endişelenme ile cümle
endişelenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Zapomeňte na nukleární holokaust; vidlička je to, s čím bychom si měli dělat starost.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Zapomnijcie o nuklearnym holocauście; to o widelec powinniśmy się martwić.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Ξεχάστε το πυρηνικό ολοκαύτωμα. Αυτό που πρέπει να μας ανησυχεί είναι το πιρούνι.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Забравете атомният холокост, вилицата е това, за което трябва да се грижим.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.Забудьте о ядерном холокосте; обычная вилка - вот о чем надо тревожиться.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.עיזבו את השואה הגרעינית; המזלג הוא שצריך להדאיג אותנו.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.أنسوا المحرقة النووية. إنها الشوكة التي يجب أن نقلق بشأنها.
Nukleer katliamı bir yana bırakın; endişelenmemiz gereken şey buradaki ayrışmadır.気にすべきものといえばフォークです 我々は食資源の使用法を
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Allora smettete di preoccuparvi e continuate a fare la spesa.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Alors cessez de vous inquiéter et continuez à faire vos courses;
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Așa că nu vă mai faceți griji și continuați să cumpărați!
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Así que, deje de preocuparse y siga comprando.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Dus maak je geen zorgen en blijf winkelen.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Jadi berhentilah khawatir dan teruslah berbelanja.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.그러니 걱정일랑 그만두고 계속 쇼핑을 즐기세요.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Mach dir keine Sorgen mehr, gehe weiter einkaufen.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Ngừng lo lắng đi và hãy cứ mua sắm.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Portanto párem de se preocupar e continuem a fazer compras.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Takže sa prestaňte obávať a pokračujte v nákupoch.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Takže se přestaňte strachovat a nakupujte.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Więc przestań się zamartwiać i idź na zakupy.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Έτσι, σταμάτα να ανησυχείς και συνέχισε να ψωνίζεις.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Поэтому перестаньте волноваться и покупайте".
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Така че спрете да се притеснявате и продължавайте да пазарувате.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.Тож припиніть хвилюватися і продовжуйте закупи.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.אז תפסיקו לדאוג ותמשיכו לקנות.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.لذا لا تخافوا واستمروا بالتسوق
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.これはサラ・ペイリンと
Oh, tatlım, sanırım senin endişelenmen için bir sebep yok.Oh, carissimo, non penso tu abbia molto di cui preoccuparti.
Oh, tatlım, sanırım senin endişelenmen için bir sebep yok.Oh, chéri, je pense pas que tu aies de quoi t'inquiéter.
Oh, tatlım, sanırım senin endişelenmen için bir sebep yok.Oh Liebes, Ich glaube nicht, dass du viel zu befürchten hast.
Oh, tatlım, sanırım senin endişelenmen için bir sebep yok.Oh, schat, ik denk niet dat je je daar veel zorgen over moet maken.
Oh, tatlım, sanırım senin endişelenmen için bir sebep yok.Oh, skarbie, nie sądzę żebyś miał się o co martwić.
Oh, tatlım, sanırım senin endişelenmen için bir sebep yok.Ωω, χρυσό μου, δε νομίζω ότι χρειάζεται να ανησυχείς.
Oh, tatlım, sanırım senin endişelenmen için bir sebep yok.Не думаю, что тебе стоит переживать об этом.
Oh, tatlım, sanırım senin endişelenmen için bir sebep yok.あら、でもあたしたちはお尻を気をつけなきゃね!
Okuldakiler öğrenirse diye çok korkuyorum. Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım? Endişelenme.Да излезем на пода!
Önceliğin onlara. Bundan sonra, kuvvetler (üsler) için endişelenmelisin.Når vi har klaret dem, skal vi udregne potenser.
Onların gerçekten yukarıya yükselmişler. Sence endişelenmek için bir neden mi bu? Gerek yokSin duda, han ascendido. ?Crees que debamos preocuparnos? ?Por esa chusma?
Onu arayış çabası da onun içinden izlenmekte. Endişelenmeyin.Не волнуйтесь, если это пока непонятно.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Chiar şi aşa, până recent, nimeni nu s-a îngrijorat în priviinţa spooferelor GPS.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.De hecho, hasta hace poco, nadie tenía en cuenta a estos simuladores.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Ennek dacára, egészen mostanáig, senki nem tartott a GPS spooferektől.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Eppure, fino a qualche tempo fa, nessuno si preoccupava degli spoofer GPS.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.그럼에도 불구하고 최근까지는 아무도 GPS 스푸퍼에 관해 염려하지 않았죠.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Mặc dù vậy, đến tận gần đây, cũng không có ai lo lắng về chiếc máy đánh lừa GPS này cả.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Mesmo assim, até há pouco tempo, ninguém se preocupava com imitadores de GPS.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Mimo tego, do niedawna nikt nie martwił się oszustami GPS.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Néanmoins, jusqu'à il y a très peu de temps, personne ne s'inquiétait des usurpateurs GPS.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.På trods af det, selv indtil for nyligt var der ingen der bekymrede sig og GPS-forfalskere.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Tot zeer kort geleden maakte niemand zich zorgen om gps-spoofers.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Trotzdem hat sich bis vor kurzem niemand Sorgen um GPS-Spoofer gemacht.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Μολαταύτα, μέχρι πολύ πρόσφατα, κανένας δεν ανησυχούσε για τους πλαστογράφους GPS.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Даже так, до недавнего времени, никто не волновался по поводу GPS-обманок.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.До скоро никой не се тревожеше за "Джи Пи Ес спуфър"-ите.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.גם כך, עד ממש לאחרונה, איש לא חשש ממכשירי הטעיית ג'י-פי-אס.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.ومع ذلك ، حتى عهد قريب لم يقلق أحد من مخادع أنظمة الملاحة .
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.誰もGPSスプーファーの心配は していませんでした 複雑すぎ あるいは高価すぎて
Peki ama kimler endişelenmeli?Aber wen sollte das interessieren?
Peki ama kimler endişelenmeli?Ale kdo by se měl zajímat?