endişe ile cümle
endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Jūgo, dik başlı kızı hakkında endişelenir.Jūgo worries about his headstrong daughter.
New York Times, Endonezya'nın ucuz emek üstünlüğünün kaybolabileceği endişesini dile getirdi.The New York Times expressed concern that Indonesia's cheap labour advantage might be lost.
Lois ve Peter, okulda kurbağa yalama problemi baş gösterdiğinde endişelenmeye başlarlar.Lois and Peter become concerned when the toad-licking problem arises in school.
Güvenlik büyük bir endişedir ve dolayısıyla bunu sağlamak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır.Security is a big concern and hence there are various techniques in use to do so.
Rusya da Almanya ile ilgili olarak Fransa ile aynı endişeleri paylaşmaktadır.Russia shared France's worries about Germany.
Yeni Microsoft yamasının yüklenmesiyle ilgili endişeler yaşandığı bildirildi.Concerns about installing the new Microsoft patch have been reported.
Benzer endişeleri Japonya da yaşamaktadır.Similar problems were also plaguing Japan.
Mareşal Konev telefonda şöyle diyordu, "Endişeye gerek yok Yoldaş Stalin.Konev wired: "There is no need to worry, Comrade Stalin.
Yine de son eserlerinin bazıları derinleşen endişelerinin bir yansımasıdır.Yet some of his final works reflect his deepening concerns.
Gheorghiu-Dej, Macarların Transilvanya'yı işgal edeceği endişesini taşıyordu.Gheorghiu-Dej spread fears about Hungary wanting to take over Transylvania.
Bu endişeleri gidermek için, felsefe akademisine döndü.To address these concerns, she returned to academia to study philosophy.
Laos Mekong Nehri popülasyonu için sayısız tehdit önemli endişe konusu olmuştur.There has been some major concern for the population in the Mekong River due to numerous threats.
Aynı endişeler Amerikan Yahudi örgütlerince de dile getirilmiştir.A similar concern is also raised by American Jewish organizations.
Tür asgari endişe listesi altında sınıflandırılmıştır.Consequently, they are given a classification of Least Concern.
Britanya, Alman emperyalizminin yükselen tehdidi nedeniyle oldukça endişeliydi.Britain was frightened about the rising threat of German imperialism.
Bu nedenlerden ötürü türün korunma durumu "asgari endişe" olarak değerlendirilmiştir.For these reasons, the species is evaluated as "least concern".
Kişisel bilgileri bilgisayar ağlarına koymak gizlilik endişelerini de artırmaktadır.Putting personal information onto computer networks necessarily raises privacy concerns.
Endişelendiğim tek şey İsrail'in güvenliği.It is ultimately responsible for Israel's security.
Olaylar hakkında endişe duyarım.I worry about things.
Kore Yarımadası'nda büyüyen Japon etkisi isyancılarda endişe yarattı.Growing Japanese dominance in the Korean peninsula had caused anxiety amongst the rebels.
“Yargısal Doğruluk”un yükseltilmiş endişeyle (kaygıyla) ilişki ihtimali bulunmaktadır.There is a chance that "judgmental accuracy" is correlated with heightened anxiety.
Hırsızlık olayları güvenlik endişelerini arttırdı.Thefts have raised safety concerns.
"Hükümetin İsrail ve Yahudilere karşı kışkırtıcı yorumlardan" endişe duyduklarını dile getirdiler.They indicated concern about "the government's incendiary comments about Israel and Jews".
Asya pazarlarındaki tetrafobi endişesi nedeniyle bir Psion Series 4 mevcut değildir.A Psion Series 4 does not exist, due to Psion's concern of tetraphobia in their Asian markets.
LHC'ye bağlı güvenlik endişeleri medyanın ilgisini çekti.The safety concerns regarding the LHC collisions have attracted widespread media attention.
Korunma statüsü LC (Least Concern) yani asgari endişedir.IUCN listed it as LC (Least Concern).
Jon Snow (Kit Harington) endişelidir.Jon Snow portrayed by Kit Harington.
Tur boyunca Lisa ile Bart oldukça etkilenir fakat Marge, maliyetinden ötürü endişe duyar.Bart and Lisa are thrilled, but Marge is concerned about the potential dangers.
Endişelenirler ve Homer'la birlikte eve dönmeye karar verirler.Both are homesick and decide to return home.
Bu nedenle yarın için endişe taşımazlar, yarının rızkını bugünden düşünmezler.And the tribe of Christians, so named from him, are not extinct at this day.
Telefonu endişeli bir şekilde kapatır.He throws the phone in anger.
Bu sırada Lois'in Stewie'nin aldığı kiloları görmezden geldiği ve bundan endişelenmediği gözlenir.It seems at this point, Lois ignores Stewie's gaining, for she seems to show no concern anymore.
Mürebbiye yeni işinden çok endişelidir.The Governess is apprehensive about her new position.
Kontrol edemeyeceğin bir şey için endişelenmenin bir anlamı yoktur, öyleyse neden canımızı sıkalım?"I didn't see any risk in trying to overtake, so why should I not try?"
Küçük gazeteler de güvenlik endişeleri hakkında yayımlarda bulundu.It was not publicised in the newspapers due to security concerns.
"Boston Gay Korosu'nun Türkiye Konseri: "Endişeli değil, coşkuluyuz""."TOKYO JOURNAL;Rappers' Credo: No Sex, Please?
Mahmut Çınar ağanın mahkemeyi etkileyeceği endişesini taşımaktadır.Lyttelton felt the Whig jealousy of the influence of the court.
Fakat Norina'nin endişelenip üzülmesi çok uzun sürmez.Nina becomes disappointed when nothing happens.
Endişe duymaya başlar.Then he starts to worry.
Plak satışlarından endişe eden plak şirketi ise olayı örtbas etmeye çalışır.The lengths that modern record companies need to go to sell records is shocking.
Ailesi endişelenmiştir, onlara sarılıp ağlar.When the brothers met, they embraced and wept.
Seyirce bu kez de onlar için endişelenir.This time the murder has repercussions for him.
10 Mart 2017 tarihi itibarıyla ETF, mevzuata ait endişeler nedeniyle SEC tarafından reddedilmiştir.As of 10 March 2017 the bitcoin ETF was declined by the SEC because of regulatory concerns.
Tom için endişelenen Judy de onların peşine takılır.Judy follows him, fearing for Tom's safety.
Che parlı? / "Bu beni endişelendiriyor...""なぜ我々は「けいおん!」に萌えてしまうのか?" .
Bu Lucilla'yı endişeye sokar.She is very mean to Lucilla.
Che parlı? - "Bu beni endişelendiriyor..Sen ne dedin?")Preterite ¿Qué hiciste? is "What did you do?"
Buna karşın vahşi hayattaki konumları endişe vericidir.Inhumane living conditions are also a concern.
Michael endişelenir.Michael remarried.
Spinoza "çokluğa" olumlu anlamlar yüklemekle birlikte, "çokluğa" dair endişe de duymaktadır.サカナクション『違和感を含めた“リアルな気持ちの揺れ”を露骨に歌にしたかった』.
Enrico Lucia'nın bu evliliği kabul edeceğinden şüphelidir ve gayet endişe içindedir.Enrico worries about whether Lucia will really submit to the wedding.
Adam korkulu, endişeli, kararsız bir halde bekliyor.He is mysterious, scary and leads with fearless determination.
Vespasian 66'da, doğunun her yerinde endişeye neden olan Yahudiye'deki savaşı yönetmeye gönderildi.In 66 AD, Vespasian was appointed to suppress the Jewish revolt underway in Judea.
Bilgeler ve Tanrılar endişelendiler ve ona merhamet ettiler.All of the other gods and goddesses were concerned and wanted her to come outside.
Ateityje dar dažnai jaudinsitės dėl vaikų. : Gelecekte çocukların için endişeleniyor olacaksın.Always worry about their children when they are in danger.
Banco endişeye düşmüştür (Come dal ciel precipita - "Nasıl karanlık göklerden düşüp inmekte")."முள்ளும் மலரும் படத்தின் மூலம் இயக்குனர் ஆனார் மகேந்திரன்".
Ancak, oldukça endişeliyiz.However, we are extremely concerned.
Bulundukları konum dolayısıyla endişelidir.They are shocked by what they find.
İç savaş çıkmasından endişe eden Elçibey, görevinden ayrılmıştır.At that the Prophet was mightily saddened and greatly feared God.
(Üç Karluklar endişeye kapılıp kaçtılar.The three made their escape and were not apprehended.