστασή του.
Lütfen fazla endişelenmeyin.Kérem, ne aggódjon túlságosan.
Lütfen fazla endişelenmeyin.Σας παρακαλώ, να μην ανησυχείτε.
Lütfen fazla endişelenmeyin.من فضلك لا تقلقي
Manyetik alan formülünde vektörel çarpımı da kullanacağız ama endişelenmeyin. -הנוסחה עבור השדה המגנטי מוגדרת באמצעות מכפלה וקטורית, אבל אנחנו לא נתייחס לזה.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Anh nghĩ em không cần lo về chuyện đó
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Darüber musst du dir wahrscheinlich keine Gedanken machen.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Du behöver troligen inte oroa dig om det.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Je hoeft je waarschijnlijk daarover geen zorgen te maken.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Kau tidak perlu khawatir akan hal itu.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Nu cred c-ar trebui sa-ti faci griji in privinta aceasta.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.O to chyba nie musisz się martwić.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Prav gotovo ti za to ni treba skrbeti.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Probabilmente non ti devi preoccupare di quello.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Tu n'as pas à t'inquiéter pour ça.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Μάλλον δε χρειάζεται να ανησυχείς γι'αυτό.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.Тебе, пожалуй, не стоит об этом беспокоиться.
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok..لا أعتقد أنه يجب عليكِ أن تقلقي حول هذا
Muhtemelen bu konuda endişelenmene gerek yok.んっ
Neden, sen bilmiyor musun ki? Bilmiyorum Endişelenmeyin.Có biết không? không biết đừng có lo tớ sẽ cố gắng học hành
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Dimenticate l'olocausto nucleare; dobbiamo preoccuparci delle forchette.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Đừng nghĩ đến sự hủy diệt bằng hạt nhân; cái nĩa chính là điều chúng ta cần quan tâm tới.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Esqueçam o holocausto nuclear. É com o garfo que temos que nos preocupar.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Felejtsék el a nukleáris holokausztot; itt az ideje, hogy a konyhánk miatt aggódjunk.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Glöm bort kärnvapenkrig; det är gaffeln vi måste oroa oss för.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.핵 참화는 잊어버리세요. 우리가 걱정해야 하는 것은 포크입니다.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Lupakan tentang bencana nuklir; garpulah yang harus kita khawatirkan.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Olvídese del holocausto nuclear; es el tenedor de lo que hay que preocuparse.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Oubliez l'holocauste nucléaire; c'est de la fourchette dont nous devons avoir peur.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Uitaţi de distrugerea nucleară; de furculiţă trebuie să ne fie frică.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Vergeet de nucleaire holocaust; we moeten ons zorgen maken om de vork.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Vergessen Sie das Atominferno; es ist die Gabel um die wir uns Sorgen machen müssen.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Zabudnite na jadrový holokaust; obávať sa musíme vidličky.